Lay in türkçesi Lay in nedir

  • Biriktirmek.
  • Dayak atmak.
  • İleride kullanmak üzere bir kenara koymak.
  • Zulada saklamak.
  • Gelecek için saklamak.
  • Stoklamak.
  • İleride kullanmak için saklamak.
  • Sağlamak.
  • Saklamak.
  • Depolamak.
  • Dövmek.
  • Çok kazanmak.
  • Ev donatmak.

Lay in ile ilgili cümleler

English: He lay in agony until the doctor arrived.
Turkish: Doktor gelinceye kadar acı içinde yattı.

English: One thousand buildings lay in ruins.
Turkish: Binlerce bina harabelerde yatıyordu.

English: Ali lay in bed staring up at the ceiling.
Turkish: Ali tavana bakarak yatakta yatıyordu.

English: He was ill, so he lay in bed all day long.
Turkish: O hastaydı, bu yüzden tüm gün boyunca yatakta uzandı.

English: I lay in bed thinking about everything that had happened that day.
Turkish: Yatakta o gün olan her şeyi düşünerek yatarım.

Lay in ingilizcede ne demek, Lay in nerede nasıl kullanılır?

Lay : Şarkı sözü. Sevişme. Konum. Örmek (tuğla). Durum. Şarkı. Saldırmak. Sermek. Yüklemek (suç). Kaymak.

In : İçeri. Tutulan. Gelmiş olan. Da. İçinde. Halinde. Olarak. İçine. De. İktidardaki.

Lay in an ambush : Pusu kurmak.

Lay in ashes : Kül olmak. Olduğu yerde yanmak.

Lay in ruins : Mahvetmek.

Lay in stocks : Stok yapmak.

Lay in stock : Stok yapmak.

İngilizce Lay in Türkçe anlamı, Lay in eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Lay in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beat up : Yenmek. Tekme tokat girişmek. Fena halde pataklamak. Çırpmak. Toplamak (askeri terim). Hırpalamak. Pataklamak. Külüstür. Hücum etmek.

Lay up : Yataklık etmek. Turnike. Yığmak. Bakıma almak. Toplamak. Turnpike. Kızağa almak.

Clobber : Eşek sudan gelinceye kadar dövmek. Yenmek. Haklamak. Marizlemek. Eleştirmek. Sürekli ve acımasız saldırılar yapmak. Öldüresiye dövmek. Pataklamak. Eşek sudan gelene kadar dövmek.

Garner : Tahıl ambarı. Toplamak. Elde etmek. Stok. Almak. Kazanmak. İstiflemek.

Arm : İnsan ve bazı hayvanlarda omuzla bilekler arasında kalan kısmı. Destek olmak. Silahlandırmak. Askeri kuvvetlerin bir kolu. Giysi kolu. Otorite. Dal. Silahlamak. Koltuk kolu. Savaşa hazırlamak.

Stock : Sınırları belirli olan bir su kütlesindeki su ürününün miktarı. Yığmak. Şirket sermayesinin birbirine eşit paylara bölünmüş dilimlerinden her birini temsil eden ve yasalarla belirtilen esaslara göre düzenlenmiş olan değerli kağıt. Stok etmek. Kızak (gemi). Malzeme. Üremesi için (bir yere) koymak. Yığı. Hammadde. Payanda.

Accumulates : Yığmak. Çoğalmak. Toplanmak. Yığılmak. Toplamak. Birikmek.

Carry : Taşıyıcılık yapmak. Elde. Kaldırmak. Yayımlamak. İletmek. Başarı kazanmak. Ulaşmak. Büyülemek. Getirmek.

Chastise : Sopa çekmek. Dayakla cezalandırmak. Yerden yere vurmak. Acımasızca cezalandırmak. Suçlamak (ağır biçimde). Acımasızca suçlamak. Azarlamak. Ağır biçimde suçlamak.

Lay in synonyms : collect in, cumulating, cloaking, chastised, cumulated, cater, hoarded, make a killing, drift, buying up, garnering, blind, assuring, backed up, chastises, build up, carries, bosom, beating up, stock up, amasses, garnered, pile, lay down, forestalled, bastinadoes, bastinado, bastes, hoard, buy up, stored, amass, garners.