Courtship türkçesi Courtship nedir

  • Biyoloji, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Flört.
  • Karşıt cinsten bireyler arasında birbirine yaklaşma ve bir birleşmeyi başlatma türü.
  • Kur.
  • Kur davranışı.
  • İltifat.
  • Kur yapma.
  • Çiftleşmeden önce gözlenen üremeyle ilgili etkinlik.
  • Hayvanlarda çiftleşmeden hemen önceki çok gelişmiş davranış kalıpları.

Courtship ingilizcede ne demek, Courtship nerede nasıl kullanılır?

Courtship dance : Sevi oyunu. Genç kızlarla delikanlıların birbirleriyle tanışma, anlaşma, sevişme ve kız kaçırma olaylarını canlandıran halk oyunu. bk. oyun, halk oyunu. krş. evlenme oyunu, erfik oyunu.

Courtship tale : Sevi masalı. Bir yiğidin elde etmek istediği kıza yaptığı sevgi gösterileriyle, yaşadığı serüvenleri uzun uzadıya anlatan masal türü. bk. kurtarım masalı, aşk masalı, edinim masalı.

Courtships : Kur yapma. Kur. Flört. İltifat.

Courts martial : Divanı harp. Askerı mahkeme.

The judgement and courts basic law : Mahkemeler ve davaları ve yargılamaları ile alakalı temel yasa. Yargılama ve mahkemelerin temel yasası.

Court costs : Mahkeme yargılama giderleri. Muhakeme masrafları. Mahkeme yargılama gideri. Mahkeme masrafları. Masarifi muhakeme.

Court below : Bidayet mahkemesi. İlk derece mahkemesi (hukuk terimi). İlk yargılık. Asliye mahkemesi. Alt mahkeme.

 

Courts : Mahkemeler. İstemek. Kur yapmak. Aranmak. Yaltaklanmak. Davet etmek.

Court day : Mahkeme tarihi. Duruşma günü.

Court case : Dava.

İngilizce Courtship Türkçe anlamı, Courtship eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Courtship ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bundling : Sepetlemek. Kundaklamak. Gruplama. Desteleme. Çıkınlama. Paket satış. Acele ettirmek. Bohçalama. Çıkındaki destek. Paket yapma.

Attention : İnsanın bilme ve uygulama devinimlerini, kendiliğinden ya da istençli olarak belli bir nesne ya da eylem üzerinde toplamasını ve bu nesne ya da eylemin bilinç alanına getirilmesini anlatan bir ansal durum. Bakım. Belli bir noktaya odaklanma. İtina. Duygu ve düşüncenin bir konu ya da sorun üzerinde toplanması, zihnin uyanık bulunması durumu. Dikkat. Aldırış. Bir algıyı güçlendirmek üzere ansal süreçlerden bir kesit üzerinde toplanma, yoğunlaşma gücü. Yoğulum. Bilgisayar, eğitim, jimnastik, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Parler : Yeterli. Vasat. Başa baş. Denge. Normal. Ortalama. İtibari değer. Eşitlik. Başabaş olma.

Girlfriends : Kız arkadaş. Manita. Sevgili.

Kudo : Saygınlık. Beğeni bildirisi. İhtişam. Şan. Övme ifadesi. Övgü. Ödül. Övme. Onurlandırma (çoğu kez çoğul şekilde kullanılır: kudos). Beğeni.

Courtesy : Teveccüh. Nezaketen parasız verilen şey. İncelik. Nezaket. Kadınlara özgü dizleri bükerek öne doğru eğilip selam verme hareketi. Hürmet. Kibarlık. Dizleri bükerek yapılan selamlama hareketi. Sarayda görgü kuralları.

Prayer : Namaz. Temenni. Duacı. Gücüyle başaramadığı bir dileğini gerçekleştirmek isteyen birey ya da toplumun, doğaüstü güç, nesne ya da varlıktan sözlü ya da yazılı gelenek yoluyla öğrendiği, genellikle belirli bir yapı ve uyumla söylenen ya da içten yinelenen dinsel nitelikli sözlerle yardım istenmesini içeren eylemli ya da eylemsiz dilek. bk. sözlü gelenek, adak yapmak. Niyaz. Tek kişinin ya da din adamlarınca yönetilen tapınmaya, kutsamaya ve dinsel törene katılan kişilerin; yüce varlıkların, doğaüstü güçlerin yardım ve acımalarını sağlamaları, onları yumuşatmaları için seslenişleri, yakarışları. Dua okuma. İbadet eden kimse. İbadet.

 

Mounting : Kurgu. Mikroskobik inceleme için lam üzerine yerleştirilen ince doku kesitinin üzerini, koruma ve yapıştırmak amacıyla kanada balsamı, entellan ve benzeri saydam maddeyle örtme, montaj. Monte etmek. Kapatma. Montaj. Kur-tak. Monte etme. Altlık. Bir makinenin parçalarını, yerli yerine koyup, işleyecek duruma getirme işlemi.

Sugar : Şekerim. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Para. Genel olarak tatlı olan ve suda çözünen monosakkaritler ile disakkaritlere verilen ad. (halk dilinde şeker olarak bilinen özdek, bir disakkarit olan sakkarozdur.). Tatlı sözler etmek. Şeker katmak. Kompliman. Kompliman yapmak. Şeker koymak.

Par : İtibari kıymet. Yeterli. Vasat. Nominal değer. Eşitlik. Ortalama. Normal. Başa baş. Denge. İtibari değer.

Courtship synonyms : flirt, complimented, addresses, ploughing, spooning, courtesies, flirts, flirtations, kindnesses, wooing, kind treatment, courtships, bouquets, rate, plowing, appeal, flirting, entreaty, dalliance, pars, bouquet, exchange rate, compliment, boyfriends, politeness, suit, girlfriend, courting, flirted, complimenting, kindness, boyfriend, course.

Courtship ingilizce tanımı, definition of Courtship

Courtship kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of paying court, with the intent to solicit a favor.