Demand deficient unemployment türkçesi Demand deficient unemployment nedir

  • İktisadi dalgalanmaların gerileme ve durgunluk dönemlerinde toplam istemdeki daralmaya bağlı olarak ortaya çıkan bir dönemsel işsizlik türü. krş. mevsimlik işsizlik.
  • Çevrimsel işsizlik.
  • İktisat alanında kullanılır.

Demand deficient unemployment ingilizcede ne demek, Demand deficient unemployment nerede nasıl kullanılır?

Demand : Sormak. Talepte bulunmak. Rağbet etmek. Hak iddia etmek. Kişinin alıcının mal isteminde bulunması. sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü. Zorlamak. Rağbet. İstem. Bilgisayar, hukuk, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Talep.

Deficient : Noksan. Gerekli olan. Eksik. Kifayetsiz. Gerekli. Yetersiz. Zayıf. Eksik kalan. Açık. Güdük.

Unemployment : Coğrafya, iktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir toplumda, bir toplumsal kümede çalışma çağındaki nüfusun bir bölümünün istençleri dışında ücretli işten yoksun bulunması durumu. İşsizlik. Aylaklık. Kişinin herhangi bir nedenle işini yitirmesi ve bir yenisini bulma çabası içine düşmesi durumu. Bir ülkede, bölgede ya da anakentte, çalışma çağındaki insanların bir bölümünün, istençleri dışında, çalışmalıklı bir işten yoksun bulunmaları durumu. İşçisizlik. Cari ücret düzeyinde emek sunumunun emek istemini aşması durumu.

 

İngilizce Demand deficient unemployment Türkçe anlamı, Demand deficient unemployment eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Demand deficient unemployment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

 

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu.

Demand deficient unemployment synonyms : conjunctural unemployment, keynesian unemployment, ability rent, cyclical unemployment, a shift in supply, abnormal budget expenditures, abnormal budget, abolition of forced labour convention, a change in demand, a group shares, a shift in demand.