Contemporaneousness türkçesi Contemporaneousness nedir

Contemporaneousness ingilizcede ne demek, Contemporaneousness nerede nasıl kullanılır?

Contemporaneous correlation : Eş zamanlı ilgileşim.

Contemporaneous impact matrix : Eş zamanlı ilketki dizeyi.

Contemporaneous : Eş zaman. Eşzamanlı. Aynı zamanda olan. Çağdaş. Eş yaşlı. Özdeş zamanda oluşmuş kayaçlar, ya da özdeş zamanda olmuş olaylar. Muasır. Yaştaş.

Contemporaneously : Eşzamanlı olarak. Çağdaş olarak. Eş zamanlı olarak.

Contemporaneously exogenous variable : Eş zamanlı dışsal değişken.

Contemporaneously homoscedastic : Eş zamanlı tekdeğişirlilikli.

İngilizce Contemporaneousness Türkçe anlamı, Contemporaneousness eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contemporaneousness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Co occurrence : Eşdizimlilik. Birlikte bulunma. Birliktelik. Birlikte gerçekleşme.

Conjunction : Birlik. Birleşim. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Aynı zamanda yer alma. Konjonksiyon. Birleşme. Bağlaç. Rastlantı. Söz içinde birden çok kelimeyi kelime grubunu veya cümleyi birbirine bağlayarak aralarında çeşitli yönlerden ilgiler kuran görevli kelimeler. bazı bağlaçlar, bağladıkları ögelerden önce veya sonra tekrarlanarak da kulanılırlar: ile, ve, de, hem… hem, ne… ne, de… de, gerek… gerekse, olsun… olsun; ya, yahut, ya da, veya, ya…ya, mi…mi, ister…ister, ama, fakat, lakin, yalnız, ancak, bununla birlikte, şu var ki, yine de, bir…bir, kimi…kimi, bazen…bazen, kah…kah…, hatta, bile, üstelik yani, demek ki, böyle ki, başka bir deyimle; ki, kim; gerçekten, nitekim, halbuki, oysa; çünkü, zira; buna göre, bundan dolayı, bu sebeple, bunun üzerine bunun için öyleyse; ta ki, diye; eğer, şayet, yoksa, illa, o takdirde; aksi halde vb. örnekler: biz de güçsüzüz ama iyimseriz (kemal tahir, yol ayrımı, s. 235). arkası bana dönük olduğu için göremem ama budala gülme hep dudağındadır. (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 2, s. 232) ya devlet başa ya kuzgun leşe. anlayışlı fakat hazırlıksız bir kimse. hem kel hem fodul. ya anlat yahut da yazılı olarak getir. demek ki, senin anlattığın kadarından da fazlaymış. teşrinler geldi, lüfer mevsimi başlayacak yahut nisandayız. boğaz sırtlarında erguvanlar açmıştır, diye düşünmek, yaşadığımız anı efsaneleştirmeye yetişir. (a. h. tanpınar, beş şehir, s. 145). “ne bir ayak sesi hanın boş, loş, sessiz, ölü sofalarında gezindi, ne de bir kapı gıcırtısı duydum” (s. f. abasıyanık, bütün eserleri, s. 181). zengin mi fakir mi bilmiyorum o mu yoksa öteki mi gelecek “on yedisinde ya var, ya yoktu”. (y. kemal, ortadirek, s. 358). Birbirine birleştirilmiş.

 

Up to dateness : Modernlik. Güncellik.

Modernness : Bozukluk. Modernlik. Çağcıllık. Asrilik.

Coincidence : Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Yinelenen bir olguda eşanlı olma hali. Tesadüf. Çatışma. Eşanlık. Rast. Rastlantı. Denk gelme. Uygunluk. Çakışma.

 

Modernism : Yenilik. Çağcılık. Asrilik. Muasırlık. İlericilik. Modernizm. Modernlik. Yenilikçilik. Çağcıllık.

Currency : Değer. Sürümdeki para. Mütedavil para. Tedavül. Para birimi. Devir. Satakta sürümde bulunan kağıt ve madeni para. Geçerlik. Dolaşım.

Concurrence : Aynı olma (fikir). Kesişme noktası. Fikir birliği. Uyuşma. Zamanlaması rastlama. Eş zamanlılık. Kesişim. Mutabakat. Uygun görme. Söz birliği.

Modernity : Yenilik. Çağcıllık. Modernite. Modernlik. Asrilik.

Contemporaneity : Eşzamanlılık.

Contemporaneousness synonyms : modern, currentness.

Contemporaneousness zıt anlamlı kelimeler, Contemporaneousness kelime anlamı

Contemporaneousness antonyms : nonmodern.