Decoying türkçesi Decoying nedir

  • Ayartıcı kimse.
  • Yemlik.
  • Hile.
  • Tuzağa düşürmek.
  • Av yerine çekmek.
  • Tuzağa düşüren kimse.
  • Tuzak yemi.
  • Ördek tuzağı.
  • Yem.
  • Tuzak.

Decoying ingilizcede ne demek, Decoying nerede nasıl kullanılır?

Decoy bird : Çığırtkan kuş. Çığırtkan.

Decoy duck : Tuzakçı. Çığırtkan kuş.

Decoy ship : Sahte gemi.

Decoy : Çığırtkan kuş. Tatbikat cephanesi. Tuzağa düşürmek. Ördek tuzağı. Av yerine çekmek. Tuzak. Tuzak yemi. Yem. Ayartıcı kimse. Hile.

Decoyed : Ayartıcı kimse. Yem. Yemlik. Ördek tuzağı. Av yerine çekmek. Tuzağa düşürmek. Hile. Tuzağa düşüren kimse. Tuzak yemi. Tuzak.

Decocting : Buharlaştırarak koku çıkarmak. Kaynatarak özünü çıkarmak.

Decoyers : Tuzağa düşüren kişi.

Decoyer : Tuzağa düşüren kişi.

Decoys : Tuzağa düşürmek. Ördek tuzağı. Av yerine çekmek. Tuzak. Yem. Yemlik. Çığırtkan kuş. Tuzağa düşüren kimse. Tuzak yemi. Tatbikat cephanesi.

Art deco : Geometrik şekillerin. Cüretkar renklerin ve ana hatların kullanıldığı 1920'lerde ve 1930'larda popüler olan iç dizayn. Mimarlık ve mücevherat tarzı.

İngilizce Decoying Türkçe anlamı, Decoying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Decoying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Punks : Çeteci. Değersiz tip. Kav. Serseri. Zırva. Boş laf. Pankçı. Gangster. Toy.

 

Capriccio : Kapris. Geçici heves. Serbest stilde çalınan neşeli müzikal kompozisyonu (müzik terimi). Dümen. Muziplik. Beğeni. Şeytanlık. Sıçrayış.

Judgement : Yargı gücü. Yargı. Tebligat. Kanı. Öznenin konu ya da nesneler üzerinde yüklemci bir işlemde bulunarak vardığı bilgi. Hüküm. Sonyargı. Muhakeme. Düşünce. Yargılama.

Mangers : Baş güverte havuzu. Praesepe. Yem teknesi. Ahırda yemlik.

Pick : Kazma. Toplamak. Gitar penası. Aşırmak. Sıyırmak. Hasat. Tellere vurarak titreştirmek yoluyla gitarı çalmaya yarayan; kemik, plastik ve boynuz benzeri malzemelerden yapılan küçük gereç. Seçenek. Yankesicilik yapmak.

Feedbox : Musur.

Officiating : Ayin yönetmek (din görevlisi). Resmi bir görevi yerine getirmek. Tören yönetmek. Görev yapmak. Görevi yerine getirmek. Resmi işlemleri yerine getirmek. Vazife görmek.

Coding : Kodlama yöntemi. Bir gözlem yordamıyla elde edilmiş ham ya da nitel verilerin işlenebilmek üzere bir kılavuz aracılığıyla sayıya dönüştürülmesi; sözcük ve anlatımların sayıyla ya da simgeyle dile getirilmesi. Programlama. Kodlandırma. Bilgisayar, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Düzgeleme. Herhangi bir konu adının ya da bilginin simgesini belli kurallar gereğince, gözle görünür ya da makineyle okunur biçiminde kart, şerit, disk üzerine geçirme. Niceleme. Toplumsal araştırmalarda kullanılan soru kağıtlarına verilen karşılıkların ya da herhangi bir iletişim aracının içeriğinin dağılımını ortaya koymak üzere belirli yanıt ya da konu türlerinin saptanması ve bunların ilgili olana işlenmesi. Yer değiştirebilir değişkenler (istatistik).

 

Draws : Ağızdan laf almak için söylenen söz. Çöküntüler. Cazibe. Çekiş. Berabere biten oyun. İlgi çekici şey. Kura. Çekme. Çekiliş.

Decoying synonyms : groupthink, higher cognitive process, refereeing, a warm corner, fishmeal, bilk, punk, cantrips, ambushes, cobweb, turnabout, enmeshed, foddered, feedboxes, circumvent, alternative, choice, secret writing, turnaround, bribe, ambuscading, foddering, adulterations, colluding, inveigler, decipherment, decryption, pushover, reject, selection, change of mind, circumvented, enmeshes.

Decoying zıt anlamlı kelimeler, Decoying kelime anlamı

Compression : Bastırma. Basınçlandırma. Kısaltma. Basma. Tazyik. Kompresyon. Sıkıştırma. Sıkıştırma; bir oluşum üzerine onu sıkıştıracak biçimde dışarıdan baskı yapma. sıkışma; dışarıdan baskı sonucu sıkışma; tazyik altında kalma. Kompresyon basınç ölçümü. Bilgisayar, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Indecisive : Tereddüt. Belirsiz. İkircikli. Kararsız. Şüpheli. Kesin olmayan. Kesin bir sonuca bağlanmayan. Ortada. Kuşkulu. Mütereddit.