Clam türkçesi Clam nedir

Clam ile ilgili cümleler

English: Sea otters love to eat clams while swimming on their backs.
Turkish: Deniz samuru, sırtüstü yüzerken istiridye yemeyi seviyor.

English: Ali ate a bowl of clam chowder.
Turkish: Ali bir kase deniz tarağı çorbası yedi.

English: I am as happy as a clam.
Turkish: Bir istiridye kadar mutluyum.

English: The angry crowd clambered around the police van shouting insults at the suspected paedophile inside it.
Turkish: Öfkeli kalabalık polis minibüsünün etrafını sarıp içindeki pedofili zanlısına hakaretler yağdırdı.

English: The largest kind of clam is the giant clam.
Turkish: Deniz tarağının en büyük türü dev deniz tarağıdır.

Clam ingilizcede ne demek, Clam nerede nasıl kullanılır?

Clam chowder : Deniz tarağı çorbası.

Clam up : Tek bir kelime etmemek. Sesini kesmek. Susmak. Ağzını açmamak. Gıkını çıkarmamak.

Giant clam : Dev istiridye.

Razor clam : Ustura midyesi. Denizçakısı. Solinya. Yassı solungaçlılar (lamellibranchiata) sınıfından uzun, dar ve hafifçe kıvrık kabuklu bir yumuşakça türü.

Clamant : Gürültülü. Yapışkan. Israrlı.

Clammier : Yapış yapış. Islak ve yapışkan. Nemli. Rutubetli. Yaş. Yapışkan. Islak. Soğuk ve nemli. Yapışkan ve soğuk. Nemli ve soğuk.

 

Clamber : Güçlükle tırmanmak. Sarılarak tırmanmak. Tırmanmak.

Clammed : Deniztarağı. Neşeli parti. Şamatalı toplantı. Bir dolar. Deniz tarağı. Midye. Yapışmak. İstiridye. Mengene. İçine kapanık kimse.

Clambake : Plaj pikniği. Kumsal partisi. Midye pişirip yeme eğlencesi.

Clamjamphrie : Beş para etmez kimse. Toplumun alt tabakası.

İngilizce Clam Türkçe anlamı, Clam eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Clam ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clams : Evcil hayvanlarda özellikle sığırlarda, ışılküflerden ileri gelen ve insanlara da bulaşabilen ilkel mantar hastalığı.

Note : İşaret. Belge. İşaretlemek. Pusula göndermek. Belirti. Fatura. Bir sesin konumu ve perdesi ile biçimi ve süresini gösteren işaret. Bir görüşmede yanıtlayıcının yaklaşımı, görüşme ortamı ve duruma eşlik eden koşulları belirtmek üzere görüşmecinin tuttuğu kısa yazım. Senet. Farketmek.

Clamp : Kıskaç. Kelepçe. Mengene ile sıkıştırmak. Yığın. Ambar (yeraltı). Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Işıldakları borulara ya da ışık köprüsüne, panoları birbirine tutturmakta kullanılan halka. Bir aygıtı bir yere sağlamca tutturmak için kullanılan gereç. bir gaz ya da sıvı akışını, bunların içinden geçtiği lastik boruları sıkıştırarak kabaca denetleyebilen gereç. Sıkıştırmak. Küme.

Giant clam : Dev istiridye.

Geoduck : Kral deniz tarağı. Kuzey amerikada yenebilen bir istridye.

Clamps : Kenet. Ambar (yeraltı). Kıskaç. Yığın. Küme. Kelepçe.

 

Cleave : Bölünmek. -den ayrılmamak. Bağlı olmak. Delmek. Çatlamak. Yarılmak. İkiye ayrılmak. Açmak. Sadık kalmak.

Scallop : Tarak kabuğu şeklinde kesmek. Tarak (istiridye benzeri canlı). Deniz kabuğu şeklinde desen. Tarak kabuğu şeklinde süslemek. Tarak kabuğu şeklinde oya. Deniz kabuğu şeklinde süslemek. Tarak. Tarak kabuğunda fırınlamak. Tarak kabuğu şeklinde yapmak.

Adhering : İltihak etmek. Üyesi olmak. Bağlı olmak. Bağlı kalmak. Girmek. Katılmak. Bitiştirmek. Bağlanmak.

Clam synonyms : banker's bill, mya arenaria, quahog, round clam, teredinid, soft shell clam, shipworm, tridacna gigas, quahaug, venus mercenaria, hard shell clam, federal reserve note, mercenaria mercenaria, jackknife clam, steamer clam, government note, one dollar bill, long neck clam, pelecypod, dollar bill, knife handle, hard clam, oysters, bank bill, crampon, adheres, dollar, mussels, crampoon, bivalve, cleaving, introverts, bank note.

Clam zıt anlamlı kelimeler, Clam kelime anlamı

Spread : Bölmek. Açmak. Kenara çekilmek. Dağıtmak. Açıklık. Kurmak (sofrayı). Sermek. Kar oranı. Sirayet etmek (hastalık). Sapma (balistik).

Clam ingilizce tanımı, definition of Clam

Clam kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A crash or clangor made by ringing all the bells of a chime at once. To clog, as with glutinous or viscous matter. To adhere. Moisture. A bivalve mollusk of many kinds, especially those that are edible. To cause to clang. To be moist or glutinous. To stick. As, the long clam (Mya arenaria), the quahog or round clam (Venus mercenaria), the sea clam or hen clam (Spisula solidissima), and other species of the United States. The name is said to have been given originally to the Tridacna gigas, a huge East Indian bivalve. Claminess. To produce, in bell ringing, a clam or clangor.