Diener türkçesi Diener nedir

Diener ingilizcede ne demek, Diener nerede nasıl kullanılır?

Dienergid : İki çekirdekli. Aynı hücre içinde iki çekirdeğin olması. binükleer, dienergid.

Diene : Dien.

Butadiene : Boya ve lastik üretiminde kullanılan parlayıcı veya yanıcı renksiz gaz (kimya). Budatien. Bütadien. Bütadiyen. Butadien.

Diencephalic : Diensefalona özgü. Diensefalik. (anatomi terimi) diensefalon (orta beyin) ile ilgili. Diansefaük.

Diencephalon : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ortabeyin. İki yarım kürre arasındaki yapılar. Beynin mezensefalon ve prosensefalon arasındaki bölümü (anatomi terimi). Ön beyinden sonra gelen, üçüncü beyin karıncığının orta bölgesini çeviren beyin lobu. diyensefalon. Ara beyin. aynı kafada çift beyin bulunması biçiminde görülen kafadan yapışık ikizlik. Ara beyin. Diensefalon. Beynin ortası. Beynin orta kısmı.

Address oneself to the audience : Seyirciye karşı dönmek. Yönelmek ya da seyirciyle konuşmak.

Address an audience : Seyirci önünde konu anlatmak. Bir grup önünde konuşma yapmak. Dinleyici önünde konuşma yapmak.

Alternating gradient synchrotron : Alternatif kademeli sinkrotron. Alternatif kademeli senkrotron.

Angle of gradient : Eğim açısı.

 

Dientameba diarrhea : Dientamoeba fragilis adlı protozoonun neden olduğu kronik seyirli hafif ishal. Dientamoba ishali.

İngilizce Diener Türkçe anlamı, Diener eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Diener ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Domestic : Ehli. Oyuk olan veya oyuk sayılabilen şeylerin boşluğu. Evcil. Yurt içi. Aile ile ilgili. Eve ait. Ailevi. Kabukla meyvelerde kabuğun sardığı bölüm. Evine bağlı.

Satellite : Peyk. İnsanlarca yapılarak bir gökcismi çevresinde yörüngeye yerleştirilen ve dolanması sağlanan uzay aracı, yapma uydu. yapma uydunun iletişimde, ırakiletişimde kullanılan çeşidi, iletişim uydusu. iletişim uydusunun televizyon yayınlarında da kullanılabilen çeşidi, televizyon uydusu. Satellit. Görünüşte bağımsız, gerçekte başka bir devlete bağımlı olan (devlet). Uydukent. Evrensel çekim kuvveti etkisiyle, kepler yasaları uyarınca bir gezegen çevresindeki kapalı yörüngeler üzerinde dolanan gökcisimleri. Gregarin kolonilerinde yalancı konjugant bireyler çiftinin ikincisi. kromozomun kısa koluna ince bir bağ ile bağlı küçük bir parça. peyk. Yörüngesel devinimini bağlı olduğu gezegen çevresinde yapan ve onunla birilikte dizgenin asıl özeği olan yıldız çevresinde de dolanan gökcismi. Uşak.

Janitor : Bina sorumlusu. Odacı. Temizlik görevlisi.

Slumgullion : Et havuzu. (kanada ve amerikan argosu) su dolu istiridye veya balık havuzu.

Inward : Saklı. Fikir veya ruhun derinliğine doğru. İç. İçe doğru. İçeriye doğru. Dahili. Derinlemesine. İç kısım. Manevi. İçeride bulunan.

Concierges : Otellerde kişilere bilgi veren ve misafirlerin ihtiyaçlarını dinleyen kimse. Odacı. Odabaşı.

 

Gatekeeper : Bekçi. Geçit denetçisi. Kapı görevlisi. Ağ geçidi denetleyicisi. Eşik bekçisi.

Commissionaire : Sinema veya otel kapıcısı. Tiyatro kapıcısı. Dış satmalma acentesi. Temsilci. (sinema veya otel vb) kapıcı. Vekil.

Domestics : İç. Ailevi. İnsanın manevi varlığını oluşturan irade. Oyuk olan veya oyuk sayılabilen şeylerin boşluğu. Temizlikçi. Kabukla meyvelerde kabuğun sardığı bölüm. Evcil. Aile ile ilgili. Yurt içi.

Gate keeper : Önleyici önlem.

Diener synonyms : bondservant, interior, drudged, charlady, bondman, concierge, bondmen, doorkeeper, gateman, chambermaids, meal, bondsmen, servant, skip, doorman, familiar, internal, domestic help, chattel, captive, custodian, abigail, caretakers, chambermaid, caretaker, charwomen, high tea, creature, gatekeepers, charladies, skips, repast, factotum.

Diener zıt anlamlı kelimeler, Diener kelime anlamı

Outward : Dışa doğru. Dıştan. Dış. Bkz.outwards. Görünen. Dışa doğru olan. Dışarıya doğru. Dışarıya. Görünüşte. Harici.

Conform : Uymak. Boyun eğmek. Tevafuk etmek. Alıştırmak. Uydurmak. İntibak etmek. Uyumlu olmak. Uygulamak.

Equal : Eşit. Bir olmak. Akran. Denk. Emsal. -e eşit olmak. Eşit olmak. Muadili olmak. Karşılık gelmek. Eş değerde olmak.