Compilers türkçesi Compilers nedir

Compilers ingilizcede ne demek, Compilers nerede nasıl kullanılır?

Compiler building system : Derleyici yapım sistemi. Derleyici yapımı dizgesi. Derleyici yapımı sistemi.

Compiler code : Derleyici kodu.

Compiler generator : Derleyici üreteci. Derleyici üreteç.

Compiler level language : Derleyici düzeyli dil.

Compiler manager : Derleyici yöneticisi.

Compiler pass : Derleme geçişi. Derleyici geçişi.

One pass compiler : Tek geçişli derleyici.

Crosscompiler : Çapraz derleyici. Çapraz-derleyici.

Compiler : Redaktör. Derleyici. Çeşitli bilgileri ve parçaları bir araya getiren kişi. Uyarlayıcı. Derleyen. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Bir izlenceleme dilinde yazılmış kaynak izlence komutlarını, bilgisayarca okunup makine dili komutlarından oluşan amaç izlenceye dönüştürmeyi amaçlayan karmaşık bir çeviri izlencesi, örn. burroughs 6800 ya da ıbm 370/145 bilgisayar dizgesinin cobol derleyicileri. Derleyen kimse. Uyarlama işiyle uğraşan yazar.

Conversational compiler : Etkileşimli derleyici. Konuşan derleyici.

İngilizce Compilers Türkçe anlamı, Compilers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Compilers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Roll up : Harekete geçmek. Çıka gelmek. Çıkagelmek. Birikmek. Sıvamak. Araba ile gelmek. Yanaşmak. Toplanmak. Dürmek. Gelmek.

 

Stash away : Gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak. Güvenli bir yere gizlemek. İyi bir yere saklamak. Zulada saklamak. İleride kullanmak üzere bir kenara koymak. Saklamak. İleride kullanmak için saklamak. Gelecek için saklamak.

Scrape : Gıcırdatarak çekmek. Kıt kanaat geçinmek. Raspa etmek. Zar zor geçinmek. Güç durum. Gıcırtı yapmak. Sürtünmek. Kılpayı kurtarmak. Sıyrık. Kazıyarak temizlemek.

Pile up : Yığılmak. Bindirmek. Kaza yapmak. Haşat etmek. Biriktirmek. Karaya oturmak. Yığmak. Kayalara çarpmak. Birikmek. Karaya oturtmak.

Catalogue : Katalog. Ardarda olaylar dizisi. Katalog hazırlamak. Kataloğunu hazırlamak. Liste. Listelemek. Listeye almak. Katalog yapmak. Kataloglamak. Olaylar dizisi.

Bale : Suyunu boşaltmak (kayık). Kuru ot, saman ve yünlerin makineyle sıkıştırılıp bağlanmış durumu, denk. Denk yapmak. Denk. Denek. Balya yapmak. Kayığın suyunu boşaltmak. Paraşütle atlamak. Balya.

Lay in : Saklamak. Dövmek. Depolamak. İleride kullanmak üzere bir kenara koymak. Gelecek için saklamak. Sağlamak. Stoklamak. Zulada saklamak. Ev donatmak. Biriktirmek.

Corral : Toparlamak. Büyükbaş koyun ağılı. Toplamak. Ağıl. Yakalamak. Konak yeri. Çevresi çitle sarılı büyükbaş koyun ağılı. Tutmak. Kuşatmak. (bir yere) sokmak.

Scratch : Kazımak. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Cızırdamak. Çizik. Çekilmek. Acele ile yazmak. Filmin yüzünde, yabancı cisimlerden ya da filmin pürüzlü yerlere sürülmesinden oluşan, çizintiden daha derin olan sıyrık. Karalamak. Karalama. Eşelemek.

 

Accumulate : Yığmak. Yığılmak. Çoğalmak. Biriktirmek. Birikmek. Toplamak. Toplanmak.

Compilers synonyms : stack away, hive away, cobble up, cobble together, compiler, scrape up, assemblers, make, parsers, anthologise, fund, run up, anthologize, assembly, lump, store, compose, catalog, hoard, come up, catch, collect, assembler, parser, chunk, salt away, amass, put in, compiling, pull in.