Contradicting türkçesi Contradicting nedir

Contradicting ile ilgili cümleler

English: I'm not contradicting them.
Turkish: Onları yalanlamıyorum.

English: You're contradicting yourself.
Turkish: Kendini yalanlıyorsun.

English: I'm not contradicting you.
Turkish: Seni yalanlamıyorum.

English: Ali is contradicting himself.
Turkish: Ali kendini yalanlıyor.

English: You're really contradicting yourself.
Turkish: Gerçekten kendini yalanlıyorsun.

Contradicting ingilizcede ne demek, Contradicting nerede nasıl kullanılır?

Contradiction : Zıtlık. Hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır. Eytişimci düşünüşte her devinimin kaynağını, canlılığın kökenini ve gelişme ilkesini anlatan ulam; evren, doğa, toplum ve insanın gelişim yasası. İtiraz. Karşıtlık. Çelişki. Yadsıma. Yalanlama. Çelişme. İnkar.

Contradiction in terms : Çelişkili veya tutarsız ifade. Sözlerin birbirleriyle çelişmesi. Çelişkili ifade. Kavram kargaşası. Sözel çelişki.

Contradiction principle : Çelişki ilkesi.

Contradictions : İtiraz. İnkar. Yalanlama. Çelişki. Tezat. Aykırılık.

Contradictious : Tutarsız. Çelişkili. Aykırı.

In contradiction : Muhalif olarak. Zıttına. Aksine. Tersine.

Flat contradiction : Kesin uyumsuzluk. Mutlak inkar. Kesin yadsıma. Tamamen ret. Kesin inkar.

 

A contradiction in terms : Sözlerde çelişme.

Contradictively : Çelişkili bir şekilde. Tartışmalı bir şekilde.

Contradictiously : Tutarsızca. Çelişkili biçimde.

İngilizce Contradicting Türkçe anlamı, Contradicting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contradicting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Paradox : Bir önermenin, hem kendisinin hem de çelişiğinin aynı zamanda doğru olması. Çatışkı. Çelmece. Tutarsızlık. Yanıltmaç. Mantıkla çelişen ama doğru olan söz. Paradoks. Tezat. Çelişki. Aykırıkanı.

Call back : Tekrar aramak. Hatalı üretilen ürünü telafi için geri istemek. Arayan kimseyi geri aramak. Daha sonra aramak. Geri çağırmak. Cevabını vermek. Geri arama. Tekrar uğramak. Dönmek.

Contradicts : Birbirini tutmamak. Tekzip etmek. Aykırı düşmek. Yadsımak. Tezat teşkil etmek.

Controverted : Reddetmek. Tartışmak. Çürütmek. İtiraz etmek. Karşı gelmek.

Contradict : Tekzip etmek. Tezat teşkil etmek. İnkar etmek. Birbirini tutmamak. Yadsımak. Aykırı düşmek.

Disagreed : Uymazlık. Dokunmak. Yaramamak. Aynı fikirde olmamak. Uyuşmamak. Aynı düşüncede olmamak. Sürtüşmek. Uymamak. Anlaşamamak.

Contrast : Tezat. Zıtlık. Kontrastı olmak. Ayrışçılık. Karşılaştırmak. Film üzerindeki dansite değerleri arasındaki fark. Bir görünçlüğün doğadaki, filmdeki ya da görüntülükteki aydınlık ve karanlık bölümleri arasındaki başkalık, ilişki. Kontrast. Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu. bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram.

 

Be contrary : Aykırı olmak.

Confute : Tekzip etmek. Doğru olmadığını ispat etmek. Aksini ispatlamak. Çürütmek. Susturmak. Tersini kanıtlamak. Tersini ispat etmek. Çürütmek (bir görüşü vb). Aksini kanıtlamak.

Contradicting synonyms : be contradictory, falsehood, contrastive, belied, argue against something, controvert, be contrary to, contradicted, confrontational, be in contradiction with, falsity, contrasted, conflict with, contrasting, collides, confounding, opposition, confuting, belie, conflicting, disagree, antinomy, belying, contradiction, oppositeness, belies, conflictive, contrasts, disaffirm, argue against, collide, discrepancy, colliding.

Contradicting zıt anlamlı kelimeler, Contradicting kelime anlamı

Truth : Esas hakikat. Gerçeklik. Filvaki. Gerçek. Temel hakikat. Gerçekliğin, düşüncede gerçeğe uygun biçimde yansıması. Temel gerçeklik. Herkesin bildiği gerçek. Sıhhat.