Deafer türkçesi Deafer nedir

  • Sağır.
  • Duyarsız.
  • Daha sağır.
  • Kulak asmayan.
  • Dik başlı.
  • Ağır işiten.
  • Daha dik başlı.

Deafer ingilizcede ne demek, Deafer nerede nasıl kullanılır?

Deafen : Ses geçirmez yapmak. Sağır etmek. Ses geçirmez duruma getirmek. Kulağını sağır etmek. Ses geçirmezleştirmek. Sesgeçirmezleştirmek. Sağırlaştırmak.

Deafened : Sağır olmuş. Sağır etmek. Ses geçirmez yapmak. Sağırlaştırmak. Sağırlaştırılmış.

Deafening : Ses geçirmez duruma getirme. Sesgeçirmezleştirme. Kulakları sağır eden. Sağırlaştıran. Sağır eden. Sağırlaştırma. Sağır edici.

Deafening blast : Son derece gürültülü patlama. Şiddetli patlama.

Deafeningly : Sağırlaştırarak.

Deaf and dumb : Sağır ve dilsiz. Sağır dilsiz.

Deafest : Dik başlı. Ağır işiten. Kulak asmayan. Sağır. En sağır. En dik başlı. Duyarsız.

Deaf aid : İşitme cihazı. Kulaklık.

Deafens : Kulağını sağır etmek. Sağır etmek. Ses geçirmez duruma getirmek. Sesgeçirmezleştirmek. Ses geçirmez yapmak. Sağırlaştırmak. Ses geçirmezleştirmek.

Deaf as a doorpost : Duvar gibi sağır.

İngilizce Deafer Türkçe anlamı, Deafer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deafer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commander : Tarikat şefi. Önder. Deniz binbaşısı. Baş. Şef. Başbuğ. Deniz yarbayı. Kumanda aleti. Amir. Kumandan.

 

Headstrong : Dik kafalı. İnatçı. Dikbaşlı. Bildiğini okuyan. Burnunun dikine giden. Dediğim dedik. Kafasının dikine giden.

Somebody : Kimse. Önemli kimse. Birisi. Kimisi. Bir kimse. Bazısı. Biri. Önemli birisi. Şahsiyet.

Individual : İnsan. Bireysel. Özel. Birbirinden ayrı. Özgün. Birey. Tek. Şahsi. Biyoloji, eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Belirli bir tür içinde kimi özellikleriyle öbürlerinden ayrılan ve bölünmez bir bütünlüğü olan varlık. 2-bir toplumu oluşturan birimlere verilen ad.

Counterpoint : Görüntünün içindekilerde, görüntüler arasında, ses ve müzikte, görüntü ile ses arasındaki çatışmanın belirli bir amaçla düzenlenmesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kontrpuan. Melodiyi kontrpuan biçiminde düzenlemek. Çeşitli melodileri birbirine uydurma. Karşısürüm. Karşı-sürüm.

Cheerleader : Sevinç içerisindeki bir gruba liderlik eden kimse (genellikle bir spor olayında). Amigo.

Awkward : Biçimsiz. Beceriksiz. Aksi. Anlaşılması zor insan. Utandırıcı. Kullanımı zor. Hantal. Yöndemsiz. Garip. İyi yapılmamış.

Diverge : Ayrılmak. Açılmak. Ayırmak. Uzaklaşmak. Dallanmak. Farklı olmak. Birbirinden uzaklaşmak. Uyuşmamak. Sapmak. Birbirinden ayrılmak.

Deafest : En dik başlı. En sağır.

Hard hearted : Vicdansız. Katı yürekli. Taş kalpli. Duygusuz. Acımasız.

Deafer synonyms : puppet leader, misleader, pol, presiding officer, point man, civil leader, fugleman, point woman, galvaniser, higher up, role model, pied piper, military leader, puppet ruler, choragus, strike leader, civic leader, religious leader, ubermensch, political leader, nationalist leader, hard headed, immunes, immune, callousing, insentient, chieftain, spearhead, father, top dog, labor leader, instigator, muted.

 

Deafer zıt anlamlı kelimeler, Deafer kelime anlamı

Conform : Uygulamak. Uymak. İntibak etmek. Boyun eğmek. Tevafuk etmek. Uydurmak. Uyumlu olmak. Alıştırmak.

Equal : Bir olmak. Muadili olmak. Egale etmek. Yaşıt. -e eşit olmak. Eş değerde olmak. Denk. Karşılık gelmek. Emsal. Akran.

Employee : Görevli. İşçi. Müstahdem. Eleman. Çalışan. Hizmetli. Adam. Memur. Personel.

Deafer antonyms : follower, inferior.