Chains türkçesi Chains nedir

Chains ile ilgili cümleler

English: The prisoner is in chains.
Turkish: Tutsak zincirle bağlıydı.

English: He is in chains.
Turkish: O, esaret altında.

English: I watched the film named "Texas Chainsaw Massacre" with my girlfriend yesterday. She was very afraid.
Turkish: Dün kız arkadaşımla birlikte "Teksas Motorlu testere Katliamı" adında bir film izledim. O çok korktu.

Chains ingilizcede ne demek, Chains nerede nasıl kullanılır?

Breaker of chains : Bir sirkte gücüyle zincirleri kırabilen zorlu kişi. Zincirkıran.

Buyer driven commodity chains : Büyük perakendeciler, marka pazarlayanlar, markalı imalatçıların gelişmekte olan ülkeler veya geçiş ekonomilerinde merkezkaç bir üretim ağı kurulmasında anahtar rol oynadıkları genellikle giyim, ayakkabı ve mobilya sanayileri gibi karların, araştırma, tasarım, satış, pazarlama ve mali hizmetlerden kaynaklandığı tüketim malları üretimine yönelik emek-yoğun üretim ağı. Alıcı yönetimli değer zincirleri.

Buyer driven value chains : Alıcı yönetimli değer zincirleri. Büyük perakendeciler, marka pazarlayanlar, markalı imalatçıların gelişmekte olan ülkeler veya geçiş ekonomilerinde merkezkaç bir üretim ağı kurulmasında anahtar rol oynadıkları genellikle giyim, ayakkabı ve mobilya sanayileri gibi karların, araştırma, tasarım, satış, pazarlama ve mali hizmetlerden kaynaklandığı tüketim malları üretimine yönelik emek-yoğun üretim ağı.

 

In chains : Mahk-m. Zincirlere bağlı bir halde. Zincirlerle sınırlanmış bir halde. Zincirler içinde. Tutuklu. Esir. Tutsak. Hapsedilmiş bir halde. Mahkum.

Producer driven commodity chains : Otomotiv, uçak sanayii, bilgisayar, yarı iletkenler, ağır sanayi gibi karların ölçekten ve teknolojik ilerlemelerden kaynaklandığı sermaye ve teknoloji yoğun sanayilerde ulusötesi üreticilerin ileri ve geri bağlantıları içerecek biçimde üretim ağlarının eşgüdümünü sağlamada merkezi bir rol oynadıkları üretim ağı. Üretici yönetimli değer zincirleri.

Chainsmoked : Peş peşe sigara içmek. Birini yakıp birini söndürmek.

Enchains : Meftun etmek. Zincirlemek. Zincirle bağlamak. Zincir ile bağlamak. Zincire vurmak. Kendine bağlamak.

Chainsaw : Elektrikli testere. Motorlu testere. Portatif testere. Bir dairesel (uçları birbirine bağlı) zincir üzerindeki dişleri ile seyyar elektrikli testere.

Unchains : Serbest bırakmak. Zincirini çözmek. Özgür bırakmak. Zincirlerini çözmek.

Chainsaws : Bir dairesel (uçları birbirine bağlı) zincir üzerindeki dişleri ile seyyar elektrikli testere.

 

İngilizce Chains Türkçe anlamı, Chains eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chains ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sequence : Ardıllık. Bir soru ya da görüşme çizinliğine içbütünlük kazandırmak üzere soruların izlediği uygun mantıksal ve özsel sıra. Kesit. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. geniş anlamıyla sahnedeki figürlerin arasındaki boşluklarla ilişki yaratma işlemi. Bölüm. Sıralanım. Birbiri ardından gelme. Gidiş. Sıralamak.

Gyve : Ayak zinciri. Pranga. Bukağı. Zincire vurmak. Ayaklara vurulan pranga. Prangaya vurmak. Prangaya bağlamak.

Confinements : Tutukluluk. Doğum sonrası yatakta kalma süresi. Bağlı kalma (eve veya yatağa). Hapsetme. Hapsedilme. Hapis. Sınırlandırma. Kapatılma. Kapatma.

Genealogies : Soy. Soybilim. Aile tarihçesi. Soy araştırması. Aile kütüğü. Şecere. Soykütük. Soyağacı. Aile şeceresi.

Evolvement : İlerleme. Genişleme. Gelişim. Büyüme. Manevra. Yayılma. İnkişaf. Gelişme. Evrim. Tekamül.

Pedigrees : Asıl. Nesil. Safkan. Safkan evcil hayvan. Nesep. Soy kütüğü. Soyağacı. Cins hayvan. Soy.

Pilloried : Elaleme rezil etmek. Sergi direği. Boyundurukla teşhir etme. Teşhir direği. Boyundurukla sergilemek. Dillere düşürmek. Rezil etmek.

Measuring chain : (arazi) ölçme zinciri. Ölçüm zinciri.

Astriction : Kısıtlama.

Cross timber : Başlık.

Chains synonyms : array, course, headlocks, pillory, series, circumscribing, lineages, geneal, bond, circumscription, bordering, delimitations, batch, successions, circumscriptions, cycle, borderings, clampdown, trammel, clusters, lineage, frequency, catenas, oppressions, gamut, delimitation, batteries, rash, fetter, cycles, oxbows, constraints, sequences.