Definition of the situation türkçesi Definition of the situation nedir

  • Durum tanımlaması.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Birey ya da kümenin, karşılaştığı durumları geçmiş yaşam deneylerinin etkisi altında algılayıp tanımlaması, bk. bakış çerçevesi.

Definition of the situation ingilizcede ne demek, Definition of the situation nerede nasıl kullanılır?

Definition : Belirleme. İzah. Seçiklik. Netlik. Açıklık. Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır. Açıklama. Tanımlama. Berraklık. Tarif.

Of : Karşı. Yüzünden. Li. -dan. -li. Den. Nin. Hakkında. İle ilgili. -nın.

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Situation : Kişiler arasındaki ilişkide önemli bir durumu getiren ve seyirciyi etkileyen görünüm. tema, uygun bir durum üzerine oturtularak işlenir. İş. Şartlar. Mevki. Yağday. Memuriyet. Görev. Yer. Hal. Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş. vaziyet.

Definition of the mark : Markanın, kütüğe yazımı istenirken açıklanması. Markanın tanımı.

The gravity of the situation : Durumun ağırlığı. Olan durumun çarpıcılığı. Durumun önemi.

Definition of observation unit : Gözlem birimlerinin tanımlanması. Bir örneklemede, evreni ve örneği oluşturan gözlem birimlerinin bir düzen içinde sıralanarak ayırıcı özellikleriyle tanıtılması.

 

Estimate of the situation : Neler olduğuna dair fikir. Durum değerlendirmesi. Durum tahmini. Olan şeyler hakkındaki fikir. Durum muhakemesi.

In the light of the situation : Koşulların doğasının ışığı altında. Koşulların ışığında. Durumun ışığı altında.

İngilizce Definition of the situation Türkçe anlamı, Definition of the situation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Definition of the situation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Age grade : Yaş katmanı. Üyeleri, çoğunlukla da erkek üyeleri belli ve aşama-sırah yaş kümelerine ayrılan toplumlarda belli bir yaşa ulaşmış olan bireylerin oluşturduğu dirimbilimsel toplumsal katman.

Aesthetic : Estetik. Bedii. Güzelduyu. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi.

Acclimatation : Toplumsal kümelerin, dirimbilimsel bakımdan yeni bir ortamın iklim koşullarına uyum sağlaması süreci. İklimuyum.

Age group : Yaş kümesi. Belli bir çoğanın yaşlara göre dağılımını göstermek ve sıklıkları değer aralıkları içinde dile getirmek üzere kullanılan alt-üst yaş sının belli aralık. Üyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme. Yaş öbeği. Yaş grubu.

All round development of individual : Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi. Tümsel gelişim.

 

Alienation : Ötekileştirme. Aliyenasyon. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Yabancı emek. Soğutma. Devretme. Uzaklaşma. Yabancılaşma. Aralarını açma.

Acculturation : Çevresindeki kültürü kabullenme. Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Kültürlenme. Kültür etkileşimleri. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim. Ekinsel yozlaşma. Bir toplumun ekinine, başka (özellikle daha gelişkin) toplum ya da toplumların ekininden kimi özdeksel ve tinsel öğelerin geçmesi ve o ekinin göreli bütünlüğünün bozularak tutarsızlaşması olayı ya da süreci. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Kültürel etkileşim.

Adjustment in marriage : Eşlerden her birinin öbürü ile birlikte uyumlu bir aile yaşamı oluşturup sürdürme yeterliği. Evlilikte uyum.

Achievement motive : Amaç doğrultusunda engelleri ve güçlükleri aşma azim ve kararlılığı. Herhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü. Başarı güdüsü. Başarma güdüsü.

Aesthetical ideal : Belli bir kümenin, bir halkın kendine özgü sanatsal tasarımlarında yansıyan ve bireyin fiziksel, tinsel yeteneklerinin belli somut tarihsel koşullar altında gerçekleşebilecek özgür, tam ve her yönde uyumlu gelişmesine ilişkin olan ülkü. Güzelduyusal ülkü.

Definition of the situation synonyms : agression, age distribution, agnation, adaptive behavior, abilities, affection.