Roll up türkçesi Roll up nedir

Roll up ile ilgili cümleler

English: Roll up your right sleeve.
Turkish: Sağ elbise kolunu yukarı çek.

English: Roll up your sleeves and get busy.
Turkish: Kollarını sıva ve işe giriş.

English: Roll up your sleeves.
Turkish: Kollarınızı sıvayın.

English: Roll up your sleeve, please.
Turkish: Kolunu sıva, lütfen.

Roll up ingilizcede ne demek, Roll up nerede nasıl kullanılır?

Roll : Tomar yapmak. Soymak (sarhoş vb). Çevirmek. Şakımak. Bir tüzel kişiliğin, denetim veya yönlendirme işlerini gerçekleştiren kişi veya kişiler. bir tüzel kişilikte çalışanların yüklendiği yetki ve sorumlulukları sayı, nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge. Gümbür gümbür çalmak. Gitmek (araba). Ağzında yuvarlayarak söylemek. Sallamak. Sarmak.

Roll back : Düşürmek. Değişiklikleri kaldırmak. Ucuzlatmak. Daha düşük bir fiyat tespit etme. Düşman savunmasını zayıflatma. Tesirsiz hale getirme. Tutarı geriye çekme. Aşağı çekmek (fiyat).

Roll call : İsmen sayma. Yoklama alma. Yoklama. İsim yoklaması. Öğrenci yoklaması. Askerlik yoklaması. Verilmiş bir ders, işlenmiş bir konu ya da tamamlanmış bir ünite ile ilişkili olarak öğrencilerin başarı durumlarını anlamak için ders öğretmenince yapılan kısa süreli, küçük sınav. bk. sözlü yoklama, yazılı yoklama. öğrencilerin derste (derslikte, işlikte, uygulamada) bulunup bulunmadıklarını anlamak için yapılan araştırma. Asker yoklaması.

 

Roll in : Tortop olmak. Yatağa girmek. Kıvrılıp yatmak. Oluk gibi akmak. Belleğe getirmek. Yağmak. İçinde yüzmek. Yığınla gelmek. Çok para tutmak (pahalı vb).

Roll mark : Hadde izi.

İngilizce Roll up Türkçe anlamı, Roll up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Roll up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Agglomerates : Yığışma. Yığma. Toplamak. Bir araya toplamak. Bir araya getirmek. Toplama.

Collapse : Çökme. Çöküş. Sönmüş, çökmüş. Güçten düşme. Çöküntü. Ani düşüş. Yıkım. Başarısızlık. Çökertme. Kollaps.

Bedaubed : Karalamak. Bulamak. Kirletmek. Lekelemek. Bulaştırmak. Sürmek.

Revolved : Döndürmek. Devretmek. Etrafında dönüp dolaşmak. Dönmek. Düşünüp taşınmak. Devir yapmak. Düşünmek. Etrafında dönmek. Çevirmek.

Bowl : Lambanın altına yerleştirilen, kupa biçimindeki yayıcı, kırıcı ya da yansıtıcı. Kriket top atmak. Kase. Top (bowling vb.). Leğen. Yolunda gitmek. Tas. Dokuz kuka oyunu. Yuvarlamak. Şaşırtmak.

Accumulate : Çoğalmak. Toplamak.

Accumulating : Biriktirerek. Biriken. Toplamak. Birikmiş. Biriktirme.

Drop : Alçaltmak. Söylemek. Düşmek. Kesmek. İlişkisini kesmek. Alçalmak. Düşüş. Dalmak. Düşürmek.

Bedaubing : Bulamak. Bulaştırmak. Sürmek. Kirletmek. Karalamak. Lekelemek.

 

Gang : İş postası. Çete. Şebeke. Grup. Arkadaş türkümü. Takım. Posta. Ekip. Sürü.

Roll up synonyms : be along, trundling, congregate, make a move, agglomerating, trundle, turned up, appear, erupting, bedaubs, trundles, come alongside, birl, hit the deck, conglomerated, cumulates, erupts, awake, congest, accosts, bind, cumulate, fold up, gang up, attained, trundled, bundling, accedes, drawn up, collapses, come together, approaches, cumulating.