Darlanmak nedir, Darlanmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Canı sıkılmak, bunalmak, rahatsız olmak, sıkıntılı vakit geçirmek, hiddetlenmek.

Daralmak; maddi sıkıntıya düşmek.

Sıkılmak, rahatsız olmak.

Darlanmak kısaca anlamı, tanımı

Hiddetlenmek : Kızmak, öfkelenmek

Hiddetlenme : Hiddetlenmek işi.

Sıkıntılı : Sıkıntısı olan. Sıkıntı veren, çileli, kasvetli, meşakkatli, mukassi.

Geçirmek : Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

Bunalmak : Soluk alması güçleşmek. Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak.

Rahatsız : Rahatı olmayan, tedirgin, huzursuz. Hasta, keyifsiz. Rahat kullanılmayan, sıkıntı, tedirginlik veren.

Sıkılmak : Sıkma işi yapılmak. Sıkıntıya düşmek. Utanıp çekinmek. Can sıkıntısı duymak.

 

Hiddetle : Hiddetli bir biçimde.

Daralmak : Dar duruma gelmek, küçülmek. Zayıflamak. Güçleşmek, zorlaşmak. Başı dara gelmek, bunalmak. Sıkışmak. Azalmak.

Sıkıntı : İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.

Bunalma : Bunalmak işi.

Geçirme : Geçirmek işi.

Daralma : Daralmak işi. Geniş ünlülerin, yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması: geymek giymek, yene yine gibi.

Sıkılma : Sıkılma işi. Utanma ve çekinme duygusu, hicap.

Hiddet : Öfke, kızgınlık.

Düşmek : Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.

 

Vakit : Zaman. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Geçim, para bakımından elverişli durum. Çağ. Belirlenmiş olan zaman.

Bunal : Bu kez.

Maddi : Madde ile ilgili, maddesel, özdeksel, manevi karşıtı. Mal, para, varlıkla ilgili olan. Maddesel. Maddeden oluşan.

Düşme : Düşmek işi.

Diğer dillerde Dark tone anlamı nedir?

Osmanlıca Dark tone : karanlık ton