Draws türkçesi Draws nedir

  • Berabere biten oyun.
  • İlgi çekici şey.
  • Ağızdan laf almak için söylenen söz.
  • Çekme.
  • Kura.
  • Çekim.
  • Çekiliş.
  • Çekiş.
  • Çöküntüler.
  • Cazibe.
  • Yem.

Draws ile ilgili cümleler

English: The boy draws.
Turkish: Oğlan çiziyor.

English: Ali draws well.
Turkish: Ali iyi çizer.

English: Mustafa draws very nice pictures.
Turkish: Mustafa çok güzel resim çizer.

English: Paco draws cityscapes.
Turkish: Paco şehir manzarası çizer.

English: He draws straight lines.
Turkish: O, düz çizgiler çizer.

Draws ingilizcede ne demek, Draws nerede nasıl kullanılır?

Drawshave : İki saplı ağaç bıçağı. İki saplı bıçak.

Drawsheet : Alez. Su geçirmez yatak koruyucu kılıf.

Drawstring : Uçkur. Torba büzme ipi.

Drawstrings : Torba büzme ipi. Uçkur.

Overdraws : Bankalardaki hesabı aşan tutarda çek yazmak. Abartmak. Bankadaki hesaptan daha fazlası kadar çek çekmek. Hesaptan fazla para çekmek. Hesap mevcudundan fazla para çekmek. Abartarak anlatmak. Hesabı aşmak. Fazla germek (yay vb.). Fazla para çekmek. Bankadaki hesabından fazla çekmek.

Redraws : Yeniden kurmak. Yeniden düzenlemek. Yeniden keşide etmek. Tekrar imzalamak (çek).

Wiredraws : Kılı kırk yarmak. Uzatmak. Haddeden çekmek. Haddeden çekip tel yapmak.

Draw a blank : Boş çıkmak (piyangoda). Hava almak. Çuvallamak. Bulamamak. Hiçbir şey elde edememek. Avucunu yalamak. Kurada veya piyangoda hiçbir şey alamamak. Hatırlayamamak. Üstüne bir bardak su içmek. Bir şeyi düşünememek.

 

Draw a bow at a venture : Boş atıp dolu tutmak. İşkembeden sallamak.

Draw a bill : Senet düzenlemek. Borç senedi düzenlemek. Poliçe keşide etmek.

İngilizce Draws Türkçe anlamı, Draws eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Draws ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Feedstuffs : Yemek. Hayvan yemi (özellikle çiftlik hayvanları için).

Charms : Nazarlıklar. Güzellik.

Haul : Ganimet. (rüzgar) dönmek. Taşımak. Çekmek. Yön değiştirmek. Vurgun. Ağ ile balık tutmak. Bir ağdan çıkan balık miktarı.

Declension : Aşağıya doğru hareket eden. Çökme. Sapma. Gerileme. Olumlu cevap. Bozulma. Aşağıya doğru eğilen. Tasrif.

Cajolements : Baştan çıkarma. Ayartma. Tatlı sözlerle kandırma. Yaltaklanarak ikna etme.

Affinity : İlişki. İlgi. Benzeşim. Başka bir özdeği çekme, onunla birleşme eğilimi. Karşılıklı etkileşme değeri göz önüne alındığında, iki molekül arasındaki bağlanma gücü. iki kimyasal madde veya ilaç-almaç arasındaki çekicilik. ilgi, eğilim, cazibe, meyil. Fizik, kimya, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. İki kimyasal madde arasındaki karşılıklı çekicilik, eğilim, meyil. antijen ve antikor arasındaki bağlanma gücü. Güçlü ilgi. İlginlik. Akrabalık.

Drawings : Hasılat. Gelir. Çizimler. Varidat. İrat.

Accidence : Büküm. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Morfoloji. Tasrif. Bükün. Sarf usul ve prensipleri. Yapıbilim.

 

Decoy : Tatbikat cephanesi. Ördek tuzağı. Tuzak. Hile. Tuzağa düşüren kimse. Ayartıcı kimse. Tuzağa düşürmek. Yemlik. Av yerine çekmek. Tuzak yemi.

Cajolement : Ayartma. Tatlı sözlerle kandırma. Baştan çıkarma. Yaltaklanarak ikna etme.

Draws synonyms : create by mental act, select, abduct, bearing, raffles, allude, drawler, feed, choose, drawlers, contracting, raffling, cunningness, tractions, allured, attraction, draughting, drafting, allurement, feedstuff, drafts, hitch, allure, foddering, conjugations, fishmeal, draftings, haulage, draught, attractions, feed stuff, declination, fodder.

Draws zıt anlamlı kelimeler, Draws kelime anlamı

Push : Reklamını yapmak. Hücum. Reklamla satmak. Atılma. Kakmak. Yaklaşmak (yaş). Bastırmak. Dürtme. Merdiven dayamak.

Adduct : Boya bileşimi. Eklenme ürünü. Eklenti. Yaklaştırmak.

Abduct : Alıkoymak. Adam kaçırmak. (kas) dışarı çekmek. Tebit etmek. Zorla kaçırmak. Dağa kaldırmak. Kız kaçırmak. Kaçırmak. Kaçırmak (birini). Uzaklaştırma (anatomi terimi).

Draws antonyms : repel, sheathe.