Çürütmek nedir, Çürütmek ne demek

  • Çürümesine sebep olmak.
  • Eti bayatlatıp gevrek bir duruma getirmek
  • Doğru olarak ileri sürülen bir düşüncenin, bir davanın, bir iddianın yanlışlığını ortaya koymak.

"Çürütmek" ile ilgili cümle

  • "Karına söyle, boğadayı çok sert yapmasın, çamaşırları çürütür." - H. R. Gürpınar

Yerel Türkçe anlamı:

Oyunda sayı kaybetmek.

Sersemce durmak, şaşırmak.

Çürütmek anlamı, kısaca tanımı:

Çürütme : Çürütmek işi.

Dirsek çürütmek : Okumak için çok emek sarf etmek. meslekte uzun yıllar geçirmek.

İçini çürütmek : Ruhunu karartmak, bezdirmek, yıldırmak.

Minder çürütmek : İşsiz, güçsüz oturmak. bir yerde uzun süre oturmak. otururken yapılmış olan işlerle uzun yıllar uğraşmak.

Çürüme : Çürümek işi.

Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.

Bayat : Çorum iline bağlı ilçelerden biri. Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş. Taze olmayan. Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri. Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

Gevrek : Şen, neşeli (gülüş). Ağzın içinde kolayca parçalanıp dağılacak biçimde hazırlanmış bir çörek türü. Kolayca kırılıp ufalanan.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

 

Getirmek : Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Bir makama atamak veya seçmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Gelmesini sağlamak. İletmek, bildirmek. Erişmek veya eriştiğini sanmak. İleri sürmek. Sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar.

Düşünce : Niyet, tasarı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Tasa, kaygı, sıkıntı.

Olmak : Gerçekleşmek veya yapılmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Sürdürmek, yürütmek. Yetişmek, olgunlaşmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Sarhoş olmak. Geçmek, tamamlanmak. Bulunmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Yol açmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Yitirmek, elinden kaçırmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Uymak, tam gelmek.

 

Çürütmek ile ilgili Cümleler

  • Evrimin bilimsel gerçeği o kadar büyük bir çoğunlukla kuruldu ki onu çürütmek neredeyse imkansızdır.
  • Bu çağ dışı fikri çürütmek istemiyorum.

Diğer dillerde Çürütmek anlamı nedir?

İngilizce'de Çürütmek ne demek? : n. disproof

v. cause to rot, rot, decay, contuse, corrupt, decompose, corrode, disprove, refute, rebut, canker, confute, controvert, explode, molder, moulder, putrefy, stultify

Fransızca'da Çürütmek : pourrir, carier, contusionner, décomposer, détériorer, gâter, infirmer, meurtrir, putréfier, (kanýtsav) réfuter

Almanca'da Çürütmek : v. entkräften, widerlegen

Rusça'da Çürütmek : v. отражать, опровергать, отразить, опровергнуть