Çekiş nedir, Çekiş ne demek

"Çekiş" ile ilgili cümle

  • "Benim arabanın çekişi çok iyi."
  • "Bir düğümü bir çekişte açmak imkânını temin eden kesik ip ucunu bulunca durdular." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Ağız kavgası.

Tuzla terbiye edilmiş yeşil zeytin.

Ekin biçerken tırpanların ağzına vurdukları demir parçası.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kalaylama sırasında kapları düzeltmek için kullanılan araç. (*Güdül -Ankara)

Diğer sözlük anlamları:

Münazaa, mücadele

Çekiş kısaca anlamı, tanımı:

Çekişe çekişe pazarlık etmek : Bir malı ucuz almak için titizce pazarlık etmek.

Çekişken : Çekişmeyi seven, kavgacı (kimse).

Çekişli : Çekme gücünü ön veya arka tekerleklerden alan (araç).

Çekişme : Çekişmek işi.

Çekişmek : Bir şeyi birbirine karşı çekmek. Üstün gelmek için karşılıklı çabalamak. Ağız kavgası etmek. Aralarında ad, niyet, kâğıt veya piyango çekmek. İki yönünden karşılıklı çekmek.

Çekişmeli : Çekişmeye yol açan. Sert, çetin, zorlu bir biçimde.

Çekişmesiz : Çekişmeye yol açmayan.

Çekişte : Tuzla terbiye edilmiş yeşilzeytin.

Çekiştirmek : Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak. Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek.

 

Can çekişmek : Sona ermek, tükenmek, bitmek. ölmek üzere bulunmak.

Can çekişmektense ölmek yeğdir : "bir işte çeşitli sıkıntı ve üzüntülerle karşılaşıp olağanüstü gayret harcamaktansa o işten vazgeçmek daha iyidir" anlamında kullanılan bir söz.

Önden çekişli : Motor gücü sadece ön tekerleklere aktarılan (taşıt).

Çekme : Düzgün biçimli. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Çekmece. Parmak veya mızrapla çalınan çalgı. Çekmek işi. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekilerek giyilen veya kullanılan. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak.

Motor : Motosiklet. Akaryakıtla işleyen deniz aracı. Herhangi bir enerjiyi mekanik enerjiye dönüştüren düzenek.

Kavga : Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele. Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa. Savaş.

Bir : Ancak, yalnız. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Sayıların ilki. Aynı, benzer. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Tek. Bu sayı kadar olan. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Eş, aynı, bir boyda. Bir kez.

 

Gücü : Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.

Ağız kavgası : Tartışma.

Ağız : Üslup, ifade biçimi. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Kesici aletlerin keskin tarafı. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Çıkış yeri. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü.

Çekiş ayar kapağı : Aşırı çekmenin sakıncalarını gidermek amacıyla duman borusu üzerine konan ve boruya soğuk hava girmesini sağlayan, ayarlanabilir kapak.

Çekiş yapmak : Kavga etmek

Çekişe çekişe pazarlık etmek : bir malı ucuz almak için titizce pazarlık etmek. İlgili cümle: "“Burada sekiz kuruşluk bir mal için benimle çekişe çekişe pazarlık edersin.”" H. R. Gürpınar.

Çekişebilme : Çekişebilmek işi.

Çekişebilmek : Çekişme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çekişge : Tuzla terbiye edilmiş yeşil zeytin.

Çekişgen : Kavgacı (kimse).

Çekişik : Çekişme

Çekişikli : Kavgalı: Ahmet Hasan'la çekişikli.

Çekişilme : Çekişilmek işi.

Çekiş ile ilgili Cümleler

  • Sen çekişmeli davranıyorsun.
  • Politikacılar arasındaki tüm küçük çekişmelerden bıktım.
  • O, onun bir resim çekişini izledi.
  • Ev kirası hakkında biraz çekiştiler.
  • Ali Mary'nin kolunu çekiştirdi.
  • Din hakkındaki tartışmalar sık sık çok çekişmeli.
  • Ali ipi çekiştirdi.

Diğer dillerde Çekiş anlamı nedir?

İngilizce'de Çekiş ne demek? : adj. tractive

n. draft, draught, traction, pull, draw, hitch, lug, tug

v. quarrel, bicker, contend, chaffer, compete, conflict, contest, debate, dispute, higgle, rival, strive with

Almanca'da Çekiş : n. Zug

Rusça'da Çekiş : n. затяжка (F), водозабор (M)