Coupling factor türkçesi Coupling factor nedir

  • Mitokondrilerde oksidatif fosforilasyonda ya da kloroplastlarda fotosentezde, elektron taşıma sisteminde atp sentezi için gerekli bir grup protein. mitokondrilerdeki kapling faktörü 1, f1-atpaz olarak da adlandırılır.
  • Kapling faktörü.
  • Bağlaşım faktörü.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Coupling factor ingilizcede ne demek, Coupling factor nerede nasıl kullanılır?

Coupling : Çiftleşme. Kaplin kenetlenme. Ek bileziği. Bilgisayar, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Kuplaj rakor. Eşleme. Birliktelik. Bağlayan. Kancalama. Kenetleme.

Factor : Faktör. Değişken. Etmen. Biyolojik, iklimsel, besinsel vb. olabilen ve bir etki yapan herhangi bir ajan. bir biyokimyasal olayda görev yapan, henüz tamamıyla tanımlanmamış bir madde ya da etken. çoğunlukla tanımlandıktan sonra da kullanılmaya devam edilir ya da ayrıca isimlendirilir. Aracı kuruluş. Karmaşık bir yapı içinde örgütlenmiş olan oluşumların temel bileşenleri sayılan ve çeşitli ölçerlerle elde edilen ölçümlerin aralarında bağıntılı olmasını sağladığı tasarlanan ana öğelerden her biri. bk. etken çözümlemesi. Eleman. Unsur. Çarpan. Kalıtımsal özellik taşıyan gen.

Coupling aperture : Kuplaj açıklığı.

Coupling arm : Kavrama kolu.

Coupling bolt : Kaplin civatası. Bağlama civatası. Bağlama cıvatası.

 

Coupling box : Kavrama kovanı.

İngilizce Coupling factor Türkçe anlamı, Coupling factor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coupling factor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aardvark : Yerdomuzu. Yer domuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Karınca yiyen. Borudişli.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Aardvarks : Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yerdomuzu. Yer domuzugiller.

 

Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

Coupling factor synonyms : a cells, abiotic environment, aardwolf, a site, abambulacral area, acacia.