Absolute truth türkçesi Absolute truth nedir

  • Tam ve bütün gerçek.
  • İnanılanlar göz önüne alınmadan gerçek olan şey (mutlak gerçek).
  • Mutlak gerçek.

Absolute truth ile ilgili cümleler

English: Ali told Mary the absolute truth.
Turkish: Ali Mary'ye mutlak gerçeği söyledi.

English: I want the absolute truth.
Turkish: Kesin doğruyu istiyorum.

English: That's the absolute truth.
Turkish: O, mutlak gerçektir.

Absolute truth ingilizcede ne demek, Absolute truth nerede nasıl kullanılır?

Absolute : Bilgisayar, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Saf. Salt. Muhakkak. Saf, karışım göstermeyen, temiz, absolü. Absolüt. Katışıksız. Katıksız. Mükemmel. Koşulsuz, bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan bir olgunun bu niteliği.

Truth : Gerçek. Herkesin bildiği gerçek. Dürüstlük. Gerçek durum. Hakikat. Temel hakikat. Filvaki. Sadakat. Temel gerçeklik.

Absolute abundance : Popülasyon içerisindeki bir balık türünün toplam sayısı. Salt bolluk. Mutlak bolluk.

Absolute acceptance : Koşulsuz kabul. Bir koşula bağlı kalınmaksızın kabul etme. Şartsız kabul.

Absolute accommodation : Mutlak uyum.

Absolute address : Gerçek adres. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Salt adres. Bir verinin bulunduğu bellek konumunun, donanım üzerinde erişimin doğrudan yapılabileceği biçimde belirtilen adresi. Mutlak adres.