Cosets türkçesi Cosets nedir

  • Koset.
  • Eşküme.
  • Bir kümenin verilen bir öğesinin verilen bir altkümenin tüm öğeleri tarafından ikiye katlanarak elde edilen daha büyük bir küme içindeki alt grup (matematik).

Cosets ingilizcede ne demek, Cosets nerede nasıl kullanılır?

Left coset space : Sol koset uzayı. Sol eşkümeler uzayı.

Double coset : İkil eşküme. Çift koset.

Left coset : Sol eşküme. Sol koset.

Right coset : Sağ eşküme. Sol eşküme.

Coset : Koset. Bir kümenin verilen bir öğesinin verilen bir altkümenin tüm öğeleri tarafından ikiye katlanarak elde edilen daha büyük bir küme içindeki alt grup (matematik). Eşküme.

Cosec : Eşkesenlik. Bir üçgenin iki tarafının oranı (trigonometri).

Arc cosecant : Eşkesenlik yayı. Ark kosekant. Arccsc fonksiyonu.

Cosecant : Eşkesenlik. Csc fonksiyonu. Kosekant.

Coseismal : Kosismal. Deprem dalgasının aynı anda birden fazla yerde etkili olduğunu gösteren çizgi. Deprem dalgalarının aynı anda birkaç yeri vurduğunu gösteren çizgi. Deprem şoku tarafından aynı anda etkilenmiş olan yerleri gösteren noktaları birleştiren çizgi.

Cosecant antenna : Kosekant anteni.

İngilizce Cosets Türkçe anlamı, Cosets eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cosets ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Physical value : Üretilen malların ağırlık, hacim ve uzunluk cinsinden ifadesi. Fiziksel değer. Fiziki değer.

Charge : Suçlamak. Yüklemek (enerji veya elektrik). Bir yoğunlaç ya da akımsaklar üzerinde toplanmış erke. Kredi kartından almak. Çevresinde kıvıl alan yaratan, artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği, niceliği. Uyarmak. Tembihlemek. Kanunla belirlenen bazı kamu hizmetlerinden yararlanma karşılığında alınan vergi. Üzerine atmak. Şarj etmek.

Marketing cost : Pazarlama masrafları. Pazarlama masrafı. Satış masrafı.

Price : Fiyatını belirlemek. Paha. Değer biçmek. Karşılık. Değer. Eder. Bir birim mal, hizmet ya da üretim faktörü ile satın alınabilecek para miktarı, diğer bir deyişle bir birim mal, hizmet ya da üretim faktörünün parasal değeri. Fiyatlandırmak. Bir mal ya da işin para ile olan değişim değeri. paranın mal birimini kapsayan eder. Bedel.

Handling charge : Yükleme boşaltma masrafları. İndirme bindirme masrafları. Hammaliye masrafları. Para transferi yapma işlemi için alınan ücret. İşlem masrafları. Bankalar arası işlem gerçekleştiren kişi tarafından alınan komisyon.

Ransom money : Fidye.

Portage : Taşıma yeri. Nakliye. Hamallık. Taşıma ücreti. Nakliyat. Taşıma vergini. Nakliye yolu. Nakletme. Navlun. Taşıma.

Terms : Ara. Fiyat. Ücret. Şartlar. Koşullar. Vadeler. Anlaşma koşulları. Yakınlık. Samimiyet. Şartlar (kontrata ait).

Outgo : Geçmek. Yenmek. Aşmak. Masraf. Sarfiyat. Üstün gelmek. Gider. Harcama.

Cosets synonyms : reproduction cost, borrowing cost, coset, disbursal, replacement cost, outlay, expenditure, set back, damage, cost overrun, capital expenditure, be, cost of living, put back, handling cost, production cost, unit cost, payment, opportunity cost, knock back, distribution cost, spending, disbursement, ransom, expense.

 

Cosets zıt anlamlı kelimeler, Cosets kelime anlamı

Nonpayment : Adem-i tediye. Bir borcu ödememe. Ödememe. Tediye etmeme. Ödemesiz. Ödeme yapmama. Ademi tediye.

Income : Üretim etkinliklerine katılan üretim faktörlerinin yaratılan hasıladan bölüşüm sonunda aldıkları pay. emek faktörünün işlendirilmesinden sağlanan maaş, ücret, bahşiş, prim; finansal araçlardan sağlanan faiz, kar payı gibi sermaye getirileri; taşınmaz ve topraktan sağlanan kira, rant; iş göremezlik, çocuk desteği; sağlık, işsizlik sigortası ve emeklilik gibi sosyal güvenlik kapsamındaki transfer ödemeleri ile şans oyunları vb. kaynaklardan elde edilen para miktarı. Kazanç. Gelir. Bütçe. Rant. Bk. gelir gelir getiren taşınmaz. Kar. Varidat. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Her tür hak ve işlerle taşınır ve durağan mallardan sağlanan yararlar. (aylık, ürem, kira, özel gelir vb. gibi).

Obviate : İzale etmek. Karşılamamak. Bertaraf etmek. Halletmek. Önlemek. Çare bulmak. Üstesinden gelmek. Çözmek. Yetmemek. Gidermek.