Covar türkçesi Covar nedir

Covar ingilizcede ne demek, Covar nerede nasıl kullanılır?

Covariance : Eşdeğişkenlik. Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ortak değişinti. Eşdeğişirlik. (istatistik) aynı ortalama zaman diliminde değişmeleri için iki değişkenin değişim ölçümü. Ortak değişim. Ortak değişiklik. Kovaryans. İki tesadüfi değişkenin ortalama değerlerine göre birinci çarpım momenti, ortak değişim. Ortakdeğişke.

Covariance analysis : Eşdeğişirlik çözümlemesi.

Covariance estimator : Eşdeğişirlik tahmincisi.

Covariance matrix : Kovaryans matrisi. Eşdeğişirlik dizeyi. Ortak değişinti matrisi.

Covariance matrix estimation : Eşdeğişirlik dizeyi tahmini.

Covariance stationary process : Kovaryansça durağan süreç. Eşdeğişirlik durağan süreç.

Covariance restricted estimation : Eşdeğişirlik kısıtlı tahmini.

Covariance transformation : Eşdeğişirlik dönüşümü.

Covariance stationary time series : Eşdeğişirlik durağan zaman serisi.

Covariance stationarity : Eşdeğişirlik durağanlığı.

İngilizce Covar Türkçe anlamı, Covar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Covar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mask : Bir saydam resmin zedelenmesini önlemek ve saydam resim göstericisinde kolaylıkla kullanılmasını sağlamak amacıyla, ortasına yerleştirildiği mukavva ya da yoğruktan çerçeve. Tel başlık. Kılıçoyunu vuruşma ve yarışmalarında başı ve yüzü korumak için takılan, önü örgülü çelik telden, üstü yanları ve çenealtı bölümü deri, kösele, ya da plastikten yapılmış bir korunma aracı. Maske. Gizlemek. Alçı yüz kalıbı. Bilgisayar, bilişim, eskrim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Maske ile örtmek. Yüz kalıbı. Başka bir damgalar örüntüsündeki kesimlerin alıkonulması ya da atılmasını sağlamak üzere kullanılan bir damgalar örüntüsü.

 

Clapboard : Bindirme. İnce kaplama tahtası. Tahta kaplamak. Çekim tahtası. Ahşap. Padavra. Tahta kaplama. Fıçı tahtası. Siper tahtası. Kaplama tahtası.

Spritz : Sıvı fışkırtmak. Püskürtmek. (spreyle bir sıvıyı) püskürtmek.

Blacklead : Grafit.

Carpet : Örtmek. Karpet. Halı. Yol. Kilim. Halı döşemek. Azarlamak. Kaplamak. Keçe. Haşlamak.

Bark : Yelkenli üç direkli gemi. Kabuğunu soymak. Kabuk. Havlama. Gemi. Havlamak. Öksürük. Öksürmek. Bağırmak.

Wrap : Paketlemek. Paket yapmak. Sargı. Sarmalamak. Sarınmak. Sermek. Dolamak. Koymak. Paketlenmek. Örtü.

Foil : Namlusu dörtgen kesitli oluksuz ve ince, balçağı (çelgiliği) delici kılıca göre daha küçük; namlu ucundaki elektrikli düğmesi yuvarlak ve tırtıllı; 500 gr. ağırlığında 110 cm. uzunluğunda yalnız dürtüş yapmaya elverişli, üç kılıçoyunu savutundan biri. Set çekmek. Dürtücü kılıç. Sır. İtmek. Engellemek. Eskrim kılıcı. Folyo. Sır (ayna). Başarmasına engel olmak.

Apply : İlgisi olmak. Aygıtları kullanmak. Uygun olmak. Başvuruda bulunmak. Aletleri kullanmak. Başvurmak. İlgili olmak. Etkili olmak. Koymak.

 

Feather : Kuşların vücutlarını örten çeşitli yapı ve renkteki üst deri uzantıları. Yalnızca kuşlarda bulunan ve vücudu örten, izolasyon, uçma, savunma, kur yapma ve diğer fonksiyonları sağlayan boynuzumsu epidermal yapı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Köpük (dalga). Tüyle kaplamak. Kuştüyü. Kuş tüyü. Kuştüyü ile kaplamak. Tüylenmek. Zengin etmek.

Covar synonyms : mound over, grass over, beplaster, plaster over, plank over, tile, cake, brush, felt, wax, coif, white out, oil, glaciate, mist over, stick on, hood, whiteout, paste, spread, flake, flash, contact, roof, wrap up, surface, covariance, spray, crown, surround, frost, overlay, plaster.

Covar zıt anlamlı kelimeler, Covar kelime anlamı

Uncover : Meydana çıkarmak. Kapağını açmak. Ortaya çıkmasını sağlamak. Örtüsünü kaldırmak. Üstünü açmak. Açmak (örtü, kapak vb). Deşifre etmek. Örtüsünü açmak. Şapka çıkarmak. Açmak.

Unmask : Maskesini çıkarmak. Maskesini düşürmek. Açmak. Maskesini indirmek. Foyasını meydana çıkarmak. Foyasını ortaya çıkarmak. Gerçek yüzünü görmek. Foyasını çıkarmak. Maskesini çıkartmak. Maskesi düşmek.

Fall short of : Yetmemek. Aşağı kalmak. Beklentileri karşılayamamak. Bekleneni verememek. Az gelmek. Beklentileri karşılamamak. Eksik gelmek. Umduğu gibi çıkmamak. Yetişmemek. Yeterli olmamak.