Ürkütmek nedir, Ürkütmek ne demek
- Ürküntü vermek

- Kuşkulandırmak.
- Korkutup kaçırmak.
- Herhangi bir etkiyle bitkinin gelişmesini engellemek.
- Korkutmak.
"Ürkütmek" ile ilgili cümle
- "Avcı, elinde ipi silkeleyerek hafif, sanki balıklarını ürkütmek istemiyormuş gibi yavaş yavaş ağını çekiyordu." - M. Ş. Esendal
- "Ali Rıza Bey hemen kendini topladı. Münasebetsiz bir şey yaparak arkadaşını ürkütmekte mana yoktu." - R. N. Güntekin
- "Karşılarındaki müthiş manzara onları bir saniye bile ürkütmemiştir." - E. M. Karakurt
Ürkütmek anlamı, kısaca tanımı:
Fincancı katırlarını ürkütmek : Zararı dokunabilecek bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak.
Ürküntü : Ürkme duygusu, tevahhuş.
Vermek : Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Sahip olmasını sağlamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Tespit etmek. Yaymak. Kazandırmak, katmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Ondan bilmek, atfetmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Ayırmak, harcamak. Bırakmak veya bağışlamak. Herhangi bir duruma yol açmak. Ödemek. Doğurmak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Dayamak. Satmak.
Korkut : Muş iline bağlı ilçelerden biri.
Kaçırmak : Sıvı, gaz vb. sızdırmak. Yararlanamamak. Zor kullanarak yanında götürmek. Bir işi belirlenen zamanda yapamamak. Kaçmasını sağlamak veya kaçmasına imkân yaratmak. Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek. Delirmek. Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak. Futbol veya basketbolda savunduğu oyuncuyu boş bırakmak, pas almasına fırsat vermek. Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek. Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak. Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak. Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek. Birini veya bir şeyi göstermemek. Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek, aşırmak. İstemeyerek altını kirletmek.
Etki : Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim.
Bitkin : Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.
Gelişme : Olan biten şey. Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.
Ürküntü vermek : Ürkütmek.
Korkutmak : Korkmasına yol açmak. Gözdağı vermek. Kaygıya düşürmek.
Kuşkulandırmak : Kuşkuya düşürmek, kuşkulanmasına yol açmak, şüphelendirmek.
Diğer dillerde Ürkütmek anlamı nedir?
İngilizce'de Ürkütmek ne demek? : v. administer a shock, appal, appall, scare, start, give a start, give smb. a start, startle
Fransızca'da Ürkütmek : effaroucher, effrayer, alarmer, apeurer, glacer, horrifier
Almanca'da Ürkütmek : v. einschüchtern, erschrecken, scheuchen, verprellen, verscheuchen, verschüchtern
Rusça'da Ürkütmek : v. пугать, вспугивать, спугивать, испугать, вспугнуть, спугнуть

Bu kısımda Ürkütmek nedir? Ürkütmek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ürkütmek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ürkütmek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.