Broken türkçesi Broken nedir
- Beli bükük.
- Kesik.
- Parçalanmış.
- Yıkılmış.
- Bozuk yazı.
- Bozuk.
- Kolu kanadı kırık.
- Dilbilgisi kurallarına uymayan (bir yabancının konuşması).
- Arızalı.
- Bölünmüş.
- Uyulmamış.
- Yarım kalmış.
- Çökmüş.
- İhlal edilmiş.
- Bozulmuş.
- Engebeli.
- Tutulmamış.
- Taşlı.
- Bozuk konuşma.
- Kırık.
- Ezik.
- Kırılmış.
- Çiğnenmiş.
Broken ile ilgili cümleler
English: Ali accused me of having broken my promise.
Turkish: Ali beni sözümden dönmekle suçladı.
English: After eight months passed and his broken heart healed, George eventually started dating girls again.
Turkish: Sekiz ay geçtikten ve onun kırık kalbi iyileştikten sonra, George sonunda tekrar kızlarla flört etmeye başladı.
English: According to what I heard, they have broken up.
Turkish: Duyduğuma göre, onlar ayrıldı.
English: "Tom and Mary have broken up." "That's ancient history."
Turkish: "Tom ve Mary ayrılıyor." "Bu eski hikaye."
English: A broken mirror brings bad luck.
Turkish: Kırık bir ayna kötü şans getirir.
Broken ingilizcede ne demek, Broken nerede nasıl kullanılır?
Broken account : Kesilen sayışım. İşlemlerin bir başka sayışıma alınması nedeniyle eski sayışımın arıtılması ya da kapatılması. Kapatılmış hesap. Kesilen hesap.
Broken bone : Kıçını tekmelemek. Kırılan kemik. Dövmek. Fena benzetmek. Kemiklerini kırmak. Vurmak.
Broken bread : Biriyle yiyeceğini paylaşmak. Ekmeğin bölmek. Yemeğini paylaşmak. Ekmeğini bölüşmek.
Broken down : Çökmüş. Bozulmuş. İşi bitmiş. Bitkin. Bozuk. Çökük. Çürük. Yıkık. Yıkılmış. Düşkün.
Broken english : Bozuk ingilizce.
Broken off : Kopuk.
Broken french : Kesintili fransızca. Bozuk konuşulan fransızca.
Broken home : Dağılmış aile. Yıkılmış yuva. Parçalanmış aile. Parçalanmış kodak.
Broken health : Sağlığı bozuk.
Broken line : Kırık çizgi. Devamlılık arzetmeyen kesikleri olan çizgi veya hat. Kesik kesik çizgi. Kesik yol çizgisi.
İngilizce Broken Türkçe anlamı, Broken eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Broken ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Disengaged : Devreden çıkmış. Serbest. Boşta. Bağlantısız. Bağlı değil. Boş.
Gemmiferous : Tomurcuklu. Tomurcuklanan. Mücevherli.
Defaced : Bozmak. Tahrif etmek. Çirkinleştirmek. Okunmaz hale getirmek. Bozmuş. Görünüşünü bozmak.
Stony : Soğuk. Taşlık. Duygusuz. Sert. Taş kalpli. Amansız. Taş gibi. Taşı çok olan. Taştan yapılmış.
Hilly : Dağlık. İnişli yokuşlu. Tepelik.
Clifted : Çatlak.
Disaggregated : Ayrılmış. Bölümlere ayrılmış. Ufalanmış.
Gemmiparous : Tomurcuk oluşturan. Tomurcuklarla çoğalan. (botanik terimi) tomurcuklar veren veya tomurcukla çoğalan. Tomurcukla çoğalan. Tomurcuklu.
Hollow : Çukur. Dere. Sahte. Oymak. Çukur açmak. Ağaç kovuğu. Boşluk. Çökük. Aç. Yalan.
Saddo : Ciğeri beş para etmez tip. Şerefsiz. Acınacak halde veya aşağılık kimse. Adi şerefsiz. Mal. Pislik. Aşağılık herif. Ezik tip. Adi. (aşağılayıcı argo) acınacak kimse.
Broken synonyms : broken field, busted, jeering, crinkliest, broken down, gash, incisions, bummest, bad, bad mark, cut, rippled, roughest, contusion, uncompleted, ruined, outstanding, folded, razed, wounded, incision, fitful, hollower, unity, rugged, out of order, fractured, blemished, disconsolate, break, segregated, decrepit, squashed.
Broken zıt anlamlı kelimeler, Broken kelime anlamı
Perfect : Kusursuz. Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb. Tamamlamak. Geliştirmek. Tam. Dört dörtlük. Bitirmek. Eksiksiz. Kusursuz yapmak.
Uninjured : Zarar görmemiş. Yaralanmamış. İncinmemiş.
Sound : Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. bir nesnenin titreşimlerinin havada dalgalar halinde işitme duyumuza etki yapmasıyla ortaya çıkan ses. Etki bırakmak. Ses vermek. Gibi gelmek. Sert. Derine dalmak (balina). Yoklamak (düşünce veya fikir). Selen odası. Oturaklı. Yerinde.
Broken antonyms : unbroken, undamaged, continuous.
Broken ingilizce tanımı, definition of Broken
Broken kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Separated into parts or pieces by violence. A broken dish. As, a broken chain or rope. Divided into fragments.

Bu kısımda Broken kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Broken ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Broken anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Broken ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.