Designated türkçesi Designated nedir

Designated ile ilgili cümleler

English: We met at the designated spot.
Turkish: Biz belirlenen noktada buluştuk.

English: The last time we all went out drinking, I was the designated driver.
Turkish: Hepimiz son kez içmek için dışarı çıktığımızda, ben belirlenen sürücüydüm.

English: This has been designated a conservation area.
Turkish: Bu bir koruma alanı olarak adlandırıldı.

English: Fresh-water fish include some designated as protected species. You're not allowed to catch or buy them.
Turkish: Tatlı su balıkları arasındakilerden bazıları korunmaktadır. Onları yakalamak veya satın almak yasadışıdır.

English: Ali volunteered to be the designated driver.
Turkish: Ali belirlenmiş sürücü olmaya gönüllü oldu.

Designated ingilizcede ne demek, Designated nerede nasıl kullanılır?

Designated date : Kararlaştırılmış tarih. Belirlenmiş tarih.

Designate with a term : İsim vererek göstermek.

Designate : Düzenlemek. Tanımlamak. Göstermek. Tayin etmek. Seçmek. İşaret etmek. Uygulamak. Belirlemek. İsimlendirmek. Atamak.

Designates : İşaret etmek. Tayin etmek. Adlandırmak. Seçmek. İsimlendirmek. Uygulamak. Göstermek. Atamak. Görevlendirmek. Tanımlamak.

 

Redesignate : Yeniden numara vermek. Yeniden adlandırmak.

Drive designator : Sürücülüğü belirten belge. Sürücü belirteci. Sürücü göstergesi.

Designation hole : Tanıtma deliği.

Drive designator or indicator : Sürücü göstergesi.

Designative : Yalın. Gösterici. Belirtici. Öznel. Nominatif.

Designators : Belirtici. İşaretleyici. Düzenleyici.

İngilizce Designated Türkçe anlamı, Designated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Designated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Displayed : Gösteriş yapmak. Gözler önüne sermek. Afişe. Göstermek. Görüntülenen. Sergilemek. Büyük puntolarla basmak. Teşhir etmek. Gösterilmiş.

Laid : Serilmiş. Arması soyulmuş. Yerleştirilmiş. Gösterilmiş. Yatıştırılmış. Sebep olmuş. Büküm. Konulmuş. Serili. Atılmış.

Determined : Kesin. Kati. Belirli. Azimli. Belirtili. Kararlı. Muayyen.

Bump : Sarsıla sarsıla gitmek. Güm diye. Çarpmak. Aniden. Çarpma. Vurma. Vurmak. Toslamak. Sarsılmak. Gümbürtü.

Delegate : Devretmek. Görev devretmek. Delege atamak. Yetki aktarmak. Temsilci. Yetki vermek. Temsilci olarak görevlendirmek. Havale etmek. Görevlendirmek.

Fixed on : Azimli. Kafaya koymuş. Kararlı. Kararlaştırılmış. Yerleştirilmiş.

Task : Görevlendirmek. Külfet. Görev. Ödev. Suçlamak. Angarya. Yormak. Bilgisayarda uygulanacak bir işi oluşturan öğelerden her biri; iş birimi. İş vermek.

Manipulated : Hile yapmak. Oynama yapmak. El ile işletmek. İdare etmek.

Assigned : Ayrılmış. Paylaştırılmış. Atandığı yere göre. Tahsis edilen. Tahsis edilmiş. Bölüştürülmüş. Şart koşulan.

 

Designated synonyms : kick downstairs, particularised, raise, defined, adjusted, stated, depute, place, limited, following, cleaned up, number, limiteds, asgd, calibrate, promote, advance, break, denote, devolve, signified, negotiated, reassign, label, identified, dedicated, fixed, elevate, appoint, shown, noted, denominate, calibrated.

Designated zıt anlamlı kelimeler, Designated kelime anlamı

Demote : Rütbesini indirmek. İndirge. Alçalt. İndir. Alt sınıfa indirmek. İndirgemek. Aşağı dereceye indirmek.

Promote : Düzenlemek. Sınıf geçirmek. Organize etmek. Gelişmesine yardımcı olmak. Yükseltmek. Desteklemek (pol.). Terfi ettirmek. İlerletmek. Reklamını yapmak.

Outgoing : Çıkış. Cana yakın. İçi dışı bir. Dışa dönük. Ayrılan. Sempatik. Dışarı giden. Üstün gelme. Giden.