Dürü nedir, Dürü ne demek

Dürü; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Dürülmüş şey
  • Armağan, hediye.
  • Çeyiz.
  • Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan.
  • Bel denilen tarım aracı.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hediye.

Düğün hediyesi.

Gelinlerin damat ve akrabalarına, damatların da gelin ve akrabalarına verdikleri hediyeler.

Gelinin çeyizi.

Düğüne davet edilenlere düğün sahibi ve gelin tarafından verilen hediyeler.

Evlenecek kızın işlenmek ve dikilmek üzere arkadaşlarına verdiği parçalar.

Düğüne çağrılacaklara kumaş, koyun, koç, çevre göndererek yapılan çağrı.

Gelin edilecek kız için istenilen mendil, fincan ve benzerleri şeyler.

Çamaşır. 1.

Gelin olacak kızın elbiselerinin kesilip biçilme günü. 1.

Düğüne çağrılan kimseler.

Bel denilen tarım aracı.

Çapa şeklinde çatal bel.

Paket.

Tırpanla ekin biçen adamın bir gidişte biçtiği yer.

Kız evinden erkek evine gönderilen armağan.

Düğün hediyesi.

Gelinin damadın yakınları için getirdiği hediyelik çeyiz.

1.Düğünlerde okuntu (davetiye) ile birlikte gönderilen fanila, havlu ve benzerleri hediyeler.

Gelin tarafının erkek tarafına verdiği hediye.

Dürü ile ilgili Cümleler

  • Tom'un dürüst bir adam olduğunu düşünüyorum.
  • Dürüst olmak gerekirse, ben de Japon öğrenmek istiyorum.
  • Ali dürüstçe "hiçbir fikrim yok" dedi.
  • Dürüst olmak gerekirse, seni hiç sevmiyorum.
  • Dürüst olmak zorundasın.
  • Dürüst esprileri severim.
  • O dürüstçe "hiçbir fikrim yok" dedi.
  • Dürüstlüğünüz için teşekkürler.
  • Bu araba satıcısı dürüst değil.
  • Sana karşı dürüst olmak gerekirse, Mustafa sadakatsiz bir kocadır.
  • Senin dürüst olduğuna inanıyorum.
  • Bu, dürüst olmayan bir satıcı.
  • Dürüst bir cevap istiyorum.
 

Dürü ile ilgili Atasözü veya Deyim

(birinin) defteri dürülmek : ölmek öldürülmek görevine son verilerek bir yerden uzaklaştırılmak.

Dürü anlamı, tanımı

Dürü düşürmek : Ekin biçen bir adam bir gidişte biçtiği sapları düzgün bir şekilde sıralamak

Dürük : Asık, çatılmış, dargın (yüz). Dürülmüş olan. Büklüm. Suçlu, kabahatli kişi. Kulakları küçük keçi. Torba, çıkın. [Bakınız: dürük yüzlü].

Dürük yüzlü : Buruşuk suratlı, ekşi yüzlü, abus.

Dürükkaş : Van ili, Muradiye belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Dürüklük : Çatıklık.

Dürül : Lahana.

Dürülemek : Çapalamak.

Dürülgen : Lahana. [Bakınız: dürme]. Yaprakları iyi gelişmiş lahana.

Dürülük : Hediyelik, düğün hediyesi olacak (kumaş).

Dürüm : Dürme işi, silindir biçiminde kıvırma. İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide. Yufka ekmeğinin içine çeşitli katıklar konularak sarılmış durumu. Sersem. Temizlenmiş ve taranmış yirmi-otuz pamuk, yün yumağının meydana getirdiği yığın. Eski türkçe dür-üm: Dürmek, açık ekmeğin katıkla dürülerek aldığı biçim (Erzincan Merkez). Dürülüş ekmek. Yufka ekmeğinin içine peynir, soğan ve benzerleri koyup sararak oluşturulan yiyecek. Kabak çiçeği, yaprak sarması. Dürüm, hamurdan yiyecek. İçine kebap, peynir vs. konularak dürülen yufka ekmek veya pide.

 

Dürüm topaç etmek : Çamaşır ve benzerleri şeyleri düzensiz bir şekilde toplamak.

Dürümcü : Dürüm yapan veya satan kimse.

Dürümcülük : Dürümcünün yaptığı iş.

Dürüme : Kendiliğinden üreyen.

Dürümek : Katlamak, katlayarak kaldırmak, sarmak, kıvırmak. Doğmak, olmak, türemek, büyümeye başlamak. Durulmak: Derenin suyu iyiden iyiye dürüdü. [Bakınız: düremek].

Dürümevi : Keçeden yapılmış kışlık çadır.

Dürümlü : Elâzığ şehri, Keban ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Dürünge : Kışın karda hayvanlara ot atılan yer ve atılan ot.

Dürünmek : Örtünmek. Yufka ekmeğinin içine katık koyarak durum yapmak.

Dürüs : Dürüst. Dürüst, doğru.

Dürüşme : Sa’y, gayret.

Dürüşmek : Çalışmak, devamlı meşgul olmak. Çalışmak, ikdam etmek, sebat etmek, sa’yetmek. Karşı karşıya gelmek, muhasameye girişmek, çarpışmak, mücadele etmek.

Dürüşt : Sert, gücendirici, kırıcı.

Dürütmek : Karar vermek. Aslı olmayan bir şeyi uydurmak, yalan söylemek. Yetiştirmek, büyütmek, meydana getirmek. Uyum sağlamak, yakıştırmak. Durulamak, soğuk suda çalkalamak: Çamaşırları dürüttüm. [Bakınız: düretmek].

Dürüyh : Boğum; düğüm.

Ekmek dürümü : Pide ya da yufka ekmeğin içine, peynir ve benzerleri şeyler konulup büküldükten sonra aldığı şekil.

Som dürüm : E Riesz uzayının bir A altkümesi için, E nin A yi kapsayan en küçük som altkümesi.

Tefin dürüne : Öl anlamında ilenç.

Yağlı dürülü : Marul.

Doğru dürüst : Kusursuz, yanlışsız. Tam olarak, eksiksiz olarak, istenildiği gibi, kusursuz, yanlışsız bir biçimde.

Dürülme : Dürülmek işi.

Dürülmek : Dürme işine konu olmak veya dürme işi yapılmak. Bükülmek. Sarılmak, katlanmak. Toplanmak, toparlanmak.

Dürülü : Dürülmüş, kıvrılmış.

Dürülüş : Dürülme işi.

Dürüm dürüm : Sövgü sözü olarak kullanılan dürzü sözcüğünün anlamını pekiştiren bir söz. Silindir biçiminde sararak.

Dürüm ekmeği : Dürüm yapmakta kullanılan ekmek.

Dürümleme : Dürümlemek işi.

Dürümlemek : Dürüm biçiminde sarmak, kıvırmak.

Dürüst : Sözünde ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan, doğru (kimse). Kurallara uygun, yanlışsız.

Dürüst oyun : Kurallara ve karşılıklı hoşgörüye bağlı kalınarak oynanan oyun.

Dürüstlük : Doğruluk.

Diğer dillerde Dürtücü kılıççı anlamı nedir?

Osmanlıca Dürtücü kılıççı : flöreci