Spritz türkçesi Spritz nedir

  • (spreyle bir sıvıyı) püskürtmek.
  • Püskürtmek.
  • Sıvı fışkırtmak.

Spritz ingilizcede ne demek, Spritz nerede nasıl kullanılır?

Spritzer : Şarap ve soda karışımı bir içecek.

Bow sprit : Cıdavra (gemi).

Sprit : Tomurcuk. Seren. Filiz. Açavele gönder. Açevele.

Sprite : Peri. Cin. Şakacı cin. Bağımsız görüntü. Tayf. Hayalet.

Sprite graphics : Hareketli öğe grafik sistemi. Hareketli grafik.

Spritsail : Yan yelken.

Esprit de corps : Bir grup içindeki sadakat ruhu. Birlik duygusu. Bir grup içindeki birlik ruhu. Dayanışma duygularının çok yüksek bir düzeye çıktığı toplumsal kümelerde görülen ve bütün kümeyi tek bir bireymiş gibi davranmaya iten toplumsal uyuşma durumu. Ekip halinde çalışma ruhu. Küme ruhu. Birlik ruhu.

Bel esprit : Esprili kimse. Şakacı veya esprili kimse. Şakacı. Şakacı kimse.

Sprites : Şakacı cin. Tayf. Cin. Bağımsız görüntü. Peri. Hayalet.

Bowsprits : Cıvadra. Bir geminin önüne dikilen direk. Cıvadra (gemi önündeki kılavuz). Gemi önündeki kılavuz.

İngilizce Spritz Türkçe anlamı, Spritz eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spritz ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Atomising : Atomize etme. Atomlara ayırmak. Püskürtme. Atom bombası atmak.

 

Belches : Geğirti. Fışkırmak. Fırlatmak. Çıkarmak (duman). Püskürmek. Çıkarma. Duman çıkarmak. Çıkarmak duman. Geğirmek.

Force out : Dışarı çıkmaya zorlamak.

Atomises : Atomize etmek. Atomlara ayırmak. Püskürtmek (sıvıyı). Püskürterek toz haline getirmek. Atom bombası atmak. Atomlarına ayırmak. Tozlaştırmak.

Eject : Kovmak. Fırlatmak. Atmak. Boşaltmak veya deşarj etmek. Fışkırtmak. Dışarı atmak. Çıkartmak. Kapı dışarı etmek. Defetmek. Uçaktan atlamak.

Dash : Hızla ilerlemek. Atılmak. Hayal kırıklığına uğratmak. Vurmak. Fırlamak. Fışkırtmak. Cesaretini kırmak. Çarpmak. Dolaştırmak. Darbe.

Atomizes : Püskürterek toz haline getirmek. Püskürtmek (sıvıyı). Atomlara ayırmak. Atom bombası atmak. Atomize etmek. Tozlaştırmak. Atomlarına ayırmak.

Cover : Bastırmak. Yetmek. Almak. Kapsamak. Kılıf. Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi. bk. kefalet. Kapatmak. İnanca. kağıt para karşılığı değerli maden. herhangi bir nesnenin karşılığı olan para. Üzerini kapatmak. Bir oyuncunun başka bir oyuncunun önüne kayarak seyircinin onu görmesini engellemek. yapılmayan bir işi yapılıyormuş gibi. göstermek için oyuncunun gövdesiyle, yaptığı işi seyircinin görüşüne kapaması, örnek : eğer masa lambasının üstünde lambayı yakacak bir düğme yoksa, o lambanın yanması anında ışıklar parlatılacaksa oyuncu lambayı gövdesiyle görüşe kapayıp yakar gibi yapar.

Squeeze out : Zorunlu satın alma. Zorluklara göğüs gererek elde etmek. Sıkarak çıkarmak. Zorluklara göğüs gererek başarmak. Satın alma yolu ile ortağın veya ortakların ortaklıktan çıkartılması.

 

Dashes : Cesaretini kırmak. Dolaştırmak. Fırlamak. Savurmak. Atılmak. Karalamak. Fışkırtmak. Kesik çizgiler. Sıçratmak.

Spritz synonyms : eruct, atomized, squirt, belch, comminute, atomize, belched, atomise, atomised, drive back, beat off.

Spritz zıt anlamlı kelimeler, Spritz kelime anlamı

Uncover : Üstünü açmak. Şapka çıkarmak. Deşifre etmek. Su yüzüne çıkarmak. Açmak (örtü, kapak vb). Ortaya çıkarmak. Örtüsünü kaldırmak. Örtüsünü ya da kapağını açmak. Örtüsünü açmak. Ortaya çıkmasını sağlamak.