Confluences türkçesi Confluences nedir

Confluences ingilizcede ne demek, Confluences nerede nasıl kullanılır?

Confluence analysis : Eş-gidiş çözümlemesi.

Confluence : Irmakların birleşmesi. Birleşme. Birlikte akma. Bir arada akma. Kesişme noktası. İki akarsuyun karşılaşıp birbirlerine karıştıkları nokta. Kalabalık. Kavşak. İzdiham.

Confluens : Konfluens. Birleşme, kavşak, toplanma yeri. Toplak.

Confluent : Birlikte akan. Birbirine karışan. Akarsu kavşağı. Birleşen. Bir başka akarsuyla birleşen akarsu. Bitişik mukozit. Birbirine karışan akarsu. Birbirine akarak birleşen (akarsu vb). İki akarsuyun birbirine karıştığı, birinin ötekine eklendiği yer.

İngilizce Confluences Türkçe anlamı, Confluences eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Confluences ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cohesion : Bağıntı. Bağlılık. Fizik, kimya, jeoloji alanlarında kullanılır. Sıvı ya da katı tanecikleri bir arada tutan kuvvet, erke. Bir topluluk ya da kümeyi oluşturan bireyler arasındaki -bütünlüğü sağlayan-güçlü bağlılık. Uyum içinde olma. Özyapışkanlık. Tutarlık. Türdeş yapışma.

 

Interchanges : Birbirinin yerine geçmek. Takas. Değiştirme. Değiştokuş etmek. Değiş tokuş etmek. Değiştirmek. Yer değişmek. Takas etmek. Değişme.

Crush : Sıkıştırarak ezmek. Ezmek. Araç ile çiğnemek. Parçalanmak. Ufalamak. Basmak. Sıkmak. Kahretmek. İtişmek.

Coalitions : Güç birliği. Koalisyon. Ortakyönetim. Geçici birleşme. Karma hükümet. İttifak.

Blend : Harman. Karışmak. Harman etmek. Geçişme. Karıştırmak. Karmak. Karışım. Harmanlamak. Uyum sağlamak.

Crossway : Kesişme. Dört yol ağzı. Bağlantı noktası.

Stampeded : Korkutarak dağıtmak. Kaçışmak. Ayaklandırmak. Panik halinde kaçmak. Zorlamak. Panik yaratmak. İzdiham yaratmak. Bir grubun çılgınca kaçışmasına yol açmak. Çil yavrusu gibi dağılmak.

Merging : Karışmak. Kaynaşık mal. Ekonomi, jeoloji alanlarında kullanılır. İki ya da daha çok ortaklığın bir araya gelmesi, birleşerek bir ortaklık kurmaları. Başka başka doğrultulu kıvrımların birbirine yaklaşması. Katılma. Birleşmek. Girişim. İki kıvrımlı dağ dizgesinin birbirleriyle kaynaşması.

Association : Yer, zaman, neden, etki ve sonuç bakımından aralarında birlik, benzerlik ya da karşıtlık gibi ilişkiler bulunması dolayısıyle düşüncelerin kendiliğinden birbirini ansıtması olayı. ruhsal etkinlikler ve durumlar arasında kurulan görevsel ilişkiler. Arkadaşlık. Ekonomik ya da yasaların yasaklamadığı diğer konularda kurulmuş olan örgüt. Çağrıştırma. İşbirliği. Toplaşım. Tekizlerin eklenmesiyle çoğuz birleşiklerin oluşumu. Bağlaşı. Birliktelik. Ocak.

Associativity : Birleşme özelliği. Koalisyon. Birleşirlik. Bağlantılı davranış.

 

Confluences synonyms : conflux, cohort, alliance, cross road, squeeze, concourse, junctions, concurrences, junction, squash, crossing point, adjunction, amalgamation, bond, congestion, intersection point, congested, intersections, alliances, armies, interchange, army, gearshifts, concurrence, cross roads, intersection, coming together, point of intersection, jct, crossing, concourses, cohorts, multitudes.