Curtain türkçesi Curtain nedir

  • Perdeyi kapatmak.
  • İç perde.
  • Madencilik, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır.
  • Havalandırma bezi.
  • Perde kapanış sözü.
  • Örtmek.
  • Sinema salonunda, görünçlükle, görüntülükle salonu ayıran, açılır kapanır örtü.
  • Perde takmak.
  • Sahne içinde çeşitli amaçlar için kullanılan kumaş perde.
  • Alkışlarla tekrar sahneye çağırma.
  • Perde.
  • Ölüm.
  • Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri. ilk kez seneca bölmüştür, beş perde - beş bölüm (bk. bölüm.) tiyatronun sahneyi seyirciye açan ve kapayan perdesi. ilk kez roma ve barok tiyatrolarında kullanılmıştır. bundan başka da bugünkü tiyatroda çeşitli perde biçimleri var: a) kulis perdesi, b) projeksiyon perdesi (bk. gergi,) c) arka perde, fon perdesi, ufak perde, d) ses perdesi: seste pesliği ve tizliği gösteren kesimler.
  • Tiyatro perdesi.
  • Oyun yerini seyirci salonuna kapayıp açan kumaş perde.
  • Perdelemek.
  • Bölme.

Curtain ile ilgili cümleler

English: Ali hung a dark curtain over the window.
Turkish: Ali pencereye koyu bir perde astı.

English: A curtain of mist blocked our view.
Turkish: Bir sis perdesi bizim görüşümüzü engelledi.

English: Ali hid behind the curtain and held his breath.
Turkish: Ali bir perdenin arkasına saklandı ve nefesini tuttu.

English: Ali pulled the curtain closed.
Turkish: Ali perdeyi kapattı.

 

English: Ali began to undress, but then noticed that the curtain was open, so he went over to close it.
Turkish: Ali soyunmaya başladı ama perdenin açık olduğunu fark etti, bu yüzden onu kapatmaya gitti.

Curtain ingilizcede ne demek, Curtain nerede nasıl kullanılır?

Curtain antenna : Perde anten. Perde sırgavıl.

Curtain antenne : Perde anten.

Curtain call : Alkışlarla tekrar sahneye çağırma. Perde indikten sonra alkışlarla yeniden sahneye çağırma.

Curtain drain : Kuşaklama dreni.

Curtain drops : Hikayenin sonu. İşte bu kadar. Sona ermiş. Hepsi bu kadar.

Curtain ring : Perde halkası.

Curtain of rain : Sağanak yağmur.

Curtain raiser : Ön program. Ön gösteri. Ön oyun. Oyunun ana eylemi başlamadan önceki, kısa, hazırlayıcı kesim. Bağdarlamanın ilk kısmı. Oyunun ana bölümünden önceki kısa oyun.

Curtain falls : Sona ermiş. Hikayenin sonu. Hepsi bu kadar. İşte bu kadar.

Curtain lecture : Kadının yalnızken kocasını azarlaması. Kadının kocasına uyumadan önce yaptığı dırdır. Karının kocasını paylaması.

İngilizce Curtain Türkçe anlamı, Curtain eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Curtain ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Capital : Mühim. Üretim olaylarına dayanak olan para. Başkent. Önde gelen. Baş. Önemli. Sermaye ile ilgili. Başmal. Cezası ölüm olan.

Chamber : Oda vermek. Meclis. Özel oda. Kapalı bölüm. Jüri üyesine itiraz. Kabul salonu. Yasama meclisi. Özel bir amaç için ayrılmış oda. Boşluk. Hazne.

Bespreading : Yaymak. Lekelemek. Saçmak. Bulaştırmak. Bulamak. Kaplamak.

 

Bitter end : Acı son.

Drop : Dalmak. Bırakmak (fare). Çıkagelmek. Damlatmak. Kesilmek. Çıkarmak. Söyleyememek (harf). Alçalmak. Görüşmemek. Söylemek.

Blind : Kapatmak. Kör etmek. Kör. Stor. Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse. Bahane. Pusu. Körletmek. Jaluzi. Gözünü almak.

Dissepiment : Dizepimen. Halkalı solucanlarda, her segmentte bulunan bir çift sölom kesesinin arkasından gelen segmenti sölom keselerinden ayıran sölom epiteli. mercanlarda bir bölmeden diğerine uzanan kalker perdeler birleşik olarak bulunan ovaryumlarda iki ovaryumu ayıran perde. Ayırıcı zar. Halkalı solucanlarda, her segmentte bulunan bir çift solom kesesinin arkasından gelen segmenti solom keselerinden ayıran solom epiteline verilen ad. mercanlarda bir bölmeden diğer bölmeye uzanan kalker perdeler. 3.birleşik olarak bulunan ovaryumlarda iki ovaryumu ayıran perde. Dissepiment. Ayıran zar. Ayıran zar (anatomi, zooloji). Ayırma (botanik terimi).

Deceases : Ölme. Cavlağı çekmek. Cartayı çekmek. Hayatını teslim etmek. Vefat. Ölmek. Vefat etmek.

Portiere : Kapı perdesi.

Draperies : Kumaş. Tuhafiye. Kıvrımlar halinde duran kumaş. Perdelik kumaş. Örtü. Döşemelik kumaş. Kumaşçılık. Çuha.

Curtain synonyms : theatre curtain, drop cloth, cloaks, cell, episode, demises, blanketed, demising, shower curtain, pall, drapes, carpet, veil, caps, closets, divide, dispensation, drop curtain, demise, dispensations, cataracts, cap, barrier, departure, festoon, theater curtain, curtaining, blankets, frontal, disaffiliation, compartment, damper, disaffiliations.

Curtain ingilizce tanımı, definition of Curtain

Curtain kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A hanging screen intended to darken or conceal, and admitting of being drawn back or up, and reclosed at pleasure. To furnish with curtains. In theaters, and like places, a movable screen for concealing the stage. Esp., drapery of cloth or lace hanging round a bed or at a window. To inclose as with curtains.