Denying türkçesi Denying nedir

Denying ile ilgili cümleler

English: No one's denying that.
Turkish: Hiç kimse onu inkar etmiyor.

English: Of course, I'm denying it.
Turkish: Elbette, bunu inkâr ediyorum.

English: I'm not denying it happened, but one example can't be called proof.
Turkish: Onun olduğunu inkar etmiyorum ama bir örnek delil sayılmaz.

English: Denying a quality education to the children of working families is as wrong as denying health care or child care to working families.
Turkish: Çalışan ailelerin çocukları için kaliteli bir eğitimi inkar etmek çalışan aileler için sağlık hizmetlerini ya da çocuk bakımını inkar etmek kadar yanlıştır.

English: There is no denying that he is clever.
Turkish: Onun zeki olduğu inkar edilemez.

Denying ingilizcede ne demek, Denying nerede nasıl kullanılır?

Self denying : Kendi kendini yalanlayan. Fedakar. Özverili. Kendini tutan.

Deny categorically : Kesinlikle yanlış olduğunu bildirmek. Kati surette reddetmek. Kesin bir şekilde inkar etmek. Vurgulayarak karşı gelmek.

Deny involvement in : -nın içinde rol almadığını söylemek. -e karıştığını reddetmek. -nin içinde olduğunu inkar etmek.

Deny oneself : Kendini inkar etmek. Kendi kendini reddetmek. Öz inkar. Terke etmek. Feragat etmek. Vazgeçmek. Kaçınmak.

 

Deny oneself to somebody : Yok dedirtmek.

Adenyl : Adenil.

Adenylate : Adenozin monofosfat. Adenilat.

Aminoacil adenylate : Aminoasil adenilat. Aa-amp. Aminoaçil adenilat.

Myoadenylate kinase : Miyoadenilat kinaz. Kaslarda bulunan, iki molekül adp ve bir molekül pi’den, bir molekül atp ve amp oluşumunu katalize eden enzim.

Adenylic acid : Adenin ribonükleotidi. Adenozin fosfat. Adenilik asit.

İngilizce Denying Türkçe anlamı, Denying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Denying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Debars : Mahrum bırakmak. Yasaklamak. Menetmek. Engel olmak.

Denies : Nasip etmemek. Kaçınmak.

Contradicting : Çelişme. Aksini iddia etmek. Ters düşmek. Çelişmek. Çelişen.

Abnegation : Feragat etme. Vazgeçme. Kaçma (sorumluluktan). Fedakarlık. Feda etme. Feragat. İnkar.

Debar : Engel olmak. Mahrum bırakmak. Menetmek. Yasaklamak.

Renunciant : Özverili. Feragat eden. Fedakar.

Abjured : Yeminle vazgeçmek. Yemin ederek reddetmek. Vazgeçtigine dair yemin etmek. Vazgeçtiğine dair yemin etmek. Yemin ederek vazgeçmek. Tövbe etmek. Vazgeçmek. Feragat etmek. Dönmek (dininden).

Argue against : Şiddetle karşı çıkmak. İtiraz etmek. Aleyhinde olmak. Karşı çıkmak. Ayak diremek. Boyun eğmemek. Yanlış olduğunu göstermek. Tersini göstermek. Aleyhinde konuşmak.

Confuting : Çürütme (bir fikri vb). Aksini ispatlamak. Çürütmek. Susturmak. Çürütme.

Disallowing : İzin vermemek. Menetmek. Saymamak. İptal etmek.

Denying synonyms : self abnegating, nonindulgent, self giving, renunciative, abnegations, repudiation, gainsaying, controverted, contradicts, abridges, contravening, controverting, confute, brush off, contradicted, cast off, deprives, belied, belying, denied, bereaving, contravenes, disowns, cast offs, contravened, abnegate, controvert, contradict, abjures, confuted, disowning, negate, abridging.

 

Denying zıt anlamlı kelimeler, Denying kelime anlamı

Indulgent : Göz yuman. Hoşgören.

Selfish : Bencil. Egoist. Çıkarcı. Hodbin. Hodgam. Kendini düşünen.