Consolidating türkçesi Consolidating nedir

Consolidating ingilizcede ne demek, Consolidating nerede nasıl kullanılır?

Consolidation : İki firma ya da şirketin, hukuki varlıklarını sona erdirerek, yeni yasal unvan altında bir araya gelmeleri sonucu, her türlü varlık ve yükümlülüklerin yeni oluşturulan firmaya devredilmesi ya da bu iki firmadan birinin diğerine katılması. Birleştirme. Katılaşma. İktisat, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Toplulaştırma. Birleşme. Sağlamlaştırma. Yerel yönetimlerin, özeksel yönetime, ona bağlı çeşitli kuruluşlara olan süresi dolmuş borçlarının uzunca bir süre için ertelenerek devletçe güvenceye bağlanması. bk. erteleyim. Yoğunlaştırma. Konsolidasyon.

Consolidation statement : Konsolidasyon durumu.

Consolidations : Takviye. Sertleşme. Konsolide etme. Sağlamlaştırma. Borçları birleştirme. Konsolidasyonlar.

Consolidative : Birleştirici.

Anisotropic consolidation : Anizotrop konsolidasyon. Eşyönsüz pekleşme. Anizotropik konsolidasyon. Anizotrop.

Consolidated budget : Konsolide bütçe. Genel ve katma bütçeli idarelerin ödenekleri toplamından, genel bütçeden katma bütçeli idarelere yapılan hazine yardımlarının düşürülmesiyle tanımlanan ve 2006 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı kanunla birlikte merkezi yönetim bütçesi olarak adlandırılan bütçe.

 

Reconsolidations : Tekrar konsolide etme. Yeniden bir araya getirme.

Consolidate : Birleşmek. Birleştirmek. Sağlamlaşmak. Güçlendirmek. Vadesini uzatmak. Pekiştirmek. Toplamak. Katılaştırmak. Pekişmek. Takviye etmek.

Multiple consolidation ranges : Çoklu birleştirme aralıkları.

Reconsolidation : Tekrar konsolide etme. Yeniden bir araya getirme.

İngilizce Consolidating Türkçe anlamı, Consolidating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Consolidating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Reinforce : Donatmak. Kuvvetlendirmek. Güçlendirme yapmak. Güçlendirmek. Desteklemek. Berkitmek.

Encourages : Özendirmek. Yüreklendirmek. Gayretlendirmek. Korumak. Desteklemek. Teşvik etmek. Cesaret vermek. Cesaretlendirmek.

Binderies : Birleştirici. Ciltevi. Ciltçi. Cilt evi. Mücellithane. Bağlayıcı.

Compounding : Anlaşmak. Çözmek. Taksitle ödemek. Uzlaşmak. Takipten vazgeçmek. Artırmak. Örtbas etmek. Bileşik hazırlama. Bileştirme.

Clenches : Sıkıştırmak. Kenetlemek. Tutmak. Yummak (yumruk). Sıkmak. Kavramak. Sıkıca yakalamak. Sıkmak (yumruğunu veya dişlerini). (diş veya yumruk) sıkmak.

Consolidate : Katılaştırmak. Pekişmek. Güçlenmek. Sağlamlaşmak. Birleşmek.

Cements : Güçlendirmek. Çimentolamak. Betonlamak. Yapıştırmak.

Batten : Üst lamba dizisi. Tiriz çekmek. Sahne yukarısından makaralarla indirilip çıkartılabilen genellikle iki parmak çapında çelik çubuk. bk. askı. Semirtmek. Tıkınmak. Tirizlerle. Tirizlerle donatmak veya sağlamlaştırmak. Tirizlerle sağlamlaştırmak. Sırtından geçinmek. Şişmanlamak.

 

Amass : Biriktirmek. Bir araya getirmek. Bir araya gelmek. Yığmak. Top olmak. Biraraya getirmek.

Establishes : Yapmak. Kurmak. Belirlemek. Saptamak. Tesis etmek. Oluşturmak. Koymak. Kanıtlamak. Kabul ettirmek.

Consolidating synonyms : add, aggregations, agglutinate, merger, bonding, firm up, clench, battened, encourage, integration, bindery, assure, amalgamations, adding up, combining, assembles, cemented, entrenches, affiliate, accumulate, reinforced, compact, extend the time, enforce, confirm, fortify, ally, agglomerating, add up, agglomerates, entrench, binding together, affiliation.

Consolidating zıt anlamlı kelimeler, Consolidating kelime anlamı

Decentralization : Adem-i merkeziyetçilik. Yerinden yönetim. Ademi merkezileştirme. Ademi merkezileşme. Görev dağılımı. Özeksizleştirme. Adem-i merkeziyet. Özeksiz yönetim. Yürütme erkinin belli ölçülerle özeksel yönetim ile yerel yönetim birimleri arasında bölüşülmesini ve bir bölüm yetkilerin yerel birimler eliyle kullanılmasını gerektiren yönetim anlayışı. bu anlayışın başat olduğu yönetim biçimi. bk. yerel yönetim. Sorumluluğun dağıtılması.

Disintegrative : Bütünleyici olmayan. Birleştirici olmayan. Küçük parçalara bölünmeye eğilimli.