Citizen türkçesi Citizen nedir

  • Tebaa.
  • Hemşehri.
  • Sakin.
  • Hemşeri.
  • Vatandaş.
  • Bir devletin bağımı altında bulunan kimse.
  • Yurttaş.
  • Uyruklu.
  • Tarih alanında kullanılır.
  • İkamet eden kimse.
  • Bir devlet ya da ulusa mensup kişi.
  • Uyruk.
  • Sivil kimse.

Citizen ile ilgili cümleler

English: Ali is a citizen of the United States.
Turkish: Ali bir Amerika Birleşik Devletleri vatandaşıdır.

English: A passport identifies you as a citizen of a country and allows you to travel to foreign countries.
Turkish: Bir pasaport sizi bir ülkenin bir vatandaşı olarak tanımlar ve yabancı ülkelere seyahat etmene imkan verir.

English: Ali is a loyal citizen of his country.
Turkish: Ali ülkesine sadık bir vatandaştır.

English: A good citizen obeys the laws.
Turkish: İyi bir vatandaş yasalara uyar.

English: Ali considers himself to be a citizen of the world.
Turkish: Ali kendini bir dünya vatandaşı olarak düşünüyor.

Citizen ingilizcede ne demek, Citizen nerede nasıl kullanılır?

Citizen of contractant parties : Paris birliği andlaşması'nı uygulayan ülkelerin uyruğu olan kişi. Anlaşmalı ülkeler uyruğu.

Citizen of the world : Dünya vatandaşı.

Citizen of union : Birlik uyruğu. Paris birliği'ne üye olan bir ülkenin uyruğu.

A citizen of turkey : Türk vatandaşı.

Senior citizen center : Yaşlı insanlar için çeşitli aktiviteler sunulan yer. Yaşlılar merkezi.

 

Canadian citizen : Kanada vatandaşı. Kanada ülkesi (kuzey amerika'da bir ülke) vatandaşı.

Argentinean citizen : Arjantin (güney amerika'nın güneyinde ülke) yurttaşı. Arjantin vatandaşı.

American citizen : Birleşik devletler vatandaşı. Amerikan vatandaşı. Amerikalı.

Albanian citizen : Arnavutluklu (güney avrupa ülkesi). Arnavutluk vatandaşı.

Algerian citizen : Cezayir vatandaşı. Cezayirli (kuzey afrika ülkesi).

İngilizce Citizen Türkçe anlamı, Citizen eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Citizen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tribe : Familya. Aynı dili konuşan ve başka ekin öğelerini de paylaşan birkaç oymaktan, obadan, soptan kurulu ilkel toplum. Sosyoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Aynı dili konuşan, aynı kurumlara, geleneklere, göreneklere sahip, ortak bir yerleşme alanı olan ve ortak bir kökten gelen birkaç jens'in özerk bir toprak üzerinde oluşturdukları budunsal birlik. Meslek grubu. Budun. Boy. Belli bir yerde oturan; dil, ağız ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren; birden çok boy ve köyden oluşan; ata ruhu ya da tanrıya inanan; genellikle bir yönetici ya da kurulca yönetilen; yapısında bulunan köy ve aileler arasında toplumsal, ekonomik, dinsel, kan ya da evlilik bağları bulunan siyasal nitelikteki topluluk, bk. boy, dil, ağız, kültür, köy. krş. topluluk. Aynı sınıftan kimseler.

 

Areopagite : Eski yunanistan'da ölünceye dek yerinde kalmak üzere, en saygın kimseler arasından seçilmiş yüksek yargıç, areopag üyesi. Eski atina'da aeropagus meclisi üyesi. Areopagit. Antik yunan yasa organı areopagus'un üyesi kimse.

Citizenry : Bütün vatandaşlar. Tüm vatandaşlar.

Elector : Seçmen prens. Seçmen. Kutsal roma-germen imparatorlarını seçme yetkisi olan belli sayıdaki alman hükümdarlarının sanı.

Apostle : Önder. Döneklik. Hz isa´nın on iki havarisinden biri. Havari. Apostol. Öncü. Bir hareketin lideri. Dönme. Misyoner.

Calmer : Ağırbaşlı. Durgun. Gürültüsüz. Dinmek (fırtına). Endişesiz. Sakinleştirmek. Esintisiz. Soğukkanlı. Dingin.

Townsmen : Şehirli. Kasabalı.

Calm : Sakinleşmek (deniz). Soğuk. Esintisiz. Gürültüsüz. Soğukkanlı. Yatıştırmak. Huzurlu. Dingin. Durgun. Ağırbaşlı.

Ataraxic : Huzurlu. Gevşemiş. Kaygısız. Sükunetli.

People : İnsanlar. Millet. Kalabalık. Milletler. Halk. Eller. Bir kimsenin yakınları. Belli bir ülkede yaşayan, kan birliği taşıyan, aynı dili konuşan, benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren, ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik (halk terimi aynı zamanda; birbirlerinden dil ve köken bakımından ayrı olan, ama ortak bir devlet yönetimiyle birleşmiş bulunan ahali için de kullanılır. daha geniş anlamda, bir ulusun belli bir çevresi içinde yaşayan bölümü de bu terimle karşılanır: anadolu halkı gibi). Akrabalar. Kimse.

Citizen synonyms : active citizen, private citizen, almanac, vassal, citizens, resident, compatriots, fellow townsman, armistice, residents, repatriate, freeman, fellow countryman, archives, antiquity, axis powers, compatriot, vassals, countrywoman, arcadias, arcadia, canniest, acropolis, countrywomen, nationality, cannier, balmier, shacker, balmy, archon, nationalities, airless, member of the public.

Citizen zıt anlamlı kelimeler, Citizen kelime anlamı

Noncitizen : Vatandaş olmayan kimse. Yabancı ülkeden kişi. Kaçak yabancı. Vatandaşlık almamış kişi. Yurttaş olmayan kimse.

Serviceman : Hizmetçi. Tamirci. Asker. Araba tamircisi. Servis görevlisi.

Citizen ingilizce tanımı, definition of Citizen

Citizen kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a citizen soldiery. A freeman of a city, as distinguished from a foreigner, or one not entitled to its franchises. One who enjoys the freedom and privileges of a city. Having the condition or qualities of a citizen, or of citizens.