Dink nedir, Dink ne demek

  • Pirinci kabuğundan ayırmak veya bulgur dövmek için kullanılan dibek.
  • Şayak, aba vb.ni dövmek için kullanılan araç

Yerel Türkçe anlamı:

Tahılın kabuğunu yumuşatmaya ve ayırmaya yarayan değirmen.

Tahılın kabuğunu ayırmaya yarayan büyük taş dibek.

Zeytinyağı çıkarırken zeytini ezmek için kullanılan teğirmen taşı benzeri taş; zeytinyağı çıkarma atölyesi, tezgâhı

Pirinç fabrikası.

Hayvanla çevrilen değirmen, bulgur değirmeni

Değirmenin mili.

Ağaçtan oyularak yapılan, içi ve ağaç kolu dişli olan, şal, aba, şayak gibi kumaşları dövmeğe yarayan bir araç.

Kaldıraç.

Pirinç dövmeğe yarayan, hayvanın çevirdiği büyük taş silindir.

Dokuma aygıtı.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Buğdayın dövüldüğü yer. (*Ağın -Elâzığ)

Dink hakkında bilgiler

Hrant Dink (Ermenice: Հրանդ Տինք, 15 Eylül 1954, Malatya - 19 Ocak 2007, İstanbul), Türkiye Ermenisi gazeteci. 19 Ocak 2007 tarihinde saat 15:00 sıralarında, genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin Şişli Halaskârgazi Caddesi üzerindeki binası önünde uğradığı silahlı saldırı neticesinde hayatını kaybetti.

Hrant Dink, 1954 yılında Malatya’da dünyaya geldi. Babası Sivas'ın Gürün ilçesinde, annesi Gülvart ise Sivas'ın Kangal ilçesinde doğup büyümüştü. Anne ve babası 1961 yılında İstanbul'a taşınmalarının ardından boşandı. Hrant ve iki kardeşi Gedikpaşa’daki Ermeni Yetimhanesi'ne yerleştirildi.

 

Dink bu sırada Türkiye'de gelişmekte olan sol siyasetten etkilendi ve Türkiye Komünist Partisi / Marksist-Leninist çizgisinde siyaset yapmaya başladı. O yıllarda, örgüt ile Ermeni cemaatinin ilişkilendirilmesini önlemek amacıyla ismini mahkeme kararı ile Fırat olarak değiştirdi.

Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde Zooloji eğitimi aldı. Bir süre sonra yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlendi.

Dink tanımı, anlamı:

Ayırmak : Seçmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Bir yeri bir engelle bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. Bölmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Birbirinden uzaklaştırmak.

Bulgur : Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar, ebebulguru. Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday.

Dövmek : Çamaşır, halı vb.ni tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek. Çarpmak, sertçe dokunmak. Ateşte ısıtılarak yumuşatılmış bir madeni, vurarak istenilen biçime getirmek. Bir şeyi toz durumuna getirmek için ezmek. Davul vb. çalmak, vurmak. Ezmek. Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak. Çırpmak. Topa tutmak.

Dibek : Taştan veya ağaçtan yapılmış büyük havan.

Şayak : Bu kumaştan yapılmış elbise. Kaba dokunmuş, dayanıklı bir çeşit yün kumaş.

 

Araç : Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne.

Eylül : Yılın dokuzuncu ayı.

Dink üstü : Tepe üstü: Dink üstü düşüp bayıldı. Denge durumunda: dink üstü duruyor.

Dink vermek : Kulak kabartmak, dinlemek

Dinkabak : Takla. Avanak.

Dinkaçığı : Kopmuş çorap ilmeği.

Dinkafa : Dikbaşlı.

Dinkalahoçek : Takla.

Dinkama : Çok zayıf, kuru (kimse).

Dinkçi : Değirmenci.

Dinke : Sırmalı püskül.

Dinkene : Tahılın kabuğunu yumuşatmaya ve ayırmaya yarayan değirmen