Broken down türkçesi Broken down nedir

Broken down ile ilgili cümleler

English: My radio has broken down again.
Turkish: Benim radyo tekrar bozuldu.

English: The engine has broken down again.
Turkish: Motor yine bozuldu.

English: Moustapha would've been here by now if his car hadn't broken down.
Turkish: Arabası bozulmamış olsaydı Mustafa şimdiye kadar burada olurdu.

English: My car has broken down.
Turkish: Arabam bozuldu.

English: Ali would've been here by now if his car hadn't broken down.
Turkish: Ali arabası arızalanmamış olsaydı şimdi burada olacaktı.

Broken down ingilizcede ne demek, Broken down nerede nasıl kullanılır?

Broken : Kırık. Ezik. İhlal edilmiş. Arızalı. Kırılmış. Parçalanmış. Çökmüş. Çiğnenmiş. Bozuk. Yarım kalmış.

Down : Düşürmek. Beri. İndirmek. Çökmek. Aşağı. Bozuk. Çabucak içmek. Yere sermek. Boyunca. Aşağısına doğru.

Being broken down : Düşkünlük. Bozukluk.

Broken account : İşlemlerin bir başka sayışıma alınması nedeniyle eski sayışımın arıtılması ya da kapatılması. Kapatılmış hesap. Kesilen sayışım. Kesilen hesap.

Broken bone : Kırılan kemik. Kıçını tekmelemek. Fena benzetmek. Kemiklerini kırmak. Vurmak. Dövmek.

 

Broken bread : Yemeğini paylaşmak. Ekmeğin bölmek. Biriyle yiyeceğini paylaşmak. Ekmeğini bölüşmek.

İngilizce Broken down Türkçe anlamı, Broken down eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Broken down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abusive : Kötüleyici. Baştan çıkarıcı. Kötüye kullanan. Ağzı bozuk. Küfürbaz. Kötü davranan. Ağzıbozuk. Kötü sözler söyleyen. Sövgü dolu.

Addicting : Tiryaki. Bağımlısı olmak. Meraklı. Tiryaki olmak. Alıştırmak. Müptela. Bağımlı. Alışmak. Bağımlılık yapmak.

Razed : Yerle bir etmek. Yerle bir edilmiş. Temelinden yıkmak. Ortadan kaldırmak.

Cachectic : Zayıf. Kaşeksili. Cılız (hastalıktan). Kaşektik. Beden zayıflığına bağlı olan, aşırı zayıf.

Bummest : Beş para etmez. Berbat.

Black and blue : Morarmış. Morartı. Çürümüş. Mosmor. Siyah-mavi. Yara bere içinde.

Overthrown : Devrik. Çökertilmiş. Yıkmak. Devirmek. Çökertmek. Devrilmiş. Devrilen. Düşürmek.

Damaged : Mahvolmuş. Zarar verilmiş. Hasarlı. Zarar görmüş. Ezik ve çürük içinde. Hasar görmüş.

Hollowest : Aç. Kof. Oyuk. Delik. Delikli. Yalan. Sahte. Boş. Boşluktan gelen.

Crooked : Namussuz. Bükülü. Yalancı. Hilekar. Dolandırıcı. Çarpık. Eğri. Eğri büğrü. Yamuk.

Broken down synonyms : dented, decay, cavity, bruise, decadents, dead tired, collapsed, broken, cankered, downthrown block, downtrown block, almsman, sunken, dilapidated, bumpiest, all out, ruined, bad, crumpled up, dished, carious tooth, bedrid, addling, rift valley, destroyed, worn out, cactus, blemished, deader, enamored, retuse, ramshackle, degenerate.