Convenient time türkçesi Convenient time nedir

  • Bir kişinin programına uygun olan zaman.
  • Uygun bir zaman.
  • Rahat olan bir zaman.

Convenient time ile ilgili cümleler

English: Mary was annoyed when Ali turned up unannounced, because it wasn't a convenient time for her.
Turkish: Ali habersiz döndüğünde Mary rahatsız oldu, çünkü onun için uygun bir zaman değildi.

English: It's not a convenient time to speak about that, is it?
Turkish: Onun hakkında konuşmak için uygun bir zaman değil, değil mi?

Convenient time ingilizcede ne demek, Convenient time nerede nasıl kullanılır?

Convenient : Müsait. Pratik. Ulaşması kolay. İşe yarar. Kullanışlı. Elverişli. Münasip. Uygun. Rahat. Yakın.

Time : Zaman. Zamanlama yapmak. Ayarlamak. Defa. Önel. Süre. Kurmak. Vakit. Süre tutmak. Zamanlamak.

Convenient stock : Elverişli stok. Ticari olarak satış sınırları içinde veya kanunların izin verdiği asgari ölçülerden büyük olan balıkların, stoktaki sayıları ve ağırlığı, sabit stok. Sabit stok.

Conveniently : Kolayca. Rahatça. Uygun olarak. Rahatlıkla.

A long time : Uzun müddet. Uzun süre.

Access time : Bilgisayarın istenilen veriyi sağlaması için harcanan zaman dilimi. Erişim zamanı. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Erişim süresi. Erişim anı. Ana bellekte ya da doğrudan erişimli yardımcı bellekte adresi bilinen bir sözcük ya da tutanaktaki veriyi elde etme süresi. Erişme süresi.