Cows türkçesi Cows nedir

Cows ile ilgili cümleler

English: Are you going to cry till the cows come home?
Turkish: İnekler eve gelene kadar ağlayacak mısın?

English: How many cows are there in the village?
Turkish: Köyde kaç inek var?

English: He raises crops and cows on his farm.
Turkish: O, çiftliğinde bitkisel ürün ve inek yetiştiriyor.

English: Sometimes cows are killed by coyotes.
Turkish: Bazen inekler, koyoteler tarafından öldürülür.

English: "Whose cows are these?" "They are my grandmother's."
Turkish: "Bunlar kimin inekleri?" "Onlar benim büyükannemin inekleri."

Cows ingilizcede ne demek, Cows nerede nasıl kullanılır?

Till the cows come home : Balık kavağa çıktığında. Hiçbir zaman. Çıkmaz ayın son çarşambasına kadar. Balık kavağa çıkınca. Çıkmaz ayın son çarşambasına. Çıkmaz ayın son çarşambasında. Asla. İnekler eve gelene kadar. Çok uzun bir süre. Sonsuza kadar.

When the cows come home : Hiçbir zaman. Çıkmaz ayın son çarşambası. Çıkmaz ayın son çarşambasında. Sığırlar eve gelince. Balık kavağa çıkınca. Asla.

Cowshed : Sığır ahırı. İnek ahırı. Mandıra. Ahır.

Cowsheds : İnek ahırı. Sığır ahırı. Ahır. Mandıra.

Cowskin : İnek derisi.

Sevengill cowsharks : Yedi yarıklı balık. Köpek balıkları (selachii) takımının, altı yarıklıgiller (hexanchidae) familyasından, 2 m kadar uzunlukta, atlantik okyanusu ve akdeniz'de yaşayan bir tür.

 

Seecows : Denizineğigiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, denizinekleri (sirenia) takımından, başları küçük ve dişleri olmayan, parçalı kuyruklu, asya kıyılarında denizlerde yaşayan bir familya.

Scows : Salapurya. Yük teknesi. Duba. Mavna.

Cow dung : Sığır pisliği. Tezek.

Cowslip : Primula veris. Altıntopu. Çuha çiçeği. Çuhaçiçeği.

İngilizce Cows Türkçe anlamı, Cows eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cows ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attenuate : Dar. Hafifleştirmek. Değerini düşürmek. Kısmak. Azaltmak. Hafifletmek. Seyreltmek. Daraltmak. İnceltmek.

Affrights : Korku.

Cowing : Lanet olasıca.

Digested : Sindirilmek. Hazmetmek. Hazmolmak. Kavramak. Parçalanmak. Katlanmak.

Damp : Nemli. Rutubet. Gücünü azaltmak. Hafifçe ıslatmak. Söndürmek. Rutubetli. Yavaşlatmak. Nem. Islak.

Grade : Derecelendirme yapmak. Not vermek (sınav kağıdını veya ödevi okuyup). Not. Türüne göre kimi zaman damarlarının sıklık ve paralellik düzeyinden doğan güzelliği ile, kimi zaman üzerindeki figürlerin düzgünlüğü ve çekiciliği ile ölçülen; bir taneden dört taneye kadar yan yana konulabilen a harfleri ile derecelendirilen; kerestenin fiyatı için belirleyici olan ağaç ve kereste özelliği. Derece. Cins. Derecelendirmek. Not vermek. (mal) tasnif etmek. Düzeltmek.

Affear : Ürkütmek. Dehşete düşürmek.

Kines : Kine. Sözdışı biçimcik. İnek.

 

Awing : Korku veren. Korku vermek.

Ox : Bıçak. Ünlü ingiliz üniversitesi. Kesici alet. İngiltere'de bir şehir. Ox. Kuvvetinden yararlanılıp çalıştırılan kısırlaştırılmış boğa. Biyoloji, ekonomi alanlarında kullanılır. Jilet. Ekonometri paket programı.

Cows synonyms : stirk, bos taurus, devon, moo cow, genus bos, boeuf, kine, bullock, steer, damped, affrighted, appals, consternating, browbeaten, bulldozed, browbeat, welsh black, bullocks, cowed, appal, beef cattle, assimilates, red poll, alarm, bos, appalls, milch cow, milk cow, daunts, louts, bulldoze, berk, dairy cattle.