Sıkılmak nedir, Sıkılmak ne demek

  • Sıkma işi yapılmak.
  • Sıkıntıya düşmek
  • Utanıp çekinmek.
  • Can sıkıntısı duymak.

"Sıkılmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "O dakikadan dakikaya daha ziyade şaşırıyor, sıkılıyor, buradan kurtulmak istiyordu." - M. Ş. Esendal
  • "Ama lunaparkların işlemeli dönme dolaplarına bakmaktan hiç sıkılmadı." - A. Ağaoğlu
  • "Çamaşırlar sıkıldı."

Yerel Türkçe anlamı:

Çalışmak, zorlamak : İşe fazla sıkılma, sonra hasta olursun.

Sıkılmak, utanmak

Sıkılmak kısaca anlamı, tanımı:

Utana sıkıla : Çok utanıp sıkılarak, utanıp sıkılmış bir biçimde.

Sıkılma : Utanma ve çekinme duygusu, hicap. Sıkılma işi.

Canı sıkılmak : Üzülmek. içi sıkılmak, yapacak bir işi olmamaktan tedirginlik duymak. öfkelenmek.

İçi sıkılmak : Bunalmak.

Yüreği sıkılmak : İçi sıkılmak.

Sıkma : Bayat ekmeğin su ile ıslatılıp sıkılmasıyla elde edilen malzemeyi un, tuz ve suyla yoğurup hamur durumuna getirdikten sonra arasına kavrulmuş soğan, peynir konularak pişirilen bir yemek. Sımsıkı bağlanmış. Sıkmak işi. Sıkılmaya, suyu alınmaya elverişli (portakal). Dar bir tür kadın yeleği. Bir tür pantolon veya şalvar.

Yapılmak : Yapma işine konu olmak. Gerçekleştirilmek, ortaya çıkarılmak.

Sıkıntı : Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bulunmama durumu. Sorun, mesele, sendrom, problem.

 

Duymak : İşitmek, ses almak. Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek. Sezmek, fark etmek, hissetmek.

Çekinmek : Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak. Bir şey sürünmek.

Düşmek : Belirli zamana rastlamak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Bulunmak. İşbaşından uzaklaşmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. Yakışık almak. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Vurmak, değmek, rastlamak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Kötü yola girmek. Yakışmak, uygun gelmek. Yağmak. Fırsat çıkmak. Bayağılaşmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Eksilmek. Yere devrilmek, yere serilmek. Aşırı ilgi veya sevgi göstermek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Alışmak, müptela olmak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Düşkünleşmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek.

 

Can : İnsanın kendi varlığı, özü. Yaşama, hayat. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. Gönül. Güç, dirilik. İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Kişi, birey.

Sıkıntıya düşmek : Darlık, yokluk içinde olmak.

Sıkılmak ile ilgili Cümleler

  • Sıkılmak şöyle dursun, biz çok eğlendik.
  • Sıkılmak bir günahtır.
  • Sıkılmaktan nefret ediyorum.
  • Deli olmak sıkılmaktan iyidir.

Diğer dillerde Sıkılmak anlamı nedir?

İngilizce'de Sıkılmak ne demek? : v. be bored, get the willies, die

Fransızca'da Sıkılmak : s'ennuyer, se géner, se raser, se tourmenter, se sentir gêné, se vexer

Almanca'da Sıkılmak : v. genieren: sich genieren

Rusça'da Sıkılmak : v. выжиматься, тосковать, скучать, стесняться, стыдиться