Chromophobia türkçesi Chromophobia nedir

  • Renklere duyulan korku.
  • Hücrenin hafif boyanma veya hiç boya almama niteliği veya boyanmaya karşı direnç gösteriş hali.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Kromofobi.

Chromophobia ingilizcede ne demek, Chromophobia nerede nasıl kullanılır?

Chromophobe : Boya almaz. Boyanmaz. Lekeyi veya boyamayı reddeden hipofiz bezi hücresi (anatomi terimi). Ön hipofizin boya almayan hücreleri. Güçlükle boyanan veya boya almayan. Kromofob. Zor boyanabilen.

Chromophobe adenoma : Kromofob adenoma. Kromofob adenom.

Chromophobe cells : Kromofob hücreler. Adenohipofizde hücre toplulukların ortasında bulunan, solgun boyanan, ince granüller içeren ve sitoplazmadan fakir hücre tipi, c hücreleri, hipofizin gama hücreleri. bu hücreler köken hücreler olup farklılaşarak çeşitli hücrelere dönüşürler.

Chromophore : Büyücek bir özdeciğin belirli ışıklarını güçlüce soğuran ya da salan özdeciksel topak. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Kromofor. Renkyapan. Renkveren. Renkli odak.

Chromophil : Boyaları abzorbe eden materyal (bir madde, hücre veya doku hakkında). (biyoloji) kromofil. Kromofil.

Endocrinocytus chromophilicus : Hipofiz ön lobunda asit boyanma özelliği gösteren hücreler. bunlar asit boyalarla boyanan ve endokrinositus asidofilikus adı verilen asidofil hücreleryle bazik boyalarla boyanan ve endokrinositus bazofilikus adı verilen bazofil hücrelerden oluşur. Kromofil hücreler.

 

Enterochromophine cells : Vücutta serotonin ve prostoglandinler gibi bir kısım otokoitleri üreterek depolayan mide-bağırsak mukozası hücrelerinin bir tipi. Enterokromafin hücreler.

Chromophile : Boyaları abzorbe eden materyal (bir madde, hücre veya doku hakkında). (biyoloji) kromofili.

Chromophilic substance : Boyayı iyi alan madde. Kromofil madde.

İngilizce Chromophobia Türkçe anlamı, Chromophobia eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chromophobia ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A c syndrom : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c sendromu.

Abamectin : Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç. Abamektin.

Abattoir : Salhane. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Kesimevi. Mezbaha.

Bias : Aklını çelmek. Önyargıyla hareket ettirmek. Bir olgular yığını içinden seçilmiş örneğin yığının gerçek özelliklerine uzak düşmesi. Önyargı. Bir tarafa etki etmek. Bir eksicik borusunda kafesin, alt-üşeğe göre ortalama gerilimi. Saptırım. Yan. Bir gözlem yordamının, işlem tasarımının ya da bunlar aracılığıyla elde edilen gözlemlerin belli özellikler yönünde yan tuması ya da nesnellik gerekircilerinden ayrılması durumu. Sapma.

Prejudice : Zarar vermek. Peşin yargı. Peşin hüküm. Etki altında bırakmak. Önyargı. Önyargı verdirmek. Etkilemek. Önyargılı olmasına neden olmak. Kayırma. Zayıflatmak.

 

Abdominal ovariectomy : Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma. Abdominal ovaryektomi.

Abdomen : Karın. Karnın altı. Batın. Karın (böcek gövdesinde). Böcek gövdesinin alt kısım. Abdomen. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen.

A amplitude mod : Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır. A-mod görüntü.

Abdominal fat necrosis : Karın yağı nekrozu. Karın içi yağ nekrozu.

Abdominal pain : Abdominal ağrı. Karın ağrısı. Göğüs ve leğen arası bölgede biçimlenen, klinik belirtileri hayvan türlerine göre değişebilen ağrı, abdominal ağrı.

Chromophobia synonyms : preconception, a clay, a c deformity, a band, a dna, a crochordon, abdominal distention, abaxial, abdominal palpation.