Concentration türkçesi Concentration nedir
- Belli bir oylumdaki ya da belli ağırlıktaki çözeltide çözünen özdek tutarı.
- Radyoaktif artıkların buharlaştırma, çöktürme ve külleştirme işlemleriyle, hacimce küçültülmesi.
- Dikkati bir noktada toplama.
- Yığma.
- Teksif.
- Çözünen madde miktarının çözen madde miktarına oranı.
- Bir çözeltinin birim oylumuna düşen ortalama özdecik sayısı.
- Yoğunlaştırma.
- İnsanların ve uygulayım ürünlerinin, insanın ve doğanın temel gereksinmelerin karşılanmasına elverişli koşulları yaratmış olduğu yerlerde toplanması süreci.
- Birim oylumdaki mol ya da eşdeğer ağırlık sayısı türünden çözünenin ağırlık ya da oylumca yüzdesi.
- Yoğunlaşma.
- Bir oluşumun toplanma ve birikme durumu.
- Toplanma.
- Hacim küçültme.
- Tahşit.
- Toplanım.
- Yığışım.
- Toplaşım.
- Derişiklik.
- Bir çözücüdeki çözünen madde miktarını belirtmede kullanılan bir terim. yoğunluk.
- Konsantrasyon.
- Yoğunluğun ya da bolluğun artması.
- Toplama.
- İktisadi etkinliklerin büyük bir kısmının en büyük birkaç firma tarafından denetlenmesi.
- Fizik, kimya, uzay, iktisat, nükleer enerji, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
- Derişme.
- Nüfusun ve ekonomik etkinliklerin belli yerleşim yerlerinde ya da kent özeklerinde toplanması süreci.
- Bir araya getirme.
- Derişim.
Concentration ile ilgili cümleler
English: The concentration of ascorbic acid in the tablet is very low.
Turkish: Tablet içinde, askorbik asid konsantrasyonu çok düşüktür.
English: When were Jews first sent to the concentration camps?
Turkish: Yahudiler toplama kamplarına ilk ne zaman gönderilmişlerdi?
English: Many Japanese-Americans were sent off to concentration camps during World War II.
Turkish: Birçok Japon Amerikalılar 2.Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarına gönderildi.
English: Chess helps improve reading and concentration.
Turkish: Satranç okumayı ve konsantrasyonu geliştirmeye yardım eder.
English: Tom's grandfather was a concentration camp survivor.
Turkish: Tom'un büyükbabası bir toplama kampı kurtulanıydı.
Concentration ingilizcede ne demek, Concentration nerede nasıl kullanılır?
Concentration area : Nüfusun ve ekonomik etkinliklerin giderek artan oranda toplandığı, hızla kalabalıklaşan yerleşim yeri. Temerküz sahası. Yoğunlaşım bölgesi.
Concentration camp : Temerküz kampı. Toplama düşergesi. Tecrit kampı. Toplama kampı. Tevkif kampı.
Concentration cell : Konsantrasyon pili. Elektrokimyasal tepkimeyi veren özdeğin derişim ayrımından oluşan pil türü. Konsantrasyon pili. Derişim pili. Derişim gözesi.
Concentration gradient : Yoğunluk farkı. Birbirine bitişik iki alan arasındaki özel maddelerin yoğunluğunda oluşan farklılık, yoğunluk gradyanı. Yoğunluk gradyanı. Derişim eğimi. Konsantrasyon gradyanı. Derişim farkı. Konsantrasyon gradyeni.
Concentration of attention : Dikkati odaklama. Stanislavski oyunculuk dizgesinde, oyuncunun bütün dikkatini dış eyleme vermesi ve imgelemi ile bu eylemi pekiştirmesi işlemi.
Minimal bactericidal concentration mbc : Mbc. En düşük bakteri yok edici konsantrasyon.
Concentration ratio : Konsantrasyon oranı. Yoğunlaşma oranı. İki değişkenin birlikte değişimini veren yığışımlı bir sıklık dağılımında, bir değişkene ilişkin gözlem değerlerine göre öteki değişkenlere ilişkin gözlemlerdeki toplanmayı sayısal olarak ölçmek üzere başvurulan ve iki değişkene (p ve q) ilişkin gözlem değerleri arasındaki ayrımlar toplamının ilk değişkene (p) ilişkin değerler toplamına oranı olarak bulunan değer. Toplanma oranı.
Concentration of powers : Güçlerin birleşmesi. İktidarın toplanması. Kuvvetlerin birleşmesi. Yetkinin toplanması. Kuvvetler temerküzü.
