Crystallite türkçesi Crystallite nedir
- Kristalleşmiş volkanik kaya.
- Kristallit.
- Örütsü.
- Kristalit.
- Oluşum bozukluğu gösteren çok küçük örüt.
- Kristalcik.
- Kimya alanında kullanılır.
- Bir tür kristal.
Crystallite ingilizcede ne demek, Crystallite nerede nasıl kullanılır?
Crystalline : Berrak. Parlak. Temiz. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Kristalli. Billurdan yapılmış. Kırılca yapısında, bu yapıya özgü. Şeffaf. Kristal gibi. Kristal.
Crystalline bond : Kristal bağ.
Crystalline cone : Kristal koni. Bileşik gözlerin ommatidyumunda koni biçimindeki pelte kıvamında hücre dışı yapı.
Crystalline lens : Billurcisim. Kristal lens. Mercek. Kristal lensler. Gözde ışığın retina üzerinde odaklanmasını sağlayan saydam yapı. lens. bazı balıklarda ışık organlarının farklılaşmış hücreleri. mikroskop ya da büyüteçlerde büyütmeyi sağlayan ya da görme kusurlarını gideren camdan yapılmış araç. Göz merceği. Lens.
Crystalline penicillin g : Kristalize penisilin.
Crystalline rock : Billuri kaya. Kırılcal kayaç. Billuri kayaç.
Crystallising : Kristal hale gelmesine neden olmak. Şekil alma veya biçimlendirilmesine neden olmak. Belirginleştirmek. Kristal hale getirmek. Açıklık getirmek. Anlaşılmaz olması nedeniyle açıklığa kavuşturmak (ayrıca crystalize). Kristalleştirmek. Şekil almak veya biçimlenmek.
Crystallised : Anlaşılmaz olması nedeniyle açıklığa kavuşturmak (ayrıca crystalize). Kristal hale getirmek. Kristal hale gelmesine neden olmak. Kristalleştirilmiş. Açıklık getirmek. Kristalleştirmek. Şekil alma veya biçimlendirilmesine neden olmak. Belirginleştirmek. Şekil almak veya biçimlenmek. Kristalleşmiş.
Crystalline structure : Kristalli yapı. Kristal yapısı. Kristal yapı.
Crystalline solid : Buzsul katı. Kristalin. Öğecik ya da özdecikleri bir buzsul örgüsü içinde düzenlenmiş katı özdek. Kristal katı. Kristalin katı.
İngilizce Crystallite Türkçe anlamı, Crystallite eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Crystallite ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Crystallization : Kırılcalaşma. Billurlaşma. Kristallenme basıncı. Kristalizasyon. Kristalleştirme. Billurlaştırma. Kristalleşme. Kristallendirme.
Active passive metal : Özgürce yenime uğrarken potansiyeli, edilginleşme potansiyelinin üzerine yükseltildiği zaman, etkin durumdan edilgin duruma geçen metal ya da alaşım. Etkin-edilgin metal.
Aliphatic saturated compounds : Molekülündeki karbonlar arasında tek bağlar bulunan organik bileşikler. örn. propan (. Alifatik doymuş bileşikler.
Alcohols : [#alkol Alkoller]. Bir ya da daha çok hidroksil kökü içeren ve (r) bir aril ya da alkil kökü olmak üzere, roh genel formülü ile gösterilen alifatik bileşikler. örn. etil alkol (c2h5oh). Alkol. İspirto. İçki.
Additive properties : Eklenik özellikler. Bir dizgede birim ya da kesimlerdekilerin toplanmasıyla belirlenen kütle, erke gibi özellikler.
Active metals : Aktif metaller. Etkin metaller. Demir, çinko gibi ölçün elektrot potansiyelleri hidrojeninkinden daha düşük olan metaller.
Additive : Eklenecek. Katkı maddesi. Ek katkı. Bir ürüne, kimyasal ya da fiziksel özelliklerini geliştirmek, kalımlı kılmak, çekici yapmak vb. nedenlerle eklenen özdek. Toplanır. Çoğalan. Toplamsal. Katılan kimyasal madde. Katık.
Acier inoxydable : Krom, nikel gibi uygun metallerin katkısıyla havanın, nemin ve pek çok kimyasal özdeğin etkisine karşı dayancı artırılmış olan çelik türü. Paslanmaz çelik.
Alcoholometry : Alkolometri. Alkolölçüm. Alkollü bir çözelti içinde yoğunluk ölçülmesi yoluyla alkol niceliğini belirleme yöntemi. Bir içkide saf alkol seviyesini ölçme ve doğrulama yöntemi. Alkol ölçüm.
Crystal : Belirli bir uzambilgisel biçim altında katılaşmış özdek. miniölçekte, katıyı oluşturan özdecikler ve öğecikler çok uyumlu bir düzenlenim içinde sıralanırlar. Bir kadın ismi. Şeffaf. Kesme cam. Fizik, kimya, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Atom ve molekülleri, nitelik ve niceliklerine göre aralarındaki açı ve uzaklıklar belirli, erkeleri ise en düşük düzeyde tutularak özgün biçimlerde düzenlenmiş katı nesne. Yapı elemanları (atomlar, iyonlar, moleküller), belli bir kurala bağlı olarak, çevrimsel sıralanmış olan katı madde. (bu çevrimsellik sonucu, yüzeyler büyük kristallerde gözle görünür durumdadır. ancak doğal kristallerin çoğu, ideal koşullardaki ortamlarda büyüyemediklerinden mikroskopik büyüklükte kalırlar ve üstelik birbirlerine engel olarak sonuç yüzeyleri tam oluşamazlar.). Kırılca. Kristal. Billur.
Crystallite synonyms : acid salt, aliphatic compounds, acidimetry, aldehydes, alabaster, alicyclic compounds, acid radical, activated coal.
Crystallite ingilizce tanımı, definition of Crystallite
Crystallite kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A minute mineral form like those common in glassy volcanic rocks and some slags, not having a definite crystalline outline and not referable to any mineral species, but marking the first step in the crystallization process. According to their form crystallites are called trichites, belonites, globulites, etc.

Bu kısımda Crystallite kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Crystallite ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Crystallite anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Crystallite ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.