Kavga nedir, Kavga ne demek

Kavga; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Kavga" ile ilgili cümle

  • "Ekmek kavgası."
  • "O zamanlar kavga etmeyi bilmek bizim için çok önemliydi çünkü kavga yaşam biçimimizdi." - A. Ümit

Kavga anlamı, tanımı:

Dövüş : Tokat, yumruk, tekme gibi saldırışlarla yapılmış olan kavga. Dövme işi.

Kavga bizim yorganın başına imiş : Başkaları yüzünden zarar gören kimsenin söylediği söz.

Kavga çıkarmak : Kavgaya neden olmak.

Kavga çıkmak : Dövüş meydana gelmek.

Kavga etmek : Birbiriyle atışmak, dövüşmek.

Kavga kopmak : Dövüş başlamak.

Kavgada kılıç ödünç verilmez : "kişi, savunma silahını başkasına verip kendisini savunamayacak ve yenilgiye uğrayacak duruma düşmemelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Kavgada yumruk sayılmaz : "kavga sırasında hem dayak yenilir hem de atılır" anlamında kullanılan bir söz.

Kavgaya girişmek : Kavgaya başlamak.

Kavga adamı : Düşünce ve inançlarını son kerteye kadar hararetle savunan kimse.

Kavga kaşağısı : Ara bozup kavga çıkartan, kavga arayan kimse.

Ağız kavgası : Tartışma.

 

Boğaz kavgası : Geçim için yapılmış olan didinme.

Dil kavgası : Tartışma.

Ekmek kavgası : Geçim sağlamak için çalışıp uğraşma.

Hayat kavgası : Hayat mücadelesi.

Kalem kavgası : Yazılarıyla birbirine sataşma, polemik.

Kardeş kavgası : Yakın ilişki içinde bulunanlar arasında çıkan anlaşmazlık. Bir ülkede yurttaşların birbirlerine karşıt düşüncelerinden doğan silahlı çatışma.

Kayıkçı kavgası : Sonucu olmayan, bıktırıcı münakaşa.

Koltuk kavgası : Bir makama oturmak için kişilerin birbirleriyle yaptıkları mücadele.

Post kavgası : İktidarı veya bir makamı ele geçirme çekişmesi, yorgan kavgası.

Sandalye kavgası : Makam kapmak veya makamını yitirmemek için gösterilen çaba.

Yaşam kavgası : Hayat mücadelesi.

Yorgan kavgası : Bir şeyden çıkar sağlama konusunda anlaşmazlığa düşme. Post kavgası.

Kavgacı : Bir amaç uğruna çaba harcayan, mücadele veren kimse. Kavga etmeyi seven, kavga çıkaran kimse.

Kavgalaşmak : İki veya daha çok kimse birbiriyle kavga etmek.

Kavgalı : Birisiyle kavga ederek darılmış olan, dargın. Kavgayla yapılmış olan veya içine kavga karışan.

Kavgasız : Çatışma, kavga olmadan. Kavgası olmayan.

Kavgasızlık : Kavgasız olma durumu.

Boğaz içinde kavga var : Açlığını aşırı bir biçimde gidermeye çalışanlar için söylenen bir söz.

Bokuyla kavga etmek : Çok sinirli ve geçimsiz olmak, her şeye öfkelenir olmak.

İş amana binince kavga uzamaz : "kavga edenlerden biri aman dilerse çekişme sona erer" anlamında kullanılan bir söz.

Yorgan gitti kavga bitti : "anlaşmazlık sebebi olan şey ortadan kalktığında anlaşmazlık da sona erdi" anlamında kullanılan bir söz.

 

Düşmanca : (düşma'nca) Düşman gibi, düşmana yakışır bir biçimde, düşmancasına. Düşman gibi, düşmana yakışır.

Davranış : Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Çekişme : Çekişmek işi.

Münazaa : İki taraf arasındaki kavga, düşmanlık. Ağız kavgası, çekişme, münakaşa.

Erişmek : Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak. Bir yere ulaşmak, varmak. Bitkiler veya bunların ürünleri olgunlaşmak. Zaman gelip çatmak.

Çaba : Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma, gayret, ceht, efor.

Savaş : Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal. Uğraşma, kavga, mücadele. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele.

Kavga kopmak : dövüş başlamak. İlgili cümle: "“Softalar arasında kızıl bir kavga kopmuştu.”" F. R. Atay. “Su yolunda tuğlacılarla konducular arasında kavga patladı.” -L. Tekin.

Kavga kütlemek : Birdenbire kavga patlamak.

Kavgacı çiklit : Amazon’da yayılış gösteren, boyları 20 cm olabilen, güzel görünüşlü bir akvaryum balığı, iki noktalı alaca levrek, siyah bantlı alaca levrek.

Kavgacı siyam balığı : Beta.

Kavgacılık : Kavgacı olma durumu.

Kavgalaşma : Kavgalaşmak işi.

Kavgalılık : Kavgalı olma durumu.

Kavgan : Hayvanların, özellikle develerin, severek yediği dikenli bir ot, deve dikeni.

Kavgasızca : Kavgasız bir biçimde.

Kavgaya girişmek : kavgaya başlamak. İlgili cümle: "“Kendilerine acındırmak için yalandan kavgaya tutuşup birbirlerinin saçlarını başlarını yoldular. Yüzlerini kanattılar.”" L. Tekin.

Kavga ile ilgili Cümleler

  • Ali Mary'nin erkek kardeşiyle bir kavgaya karıştı ve burnunu kırdı.
  • Kavga etmek çözüm değil.
  • Ali ona bakan biriyle kavga etti.
  • Kavga aramıyorum.
  • Kavga etmek istedim.
  • Ali son zamanlarda kimseyle kavga etmedi.
  • Kavga çıkarmak istemiyorum.
  • Kavga etme.
  • Kavga çıkarmaya mı çalışıyorsun?
  • Ali kavga etmek istiyor.
  • Ali ve Mary kavga etti.
  • Kavga, birçok tutuklamalarla sonuçlandı.
  • Ali bugün okulda bir kavgaya karıştı.
  • Biz çok kavga ederdik.

Diğer dillerde Kavga anlamı nedir?

İngilizce'de Kavga ne demek? : n. fight, fighting, quarrel, dispute, brawl, strife, row, brawling, affray, broil, bust up, conflict, contention, feud, fray, jangle, jar, kick up, miff, punch up, rumpus, scrap, scuffle, set to, shooting match, tilt, unpleasantness, wrangle, odds

Fransızca'da Kavga : querelle [la], dispute [la], combat [le], lutte [la], déchirements, bagarre [la], bataille [la], démêlé [le], échauffourée [le], mêlée [la]

Almanca'da Kavga : n. Auftritt, Fehde, Friktion, Gewitter, Gezänk, Hader, Handel, Karambolage, Keilerei, Krach, Krakeel, Krawall, Rauferei, Raufhandel, Schlacht, Schlägerei, Streit, Stunk, Szene, Unfrieden, Zank, Zänkerei, Zusammenstoß, Zwist

Rusça'da Kavga : n. ссора (F), брань (F), скандал (M), стычка (F), борьба (F), баталия (F), распря (F), дрязги (PL)