Disadvantages türkçesi Disadvantages nedir

Disadvantages ile ilgili cümleler

English: One of the disadvantages of living alone is that you have no one to talk to.
Turkish: Yalnız yaşamanın dezavantajlarından biri senin konuşacak hiç kimseye sahip olmamandır.

English: There are both advantages and disadvantages to city living.
Turkish: Şehir yaşamının hem avantajları hem de dezavantajları vardır.

English: It has too many disadvantages.
Turkish: Bunun çok dezavantajları var.

English: Advances in science and technology and other areas of society in the last 100 years have brought to the quality of life both advantages and disadvantages.
Turkish: Son 100 yılın bilim ve teknoloji ve topluluğun diğer alanlarındaki gelişmeler hayat kalitesine hem avantajlar hem de dezavantajlar getirdi.

English: Both types have advantages and disadvantages.
Turkish: Her iki türün avantajları ve dezavantajları var.

Disadvantages ingilizcede ne demek, Disadvantages nerede nasıl kullanılır?

Advantages and disadvantages : Lehte ve aleyhte. Artılar ve eksiler.

Disadvantage factor : Dezavantaj etkeni. Reaktör hücresinde bulunan bir madde içindeki ortalama nötron akı yoğunluğunun, yakıt içindeki ortalama nötron akı yoğunluğuna oranı.

Advantage and disadvantage : Artılar ve eksiler. Lehte ve aleyhte.

 

At a disadvantage : Daha düşük bir noktada. Dezavantajlı olma. Daha aşağı pozisyonda.

Be at a disadvantage : Dezavantajlı olmak. Zarar verici bir durumda olmak. Olumsuz bir durum veya koşulda olmak.

Disadvantageously : Yoksun bir şekilde. Avantajsız bir şekilde. Dezavantajlı bir şekilde. Mahrumca. Ayrıcalıksız bir şekilde. Sakıncalı olarak. Aleyhte bir şekilde. Zararlı bir biçimde. Muhtaç bir şekilde.

Disadvantageousness : Sakıncalı oluş. Dezavantaj. Dezavantajlılık. Mahzurluk. Sakınca.

Disadvantaged : Zarar görmüş. Zarar gören. Avantajsız. Ayrıcalıksız. Muhtaç. Mahrum. Dezavantajlı. Yoksun.

Disadvantage : Zarar vermek. Dezavantaj. Mahzur. Kayıp. Aleyhte durum. Götürü. Zarar. Kusur. Bir kişi, nesne, durum ya da koşula karşı olan, başarı ya da kazançta engelleyici etkisi bulunan özellikler.

Disadvantageous : Zararlı. Zararına. Aleyhte. Sakıncalı. Elverişsiz. Mahzurlu. Dezavantajlı.

İngilizce Disadvantages Türkçe anlamı, Disadvantages eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Disadvantages ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inexpediency : Yersizlik. Uygunsuzluk. Gereksizlik. Faydalı olmama. Yararsızlık. Münasebetsizlik.

Unprofitability : Verimsizlik.

Bads : Kokuşmuş. Şanssızlık. Aynasız. Kötü mallar. Kötü. Küfürlü. Doyumsuzluk varsayımının geçersiz olduğu, diğer bir deyişle daha azı daha çoğundan daha fazla fayda sağlayan, hormonlu et, kirli hava gibi mallar. Yıkım.

Detriment : Hasar. (yurt vb) oda tamir tazminatı. Muzır. Zarar ziyan. Muhatara. Ziyan.

Harmful : Zararlı. Ziyankar. Tahriş edici. Muzır. Fena. Dokuncalı. Kötü.

 

Inexpedient : Amaca uygun düşmeyen. Münasebetsiz. Yersiz. Akılsız. Uygunsuz. Uymaz. Yararsız. Akılsızca. Amaca uymayan. Elverişsiz.

Bad : Rahatsız. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Kötü. Sert. Kokuşmuş. Fena. Kem. Berbat.

Damage : Değerini düşürmek. Yıkım-döküm. Ziyan. Bir malda kırılma, dökülme, bozulma gibi istek dışı nedenlerle ortaya çıkan zarar. Hasar. Zedelemek. Hasara uğratmak. Zarara sokmak. Zarara uğratmak.

Disadvantageousness : Dezavantajlılık. Mahzurluk. Sakınca. Sakıncalı oluş.

Depredation : Değer düşüklüğü. Hasar verme. Soygunculuk. Hasar. Hasara uğratma. Yağma. Tahribat. Yağmalama. Talan.

Disadvantages synonyms : nuisance value, unfavorable position, unfavourableness, unfavorableness, devastation, banes, bane, detriments, deficits, average, drawback, damages, shortcoming, devastations, deficit, inexpedience, downside, defect, handicap, loss, inopportune, disadvantage, negative aspects, handicaps, derogation, awkwardness, damnum, drawbacks, unprofitableness, deprivation, limitation, negative, minus.

Disadvantages zıt anlamlı kelimeler, Disadvantages kelime anlamı

Advantage : Üstünlük sağlayan şey. Avantaj. Futbol, bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. İyilik. Fayda. Bir kişi, nesne, durum ya da koşuldan yana olan, başarı ya da kazançta yardımı dokunan olumlu özellikler, bkz.götürü. Çıkar. Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma. Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın, topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu. İstifade.

Favorableness : Olumluluk. Taraftarlık. Kazanç. Yararına olma. Faydalılık. Benzerlik. Pozitif olma. Cana yakınlık. Fayda. Müsaitlik.

Profitability : Fayda. Rantabilite. Bir işletme veya yatırım projesinin kar elde etme kapasitesi veya potansiyeli. krş. rantabilite bk. kar oranı 1. Kazançlılık. Karlılık. Faydalılık. Verimlilik.

Disadvantages antonyms : expediency, expedience, asset, profitableness, reward, harmless, opportune, advantageous, expedient.