Defer türkçesi Defer nedir

  • Saygı göstermek.
  • Ötelemek.
  • Ağırdan almak.
  • Uymak.
  • Kabul etmek.
  • Sonraya bırakmak.
  • Ertelemek (borç vb).
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Tecil etmek.
  • Ertelemek.
  • Riayet etmek.

Defer ile ilgili cümleler

English: Ali can put away more money, tax-deferred, for retirement.
Turkish: Ali emeklilik için, vergisi ertelenmiş daha çok parayı bir kenara koyabilir.

Defer ingilizcede ne demek, Defer nerede nasıl kullanılır?

Defer a payment : Ödemenin ertelenmesi. Bir ödemeyi daha sonraki tarihe erteleme.

Defer to : Kabul etmek. Boyun eğmek. Saygı göstermek.

Deferable : Geciktirilebilir. Gelecekte bir zamana ertelenebilir. Ertelenebilir. Sonraya bırakılabilir.

Deference : Hürmet. (saygıdan dolayı) itaat. Riayet. Saygı gösterme. Sperma kanalı. Saygı. Riayet etme. İtaat. Saygıdan kaynaklanan itaat. Uyma.

Deferens : Deferens. Alıp götüren (latince). Taşıyan, ileten, aşağı doğru götüren, aşağıya ileten.

Deferential : Saygı ve itaat gösteren. Uyumlu. Hürmetkar. Saygılı. Riayetkar.

Deferentially : Saygıyla. Saygılı bir şekilde. Hürmetle. Saygı ile. Şerefle. Uyumlu bir halde.

Deferment : Ertelenme. Gecikme. Tecil. Vade. Erteleme. Talik. Tehir. Ödemeyi geciktirme.

Deferral of debt repayment : Borcun geri ödenmesinin geciktirilmesi. Borcun geri ödenmesinin ertelenmesi.

 

Deferments : Erteleme. Ödemeyi geciktirme. Tecil. Ertelenme. Talik. Tehir. Vade. Gecikme.

İngilizce Defer Türkçe anlamı, Defer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Defer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Honour : Onur nişanı vermek. Saymak. Şeref. Onurlandırmak. Şeref vermek. …e şeref vermek. Onur. Onur vermek.

Reserve : Hakkı saklı tutmak. Saklanmış veya biriktirilmiş döviz, altın, para gibi değerler. yatağında veya havzasında bulunduğu bilinen, ancak henüz çıkarılmamış ve işlenmemiş maden cevherleri. Yedek. Rezerve ettirmek. Yedek, ihtiyat. Abd, kanada gibi kimi ülkelerde, yerli halka, kendi töre ve geleneklerine göre yaşamaları içki bırakılmış, sınırları belli bölge. Korumak. İhtiyat.

Respect : Hürmet. Hatrını saymak. Bakım. Saygı duymak. Hürmet etmek. İlgili bulunmak. -e uymak. -e riayet etmek.

Accept : Onaylamak. Katlanmak. Razı olmak. Hazmetmek. Normal karşılamak. Kabullenmek. Anlamak. Almak. Eyvallah demek. Evet demek.

Defer to : Boyun eğmek.

Accorded : Vermek. Bağdaşmak. Uyum sağlamak.

Carrying over : Röpor. Toplam aktarma. Devam etmek. Uzatma. Gelmek. Nakli yekun. Borsada bir alışverişin gününü uzatma. borsada bir alışverişin gününü uzatmak için ödenen para. Nakliyekün.

Call : Aramak (telefon). Davet etmek. Seslenmek. Adlandırılmak. Adlandırmak. Lakap takmak. Ziyaret etmek. Söylemek. Telefonda konuşmak. Dava açmak.

Acquiesces : Razı olmak. Normal karşılamak. Ses çıkarmamak. Muvafakat etmek. Boyun eğmek. Kabullenmek. Karşı çıkmamak. Katlanmak.

Esteem : Saygı duymak. Saymak. İnanmak. Değer vermek. İtibar. İtibar etmek. Rağbet. Addetmek. Kanı. Düşünmek.

 

Defer synonyms : respite, scratch, adjourn, acquiesce, access control, accent char, cancel, abort sequence, adjourns, accords, abstract syntax tree, absolute loader, delay, filibustered, knuckle under, postpone, adjourned, accommodate oneself, comply with, abnormal end, hold, accede, procrastinated, remits, acquiescing, observed, go slow, filibuster, reserves, access mechanism, acknowledge, access control entry, put off.

Defer ingilizce tanımı, definition of Defer

Defer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To wait. To submit to the opinion of another, or to authority. To withhold. To delay the execution of. To delay. With to. To put off. To yield deference to the wishes of another. To postpone to a future time. To put off. To render or offer. To delay to act.