Detect türkçesi Detect nedir

Detect ile ilgili cümleler

English: Our eyes can detect light.
Turkish: Gözlerimiz ışığı algılayabilir.

English: A Pap test can help detect cervical cancer early on.
Turkish: Rahim kanseri teşhis testi rahim ağzı kanserini erken tespit etmeye yardımcı olabilir.

English: Do I detect sarcasm?
Turkish: İğnelemeyi fark ediyor musun?

English: Clyde Tombaugh's job was to photograph one small piece of the night sky at a time. He then had to carefully examine and compare the photos in an effort to detect an unidentified moving point of light that might be a planet.
Turkish: Clyde Tombaugh'ın işi bir seferde gece gökyüzünün küçük bir parçasını fotoğraflamaktı . Daha sonra bir gezegen olabilecek bir ışığın tanımlanamayan hareket eden noktasını tespit etmek amacıyla fotoğrafları dikkatlice incelemek ve karşılaştırmak zorunda kaldı.

English: A detective arrived upon the scene of the crime.
Turkish: Dedektif suç mahalline geldi.

Detect ingilizcede ne demek, Detect nerede nasıl kullanılır?

Auto detect : Otomatik algıla. Otomatik algılama. Oto algıla.

Carrier detect : Taşıyıcı tespiti. Taşıyıcı sinyalinin tespiti. İletişim sesi tespiti.

 

Collision detect : Çarpışma sinyali.

Detectability : Keşfedilebilirlik.

Detectable : Ortaya çıkarılabilir. Sezilebilir. Algılanır. Sezimlenelebilir. Saptanabilir. Algılanabilir. Keşfedilebilir.

Detected : Belirlemek. Keşfetmek. Ortaya çıkarmak. Saptanan. Saptanmış. Algılandı. Sezmek. Farketmek.

Detected config : Algılanan yapılandırma.

Detected error : Yakalanan hata.

Detected devices : Algılanan aygıtlar.

Detecter : Algılayıcı. Dedektör.

İngilizce Detect Türkçe anlamı, Detect eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Detect ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Smells : Kokusunda olmak. Kötü kokmak. Kokusunu almak. Kokmak. Koklamak. Koku almak.

Determining : Kararlaştırmak. Sabitleştirmek. Belirleme. Karara bağlanmak. Belirleyen. Karara varmak. Belirleyerek. Tamlayan.

See : Dikkat etmek. Bakmak. Farkına varmak. Yerinde görüm. Uğurlamak. Seyretmek. Geçirmek. Görüşmek. Piskoposluk.

Conceives : Düşünmek. Kurmak. Tasarlamak. Anlamak. Yazmak. İfade etmek. Hamile kalmak. Aklı almak. Göz önünde bulundurmak.

Divines : İlahi. Kutsal. Harikulade bulmak. Kehanette bulunmak. Gaipten haber vermek. Falcı. Tahmin etmek. İçine doğmak.

Divine : Falcı. Kehanette bulunmak. Tanrı'ya adanmış. Tahmin etmek. Kutsal. İlahi. Tanrısal. Harikulade bulmak.

Come at : Varmak. Üstüne gelmek. -e varmak. Vermek. -e erişmek. Uğraşmak. Saldırmak. Ulaşmak. Üstüne yürümek.

Antedated : Eski tarih atmak. Geçmiş tarih atmak. Bir senede geçmiş tarih atmak. Erkene almak. Geçmiş tarih atmak (faturaya vb). Önce gelmek. Erken bir tarihe almak. Erken tarihe almak. Eski tarih koymak.

 

Find : Bulunan şey. Bakmak. Arayıp bulmak. Buluş. Sağlamak. Ulaşmak. Erişmek. Bulma. Keşif.

Dig out : Arayıp bulmak. Deşmek. İncelemek. Kazıp çıkarmak. Arayıp çıkarmak. Arayarak bulmak. Kürekleyerek çıkarmak (gömülmüş birini veya bir şeyi). Kazıp ortaya çıkarmak.

Detect synonyms : bring into the open, assigns, bring about, smell, appoint, cogitating, pick up, decides, determine, call forth, descries, bring to light, cipher out, have a hunch, devise, deduces, come up with, perceives, deducing, assign, find out, cogitates, anticipates, anticipate, arrange, adjusts, discovers, accounters, descry, trace, discerns, deduced, perceived.

Detect ingilizce tanımı, definition of Detect

Detect kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To bring to light. As, to detect a crime or a criminal. To find out. To discover. To uncover. To detect a mistake in an account. Detected.