Drawler türkçesi Drawler nedir

Drawler ingilizcede ne demek, Drawler nerede nasıl kullanılır?

Drawlers : Devam etmek. Berabere biten oyun. Çekim. Çekmek. Çekiş. Karalamak. Çekme. Çekiliş. Berabere kalmak. Çizmek.

Drawled : Ağır konuşmak. Ağır ezgi fıstıki makam konuşmak. Ağır ağır konuşma. Çok ağır söyleyiş. Sözcükleri uzatarak konuşmak. Ağır ağır konuşmak.

Drawl : Sözcükleri uzatarak konuşmak. Çok ağır söyleyiş. Ağır ağır konuşma. Ağır ağır konuşmak. Ağır ezgi fıstıki makam konuşmak. Ağır konuşmak.

Drawlatch : Ev hırsızı. Hırsız.

Drawling : Sözcükleri uzatarak konuşmak. Ağır ağır konuşma. Ağır konuşmak.

Draw a bead on someone : Nişan almak. Birisine silah doğrultmak. Birisine nişan almak.

Draw a bead on : Silahını doğrultmak. Göz koymak. Nişan almak. Dikkatle nişan almak. Tüm ilgisini birine yöneltmek.

Draw a blank : Üstüne bir bardak su içmek. Kurada veya piyangoda hiçbir şey alamamak. Başarısız olmak. Çuvallamak. Bir şeyi düşünememek. Boş çıkmak (piyangoda). Hava almak. Hatırlayamamak. Hiçbir şey elde edememek. Bulamamak.

Draw a bow at a venture : Boş atıp dolu tutmak. İşkembeden sallamak.

Draw a bill : Senet düzenlemek. Borç senedi düzenlemek. Poliçe keşide etmek.

 

İngilizce Drawler Türkçe anlamı, Drawler eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drawler ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conjugation : Evlilik. Biyoloji, gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır. Fiil çekimi. Mantıksal çarpım. Konjugasyon. Eşlenme. Cümlede yüklem görevinde bulunan fiil veya ad soylu kelimelerin zaman, şahıs, teklik ve çokluk kavramı veren eklerle girdiği şekil: biliyorum (<bil-iyor-um), bildin (<bil-di-n), bilir (<bil-ir), bileceğiz (<bil-eceğ-iz), bilmişsiniz (<bil-miş-siniz), bilmeliler (<bil-meli-ler), bilsek (<bil-se-k), bilelim (<bil-elim), bilsin (<bil-sin), iyiyim (<iyi-y-im), iyisin (<iyi-sin), iyidir (<iyi-dir), iyiyiz (<iyi-y-iz), iyidirler (<iyi-dirler) vb. Birleşme. İzdivaç. Bir hücreli organizmaların ya da gametlerinin geçici olarak ya da devamlı olarak bir araya gelmesi. konjugasyon.

Utterer : Piyasaya süren kimse (sahte şey). Konuşan kimse. Kalpazan.

Contracting : Akdeden. Sözleşme. Anlaşma imzalama. Yakalanmak (hastalığa, vs.). Sözleşme imzalayan. Akteden. Daralma. Büzen. Sözleşme yapan.

Continue : Ertelemek. Sürdürmek. Devamı gelmek. Uzamak. Sürmek. Uzatmak. Dayanmak. Kalmak. Devam ettirmek.

Tie up : Birleştirmek. Berabere bırakmak. İlişki kurmak. Kravat bağlamak. İp bağlamak. Bağlanmak. Kısıtlamak. Şarta bağlamak. Bloke etmek. Bağlamak.

Attend : Dikkatini vermek. Bulunmak. Beraberinde getirmek. Beklemek. İlgilenmek. Katılmak. Hizmet etmek. İştirak etmek. Eşlik etmek. Hazır bulunmak.

Crossing out : Karalama. Çizme. Silme. Bozma. Üstünü çizme. Silmek.

 

Allurement : Çekicilik. Çekici taraf. Cazip şey. İncizap. Şuhluk. Cazibe. Cezbetme. Albeni. Büyüleme.

Depict : Betimlemek. Betimleme yapmak. Anlatmak. Dile getirmek. Resmetmek. Resmini çizmek. Tasvir etmek. Göstermek. Tarif etmek.

Haulage : Çıkarma. Karada kamyonla taşıma ücreti. Karayolu taşıma ücreti. Nakliye vergini. Karayolu taşıması. Nakliye ücreti. Nakletme. Taşıma.

Drawler synonyms : verbalizer, verbaliser, describe, abided, carry on, besmirch, drafts, arrest, abrook, abstract, sweepstakes, affinity, draftings, drafting, camera shooting, draught, abides, bedaubed, cancel, depicture, tractive, raffling, sweepstake, carry over, depicts, draft, raffles, talker, haulages, attends, raffled, abideth, declensions.