Concentration polarization : Yoğunlaşma polarizasyonu. Konsantrasyon polarizasyonu. Derişim ucaylaması.
Auswitch concentration camp : Auswitch toplama kampı.
İngilizce Concentration Türkçe anlamı, Concentration eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Concentration ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Condensations : Yoğuşturma. Koyulaşma. Buğu. Kümeleme. Kısaltma. Sıvılaşma. Koyulaştırma. Buğulaşma.
Aggregation : Birleştirme. Küme. Agregasyon. Kümelenme. Hücrelerin yuvarlaklaşması ve üzüm salkımı biçiminde bir araya toplanması. birleştirme, toplayıp yığma, kümelenme, kan pulcuklarının kümelenmesi gibi. Sosyete teşkil etmeyen bir türün bireylerinin bir yerde toplanması. Toplanma, bir araya gelme, kümeleşme. saldırı, canlılar arasında beslenma, çiftleşme, yuva alanının korunması gibi savunma, korku veya rekabetle ilgili davranışlar. Yığın.
Hydrogen ion concentration : Hidrojen yükünü derişimi. Hidrojen iyonu konsantrasyonu.
Molarity : Bir litre çözeltideki çözünük özdem sayısı. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Özdemlilik. Molarlık. Molarite. Bir litre çözeltideki çözünen maddenin mol gram sayısı, molar çözelti, molar konsantrasyon, m. 1 litre çözeltide çözünen özdeğin mol sayısı.
Thickening : Katılaşma. Yoğunlama. Koyulaşma. Kalınlaşma. Kalınlaştırma. Kıvamlaştırma. Katılaşmış yer. Şişlik. Koyulaştırma.
Accumulations : Birikim. Yığın.
Agglomerates : Yığılmak. Bir araya getirmek. Yığmak. Toplamak. Yığışma. Bir araya toplamak. Toplanmak.
Titre : Kertelemek. Titre etmek. Titre. Titre etme. Kıkırdama. Bir solüsyondaki reksiyonun tamamlanması için gereken madde miktarı (kimya).
Compaction : Sıkıştırma. Derleyip toplama. Sıkıştırılmış olma durumu. Tıkızlaştırma. Kompaksiyon. Kısaltma. Sıkıştırmak. Sıkışma.
Assemblages : Montaj. Toplantı. Kalabalık. Meclis.
Concentration synonyms : molal concentration, spatial arrangement, stacking, casting up, association, density, aggregations, consolidation, federalizations, condensing, intensification, agglomeration, molality, conglomeration, saturating, amounting to, splicing, aggregate, tightness, agglomerations, amassment, batching, agglomerate, masonry, enhancing, colligation, federalisation, agglutination, chunking, aggregating, compactness, titer, binding together.
Concentration zıt anlamlı kelimeler, Concentration kelime anlamı
Distribution : Bir ekonomide belirli bir dönemde elde edilen toplam gelirin; emek, sermaye, doğa ve girişimciden oluşan üretim faktörlerine, ücret, faiz, kira ve kar biçiminde dağıtılması. Dağılma. Düzenleme. Coğrafyanın, doğal ya da insana değgin olayların yeryüzüne dağılış ve yayılışlarını göz önüne alan temel ilkelerinden biri. Bölüşüm. Rol dağıtımı. Yaygın olma. İlaçların kandan, doku ve organların içine yayılması. Bölüştürme. Bir değişkene ilişkin gözlem ya da verileri, değişkenin çeşitli değer ya da seçeneklerine göre dağıtan toplu sergileme..
Dilution : Cansızlaştırma. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Nispi kayıt. Seyreltme. atlara kepek lapası hazırlama, köpeklerde yal veya bulamaç, kuru pancar posasının ıslatılarak yedirilmesi, süt ikame yemlerinin sulandırılması işlemi gibi yemlerde nem oranını değiştirme yöntemi, ıslatma. Sulandırma. Hisse senetlerinde artış olduğu takdirde hisse başına karın azalışı ya da hisse başına zararın artışı. Özsermayenin zayıflatılması. Yoğun çözeltilerden daha düşük konsantrasyondaki çözeltilerin hazırlanması için sulandırma veya seyreltme işlemi, dilüsyon, sulandırma. Eriyik. Su karıştırma.
Weakening : Güçsüzleşme. Zayıflık. Zayıflatıcı. Zayıflatma. Zayıflama.
Concentration ingilizce tanımı, definition of Concentration
Concentration kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Concentration. The act or process of concentrating. The process of becoming concentrated, or the state of being concentrated.

Bu kısımda Concentration kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Concentration ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Concentration anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Concentration ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.