Defective türkçesi Defective nedir
- Sakat, noksan, kusurlu, hatalı, eksik.
- Kalık.
- Arızalı.
- Özürlü.
- Sakat.
- Yetersiz.
- Eksik.
- Noksan.
- Veterinerlik alanında kullanılır.
- Defektif.
- Hatalı.
- Yarım yamalak.
- Kusurlu.
Defective ile ilgili cümleler
English: Some diseases are caused by a defective gene.
Turkish: Bazı hastalıklara kusurlu bir gen tarafından sebep olunmaktadır.
English: The drawing is defective.
Turkish: Çizim kusurlu.
English: They replaced the defective TV with a new one.
Turkish: Arızalı TV yi yenisiyle değiştirdiler.
English: If defective in structure, they are perfect in function.
Turkish: Yapı olarak kusurlu olsalar bile, onlar fonksiyon olarak mükemmeldir.
Defective ingilizcede ne demek, Defective nerede nasıl kullanılır?
Defective colour vision : Renk görme sapaklıkları. Renk görme sapaklığı. Renk görmesi düzgülü bir ölçün renkölçümser gözlemci ile bir kişinin dağıtım eğrileri (bk. dağıtım katsayıları) arasındaki ayırt edilir ayrım (durum ayrılığı), bk. sapak üçrenkçillik, çiftrenkçillik, tekrenkçillik.
Defective commodity : Belirlenen ölçünlere uymayan, kusurlu, defolu, özürlü mal. Ayıplı mal. Arızalı mal.
Defective constitution : Sağlıksız. Sağlığa zararlı.
Defective disk track : Bozuk teker izi.
Defective fabric : Defolu mal.
Defective infrastructure : Kusurlu temel. Hatalı altyapı.
Defective product : Defolu ürün. Defolu mal. Ayıplı ürün. Kusurlu ürün. Hasarlı ürün. Arızalı ürün. Bozuk ürün.
Defective products : Defolu ürün. Ayıplı ürünler. Ayıplı ürün. Defolu mal.
Defective interfering particles : Kusurlu interfere edici tanecikler. Çoğalma sırasında oluşan, ebeveyn virüse göre genomu daha kısa yapıda olan yeni nesil virüsler.
Defective interferring mutants : Ebeveyn virüse oranla kısa bir genoma sahip olan ve bu nedenle de tek başlarına çoğalamayıp çoğalmaları için yardımcı bir virüsün varlığına gereksinim duyan mutant virüs türleri. Eksikli müdahil mutantlar.
İngilizce Defective Türkçe anlamı, Defective eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Defective ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Erroneous : Falsolu. Yalan yanlış. Yanlış. Gerçekten sapan. Doğru olmayan. Hata kapsayan.
A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.
Incapable : Yeteneksiz. Liyakatsiz. Kudretsiz. Elverişsiz. İktidarsız. Aciz. Ehliyetsiz. Yapamaz. Beceriksiz.
Faulty : Çürük. Kabahatli. Defolu. Bozuk.
Funnier : Zevkli. Tuhaf. Daha komik. Eğlenceli. Şüpheli. Gülünecek. Garip. Karanlık. Komik.
Disqualified : Diskalifiye. Elenmiş. Yetkisiz kılınmış. Diskalifiye edilmiş.
Broken : Bölünmüş. Tutulmamış. Bozuk konuşma. Uyulmamış. Bozuk yazı. Çiğnenmiş. İhlal edilmiş. Engebeli. Parçalanmış. Çökmüş.
Abdominal distention : Karın gerginliği. Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Abdominal gerginlik.
Botchy : Berbat. Darmadağın. Baştan savma. Kötü. Özensiz.
Inadequate : Elverişsiz. Kifayetsiz. Yeterli değil. Kıt. Liyakatsiz.
Defective synonyms : defects, loosest, devoid, imperfect, remaining, abdominal pain, fragmentary, malfunctioned, amiss, bumpiest, half measure, at fault, abattoir, handicapped, glibber, in short supply, glibbest, disabled, defect, a c deformity, spinster, falser, off hand, bumpier, unnatural, missing, faultiest, exiguous, gamest, burton, beggarly, on the fritz, destituent.
Defective zıt anlamlı kelimeler, Defective kelime anlamı
Perfect : Eksiksiz. Görülen geçmiş zaman kipi. Dört dörtlük. Berkemal. Geliştirmek. Yetkin. Kusursuz yapmak. Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb. Kusursuz. Tamamlamak.
Normal : Beklenilen durumda bulunan, olağandışılığı bulunmayan. Orta. Düzgülü. Standart. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Muntazam. Ortalama. Olağan. Dikgen. Dikey.
Defective ingilizce tanımı, definition of Defective
Defective kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Applied either to natural or moral qualities. Imperfect. Defective rules. Deficient. Faulty. As, a defective limb. Defective timber. Lacking a part. Incomplete. Wanting in something. A defective character. Anything that is defective or lacking in some respect. A defective copy or account.

Bu kısımda Defective kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Defective ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Defective anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Defective ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.