Eject türkçesi Eject nedir

Eject ile ilgili cümleler

English: Ali has rejected our offer.
Turkish: Ali teklifimizi reddetti.

English: Ali looks dejected.
Turkish: Ali keyifsiz görünüyor.

English: The pilot ejected his seat seconds before the plane crashed.
Turkish: Uçak kaza yapmadan saniyeler önce pilot koltuğunu fırlattı.

English: That's the eject button. Don't touch it.
Turkish: O, çıkartma düğmesi. Ona dokunma.

English: Press the small button to eject the CD from the computer.
Turkish: CDyi bilgisayardan çıkartmak için küçük düğmeye basın

Eject ingilizcede ne demek, Eject nerede nasıl kullanılır?

Eject pc : Pc'yi çıkart. Pc'yi çıkar. Bilgisayarı çıkar.

Eject request to locked drive : Kilitli sürücüye çıkartma isteği.

Media eject wizard : Ortam çıkartma sihirbazı.

Ejecta : Püskürük. Dışarı çıkarılan veya atılan şey. Volkan külü.

Ejectable : Atılabilen. Dışarı boşaltılabilir. Dışarı fışkırtılabilir. Dışarı atılabilir. Dışarı fışkırtılabilen. Dışarı çıkarılabilir. Söyleyiverilen. Dışarı atılabilen. Boşaltılabilen.

Ejections : Çıkan şey. Ejeksiyon. Kovma. Fırlama. Çıkarma. Fışkırtma. Püskürme. Tahliye. Atma. Dışarı atma.

 

Ejection : Çıkan şey. Yanardağlardan dışarı atılan lav külçeleri. Tahliye. Çıkarma. Salgı. Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması. Kovma. Atma. Fışkırtma. Püskürme.

Ejection seat : Fırlatma sandalyesi. Acil fırlatma koltuğu. Fırlatma koltuğu. Fırlatabilen iskemle.

Ejection period : Fırlatma evresi. Kalpte karıncık sisitolü sırasında karıncık içi basıncın semilunar kapakların basıncını yendiği ve kalpten damarlara kanın fırlatıldığı evre. bu evrede kalbin kasılması izotoniktir. hızlı ve yavaş fırlatma diye iki evreye ayrılır.

Ejectment : Haksız işgal tazminatı. Çıkarma. İhraç. Tahliye davası. Çıkma. İstirdat. Atma. Tahliye. Boşaltma. Boşalma.

İngilizce Eject Türkçe anlamı, Eject eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eject ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blanks : Boş olanlar. Sayıyı önlemek (spor terimi). Silmek. Boşluklar.

Catapulted : Katapült uçak. Mancınıkla atmak. Vurmak. Mancınık. Fırlatma düzeneği ile ilgili. Sapan.

Hemorrhage : İç kanama. Kanın veya alyuvarların kalp ve damarlar dışına çıkması, hemoraji. Kan kaybetme. Kan akması. Kanama. Kan kaybı. Hemoraji. Damardan kan kaçağı.

Cast out : Çevresinden uzaklaştırmak. Toplumdan dışlamak. Uzaklaştırmak. Sürmek. Dışlamak. Başından atmak. Toplumdan uzaklaştırmak.

Evict : Evden çıkarmak. Tahliye etmek. Tahliye etmek (evden vb). Mahkeme kararıyla tahliye ettirmek. Yasal olarak el koymak. Mahkeme kararıyla evden çıkartmak. Mahkeme kararıyla çıkartmak. Tahliye ettirmek.

 

Boot : Bot. Çizme giydirmek. İşe yaramak. İşten atma. Bagaj. Ayak ile vurmak. Tepmek. Oto. Futbol tekme atmak. Yüklük.

Averts : Çevirmek. Engellemek. Menetmek. Yön değiştirmek. Önlemek. Meydan vermemek. Gidermek. Olmasını önlemek. Bertaraf etmek.

Puke : Kusma. Aşağılık kimse. Kusmuk. Kusturmak. İstifrağ etmek. Kusmak. İstifra etmek. Kusarak çıkarmak.

Oust : Ayağını kaydırmak. Zorla yerini almak. Zorla çıkarmak. (birini) (yerinden veya koltuğundan) devirmek. Dışarı almak. Yerinden etmek. Yerini almak (zorla).

Strikeover : Üstüne basmak. Üstüne yazma.

Eject synonyms : cough out, blow, spew, blank, elicit, chuck away, blanker, send forth, give the boot, belched, protrude, dispels, turn somebody out of doors, ejaculating, jet, axing, spit out, drive away, chucked, chucking, cast aside, abort, blanking, exclude, strikeouts, puked, belches, crap out, kick out, give forth, suppurate, force out, bring out.

Eject zıt anlamlı kelimeler, Eject kelime anlamı

Enter : Girmek. İçeriye girmek. Deftere yazmak. Yazılmak. Üyesi olmak. Buyurmak. Geçirmek. Kaydolmak. Sınava girmek.

Eject ingilizce tanımı, definition of Eject

Eject kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cast forth. To thrust or drive out. To discharge. To eject a traitor from the country. To dismiss. To expel. A term invented by W. K. Clifford. To eject words from the language. As, to eject a person from a room. An object that is a conscious or living object, and hence not a direct object, but an inferred object or act of a subject, not myself.