Coffee table türkçesi Coffee table nedir

  • Kahve masası.
  • Fiskos masası.
  • Çay masası.
  • Rahle.
  • Sehpa.

Coffee table ile ilgili cümleler

English: Ali put the tray down on the coffee table.
Turkish: Ali tepsiyi sehpanın üstüne koydu.

English: Ali picked the envelope up off the coffee table.
Turkish: Ali sehpadan zarfı aldı.

English: Ali found his missing shoe under the coffee table.
Turkish: Ali kayıp ayakkabısını sehpanın altında buldu.

English: Ali put his feet up on the coffee table.
Turkish: Ali ayaklarını sehpaya koydu.

English: Ali put the magazine on the coffee table.
Turkish: Ali dergiyi sehpanın üzerine koydu.

Coffee table ingilizcede ne demek, Coffee table nerede nasıl kullanılır?

Coffee : Kahve. Kahverengi. Kahvehane. Kıraathane.

Table : Keste. Görüşmeyi veya tartışmayı ileri bir tarihe bırakmak (bir tasarı veya mesele hakkındaki). Sofra. Ertelemek. Üzerinde masatopu oynamağa yarayan, uzunluğu 274 cm., genişliği 152,5 cm., yerden yüksekliği 76 cm. olan, üstü koyu donuk boyalı, kenarlarına oyun alanını belirten 2 cm. kalınlığında beyaz çizgiler çekilmiş masa. Tablo. Çizelge. Masa. Birbiriyle ilgili verilerin toplu ve düzenli sunumu. Her öğesi, hiçbir belirsizlik söz konusu olmadan bir ya da birkaç dizin sayısı ile belirtilebilen bir veri dizisi.

 

Coffee bar : Kafeterya. Kafe. Kahve ve içecek satış büfesi.

Coffee bean : Çekirdek kahve. Kahve. Kahve çekirdeği.

Coffee beans : Kahve çekirdeği. Çekirdek kahve.

Coffee berry : Kahve çekirdeği.

İngilizce Coffee table Türkçe anlamı, Coffee table eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coffee table ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Easel : Çizi gerecini, alıcının düzeyinde tutan destek. Ressam (takımyıldızı). Ressam sehpası. Çizi desteği. Şövale. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Scaffold : İskele (inşaat). İş iskelesi. Yapı iskelesi. Darağacı. Kromozom çatısı. İskele. Yapı iskelesi kurmak. Platform (idam mahkumlarının başının kesildiği yüksek). Yazılım programlamada mvc tasarım deseni için kullanılan model ve görünüm katmanlarını oluşturmak için kullanılan araç.

Trestlework : Payandalı yapı. İskele işi. Sehpa (köprü). Viyadük.

Faldstool : Katolik rahiplerin ayinlerinde diz çöküp dua ederken üstüne yaslandıkları özel bir çeşit tabure. Küçük sandalye.

Tripods : Üçayak. Üçayak sehpa. Üç ayaklı iskemle. Tripod. Üç ayaklı. Fotoğraf sehpası. Üç ayaklı sehpa.

Stands : Desteklemek. İhtiyaç duymak. Ayağa kalkmak. Devam etmek. Dayanmak. Durmak. Göğüs germek. Dikilmek. Üstlenmek. Tribün.

Horses : Süvari birliği. At. Atgiller. Beygir. Memeliler (mammalia) sınıfının, toynaklılar (ungulata) üst takımının, tek parmaklılar (perissodactyla) takımından, vücut yapılan ince ve çevik, orta parmakları çok gelişmiş, diğer parmakları küçülmüş ve kaybolmuş, vücutları kıllarla kaplı, bacakları uzun, otçul türleri olan bir familya. Atlar. Aygır. Eroin.

 

Horse : Binme, yük çekme kadar, sirklerde gösteri hayvanlarının, başında gelen, toynaklıların tek parmaklı altakımından olan hayvan. Eroin. Tek parmaklılar (perissodactyla) takımının, atgiller (equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür. Aygır. Oynamak. At. Atlama beygiri. İskele sıpası. Biyoloji, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Zoolojik sınıflandırmada equidae ailesinin equus cinsinden olan at türüne verilen genel ad, hippos.

Tea table : Çay sehpası.

Stillage : Dip suyu. Ayak.

Coffee table synonyms : horsing, trestle, horsed, trestles, reading desk, lecterns, lectern, easels, tripod.