Truth türkçesi Truth nedir

  • Herkesin bildiği gerçek.
  • Temel gerçeklik.
  • Şeniyyet.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Esas hakikat.
  • Gerçeklik.
  • Sadakat.
  • Sıhhat.
  • Realite.
  • İçtenlik.
  • Gerçek durum.
  • Doğru.
  • Gerçekliğin, düşüncede gerçeğe uygun biçimde yansıması.
  • Gerçek.
  • Temel hakikat.
  • Hakikat.
  • Filvaki.
  • Dürüstlük.
  • Doğruluk.

Truth ile ilgili cümleler

English: "Either you'll tell the truth or..." "Or what? What will happen?"
Turkish: "Ya gerçeği söylersin ya da..." "Ya da ne? Ne olacak?"

English: Ali doesn't know whether Mary is telling the truth or not.
Turkish: Ali Mary'nin gerçeği söyleyip söylemediğini bilmiyor.

English: Ali couldn't conceal the truth from Mary.
Turkish: Ali gerçeği Mary'den gizleyemedi.

English: Ali can't hide the truth anymore.
Turkish: Ali artık gerçeği saklayamaz.

English: Ali can't hide the truth from Mary anymore.
Turkish: Ali artık gerçeği Mary'den saklayamaz.

Truth ingilizcede ne demek, Truth nerede nasıl kullanılır?

Truth and belief : Stanislavski oyunculuk dizgesinde, oyuncunun yaşam gerçeğinden sahne gerçeğine geçmesindeki sanatsal işlem. bu işlemde oyuncunun yaratacağı kişi ve olay, seyircinin inanması gerektiği gibi ortaya çıkarılır. oyuncu, kendini zorlamadan yaptıklarına inanacaktır. Gerçek ve inanma.

Truth function : Doğruluk fonksiyonu. Doğruluk işlevi.

 

Truth or dare : Oyuncuların utandırıcı bir soruya cevap vermeyi veya zor ve gülünç bir görevi yerine getirmeyi seçtikleri sosyal oyun. Gerçek veya cüret. Doğruluk mu cesaret mi.

Truth to life : Gerçeğe bağlılık. Gerçeği yansıtma.

Truth to nature : Doğadaki gibi olma. Doğayı yansıtma.

Truth valued : Doğruluk-değerli.

The truth cannot be denied : Gerçeği örtbas etmek imkansızdır. Gerçek inkar edilemez. Gerçek başka hiçbirşey değil sadece gerçek.

Truth value : Doğruluk değeri.

Absolute truth : İnanılanlar göz önüne alınmadan gerçek olan şey (mutlak gerçek). Mutlak gerçek. Tam ve bütün gerçek.

The truth came out : Bu konuda daha fazla şüpheye veya tereddüte mahal yok. Gerçek ortaya çıktı. Gerçek açığa çıktı. Gerçek bulundu.

İngilizce Truth Türkçe anlamı, Truth eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Truth ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bluffness : İyi niyetli samimiyet. Hoşnutluk veren içtenlik. Kaba sabalık.

Conscientiousness : Sorumluluk duygusu ile hareket etme. Vicdanlı olma. İnsaflılık. Sıtkı hulus. Titizlik gösterme.

Evenness : Eşitlik. Tarafsızlık. Düzlük. Düzgünlük. Huzur. Düz oluş. Aynılık.

Childlikeness : Masumluk. Çocuk ruhluluk. Çocuk gibi olma. Samimi.

According to hoyle : Kurallara uygun. Kurallara uygun olarak. Tamam. Doğru olarak. Usulen. Usulüne göre.

Facts : Durum. Eylem. Unsur. Olay. Olgu.

All round development of individual : Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi. Tümsel gelişim.

Validity : Meşruluk. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir testin, ölçülmesi istenilen özelliği ya da özellikleri gerçekten ölçebilme niteliği, bk. bileşik geçerlik, görünüş geçerliği, kapsam (konu) geçerliği, tahmin geçerliği, yapı geçerliği. değerlerin belli bir topluma özgü koşullar içinde yürürlükte olabilmesi gücü. Geçerli olma durumu. Bir ölçünün, bir bilimsel açıklamanın ölçmek ya da açıklamak istediği şeyi gerçekten ölçmekte, açıklamakta olması niteliği. Bir aracın gerçekten ölçmek istediğini ölçme, bir bilginin konusuna uygun düşme yeteneği. Hüküm. Geçerlilik.

 

Dutifulness : Uysallık. İtaatkarlık. Sorumluluğunu bilme. Söz dinler olma durumu. Hürmetkarlık. Sadık olma durumu.

Alienation : Yabancı emek. Dengesizlik. Ötekileştirme. Uzaklaşma. Devretme. Soğutma. Aralarını açma. Bireyin çevre koşullarına aykırı düşmesi ya da kendisini başkasının gözüyle görmesi. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması.

Truth synonyms : acculturation, realism, devotedness, fealty, faith, aesthetical ideal, reality, candour, dyed in the wool, candidness, becoming, becomings, practicalness, candids, actual, precision, accurate, home truth, age grade, false, achievement motive, dinkum, intrinsicality, age distribution, actualness, commitment, verity, cheese, fact, artlessness, candours, accurateness, devotion.

Truth zıt anlamlı kelimeler, Truth kelime anlamı

False : İki yüzlü. Yalancı. Yalandan yapılan. Hileli. Tümdengelimci bir dizgede yapılan çıkarım ya da ulaşılan vargıların önsayıtlara aykırılığı. Falsolu. Yapma. Uydurma. Hatalı.

True : Geçerli. Tam olarak. Meşru. Gerçekten. Gerçek. Hakiki. Katışıksız. Safi. Eksiksiz.

Falsity : Foya. Yalan. Yanlış olma. Sahtelik. Yanlışlık. Hata. Yalancılık.

Truth antonyms : falsehood.

Truth ingilizce tanımı, definition of Truth

Truth kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The quality or being true. To declare. As: (a) Conformity to fact or reality. Exact accordance with that which is, or has been. Or shall be. To assert as true.