Coherency türkçesi Coherency nedir
- Bağdaşıklık.
- Uygunluk.
- Ekonomi alanında kullanılır.
- Ahenk.
- Yapışma.
- İltisak.
- Tutarlık.
- Bağdaşım.
- Tutarlılık.
- Eş fazlı olma.
- Uyum.
- Uyumluluk.
Coherency ingilizcede ne demek, Coherency nerede nasıl kullanılır?
Coherency hardening : Bağdaşım sertleşmesi.
Incoherency : Anlam bozukluğu. Anlaşılmazlık. Anlamsızlık. Anlatım bozukluğu. İfade bozukluğu. Tutarsızlık. Bağdaşmazlık.
Semicoherency : Yarıbağdaşım. Yarıbağdaşıklık.
Coherence : Vargılarla öncüller arasındaki sıkı tutarlılık ya da kanı ve tutumlar arasındaki uyarlı birlik. Tutarlık. Yapışma. Tutunum. Uyarlılık. İnsicam. Uyum. Ahenk. İltisak. Uygunluk.
Group coherence : Küme tutarlılığı. Kümeölçümde karşılıklı çekim sayısının tek yönlü çekim sayısına oranı olarak belirtilen tutarlılık.
Coherent precipitation : Bağdaşık çökelme. Koheran presipitasyon.
Coherent light : Eşevreli ışık. Koherent ışık. Bağdaşık ışık. Işıncıkları hep bir evrede olan ışık. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.
Incoherenceency : Manasızlık.
Coherent oscillator : Evreuyumlu salıncak. Koherent osilatör. Eşevreli osilatör. Evreuyumlu salıngaç. Eşevreli salıngaç. Başka birine göre değişmez bir evre bağımlılığı olan salıngaç.
Coherent : Uyumlu. İnsicamlı. Yapışık. Tutarlı. Eşevreli. Mantıklı. Yapışıcı. Uygun. Koherent. Kararlı girişim örnekçesi oluşturmak için, girişen dalgaların kaynaklarında evre birliği sağlanmış olması.
İngilizce Coherency Türkçe anlamı, Coherency eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Coherency ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Compatibleness : Geçimlilik. Uygun olma. Başka öğelerle kombinasyon halinde kullanılabilme yeteneği (makine, bilgisayar). Bağdaşabilirlik. Birlikte uyumlu bir biçimde var olabilme yeteneği.
Cohering : Yapışan. Tutmak. Eş fazlı olmak. Tutarlı olmak. Bağlantılı olmak. Yapışmak.
Adaptation : Kademe kademe farklılaşan çevre şartlarına uyabilmek için canlıların gösterdikleri kapasite; organizmanın çevresine uyumu ile oluşan bir evrim olayı. adaptasyon. çeşitli uzaklıklardaki cisimleri net olarak görebilmek için göz merceğinin gösterdiği değişiklik. akomodasyon. reseptörlerin farklı uyartılara karşı gösterdikleri uyum. Duruma uyma. Uyarlama işiyle uğraşan kimse, yazar. Gözün, görme alanının ışıklılık ya da renk koşullarına alışması. bu alışmanın sonunda varılan durum. ışıklılığın birkaç cd/m² den çok ya da büyüklüğün yüzde birinden az olmasına göre aydınlığa uyma (alışma) ya da karanlığa uyma (alışma)-dan söz edilir. Sinema için hazırlanmamış bir metni sinemaya uygun biçime sokma. sinema için hazırlanmış olan bir özeti, oyunluğun daha sonraki aşamalarına doğru geliştirme. İntibak. Tiyatro için hazırlanmış bir yabancı oyunu, yöresel koşullar gözönüne alınarak uygun biçimde kendi diline çevirmek, çıkartmalar ve eklemeler yapmak. örn. moliere'in scapin'in dolapları'nın ayyar hamza'yı çevrilmesi. bir romanı ya da öyküyü sahne içinde yeniden düzenleme, derleme. Bireyin çevresel koşul ve etkenleri benimseme ya da çevreyle bütünleşme durumu. Uyma. Uyarlayıcı.
A priori theoretical criteria : Öncül kuramsal ölçüt.
Advisableness : Münasiplik. Akla uygunluk. Tavsiye edilebilirlik. Mantıklılık.
Balances : Bilanço. Balans. Denklik. Kalan. Denge. Ruhsal denge. Terazi. Bakiye.
A error : A-hatası.
Bond : Bir özdecik oluşumunda iki öğeciğin kimi dış eksiciklerinin ortaklaşa kullanımı ile ya da eksicik alışverişi ile sağlanan bağlanım. Birleşmek. Kamu ve özel kesim tarafından değişken veya sabit faizli, kupon ödemeli ya da iskontolu olarak çıkarılan bir yıldan uzun vadeli borç senedi. krş. bono. Atom ya da yükünlerin, bağımsız moleküller oluşturmasını sağlayan kuvvetlerden doğan etkileşim türü. (durgun elektriksel etkileşimlerin oluşturduğu yükünsel bağ, elektron ortaklaşmasından doğan ortaklaşma bağı gibi türleri vardır.). Belirli miktar paranın, belirli bir vade sonunda ödeneceğini gösteren, üzerinde düzenleme yeri veya ödeme yeri ifadelerinden en az birinin bulunduğu bir yıldan kısa vadeli borç senedi. krş. adi senet, tahvil. Birleştirmek. Örmek (duvar). Tutturmak. Resmi. Bağlanma.
Stability : Sarsılmazlık. Sağlamlık. Bir nesnenin ya da bir dizgenin bir dış kuvvet etkisiyle ayrıldığı denge durumuna geri dönme eğilimi. Muvazene. Dayanıklılık. Sahneye oyun koymada tasarımın öğelerinden biri; sahne oylumunun oyuncular yoluyla değerlendirilmesi. Kararlılık. Kalımlılık. İstikrar.
Abc method : Yaklaşık bootstrap güven yöntemi. Abc yöntemi.
Coherency synonyms : balance, chime, compatibilities, a priori information, abadir test, accretions, comprehensibility, acceptability, a priori probability, consistences, a b model, a posteriori criteria, adjustment, relevances, suppleness, accord, accommodation, cohesiveness, cohesion, constancy, adhesion, a level, appositeness, adherence, capacitations, abel blanchard model, accomodation, adhesions, a posteriori information, connectedness, concerting, coherence, agreeableness.
Coherency zıt anlamlı kelimeler, Coherency kelime anlamı
Discontinuity : Fasıla. Özdekte ya da bir işlevde sürekli olmama özelliği. Gelişme sürecinin ve değişmelerin niteliksel biçimde belirmesi. Ara. Bk. süreksizlik. Süreksizlik. İnkıta. Fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kesiklilik. Kesik olma.
Disconnectedness : Bağlantısızlık. Kesiklik. Bağlı olmama durumu. Tutarsızlık. Bağlantısız olma durumu. Kopukluk.
Incoherence : Evre-dışılık. Evreuyumsuzluk. Bağdaşmazlık. Aralarında sürekli bir evre bağlılığı sağlanamayan dönemsel değişimlerin niteliği. Bkz.incoherency. Dikişsiz konuşma. Tutarsızlık. Anlaşılmazlık. Anlamsızlık.
Coherency antonyms : incomprehensibility.

Bu kısımda Coherency kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Coherency ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Coherency anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Coherency ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.