Disadvantage türkçesi Disadvantage nedir
- Zarar vermek.
- Zarar.
- Bilgisayar alanında kullanılır.
- Mahzur.
- Kayıp.
- Bir kişi, nesne, durum ya da koşula karşı olan, başarı ya da kazançta engelleyici etkisi bulunan özellikler.
- Sakınca.
- Götürü.
- Aleyhte durum.
- Kusur.
- Yarar yitimi.
- Dezavantaj.
- Çekince.
Disadvantage ile ilgili cümleler
English: Advances in science and technology and other areas of society in the last 100 years have brought to the quality of life both advantages and disadvantages.
Turkish: Son 100 yılın bilim ve teknoloji ve topluluğun diğer alanlarındaki gelişmeler hayat kalitesine hem avantajlar hem de dezavantajlar getirdi.
English: The European Union has 24 official languages. But important texts are often available only in three languages: English, French and German. This constitutes a disadvantage for anyone who isn't versed with any of these languages. It's already high time to think about a neutral, common bridge language.
Turkish: Avrupa Birliği'nin 24 resmi dili vardır. Ancak önemli metinler çoğu kez yalnızca şu üç dilde mevcuttur: İngilizce, Fransızca ve Almanca. Bu durum, bu dillere aşina olmayanlar için bir dezavantaj teşkil etmektedir. Ortak ve tarafsız bir köprü dil üzerinde çalışmanın zamanı çoktan gelmiştir.
English: Both types have advantages and disadvantages.
Turkish: Her iki türün avantajları ve dezavantajları var.
English: For him, divorce is a good invention, with one sole disadvantage: you have to get married first.
Turkish: Onun için boşanma tek dezavantajla iyi bir buluş: ilk önce evlenmek zorundasın.
English: His bad health is a great disadvantage to him.
Turkish: Kötü olan sağlığı onun en büyük dezavatajıdır.
Disadvantage ingilizcede ne demek, Disadvantage nerede nasıl kullanılır?
Disadvantage factor : Reaktör hücresinde bulunan bir madde içindeki ortalama nötron akı yoğunluğunun, yakıt içindeki ortalama nötron akı yoğunluğuna oranı. Dezavantaj etkeni.
Advantage and disadvantage : Artılar ve eksiler. Lehte ve aleyhte.
At a disadvantage : Daha düşük bir noktada. Dezavantajlı olma. Daha aşağı pozisyonda.
Be at a disadvantage : Zarar verici bir durumda olmak. Dezavantajlı olmak. Olumsuz bir durum veya koşulda olmak.
Disadvantaged : Dezavantajlı. Mahrum. Ayrıcalıksız. Zarar görmüş. Yoksun. Avantajsız. Muhtaç. Zarar gören.
Disadvantageous : Sakıncalı. Mahzurlu. Dezavantajlı. Zararlı. Elverişsiz. Aleyhte. Zararına.
Disadvantages : Dezavantajlar. Dezavantaj. Aleyhte durum. Zarar.
Disadvantageously : Avantajsız bir şekilde. Yoksun bir şekilde. Aleyhte bir şekilde. Zararlı bir biçimde. Sakıncalı olarak. Muhtaç bir şekilde. Dezavantajlı bir şekilde. Ayrıcalıksız bir şekilde. Mahrumca.
Advantages and disadvantages : Artılar ve eksiler. Lehte ve aleyhte.
Disadvantageousness : Dezavantajlılık. Sakıncalı oluş. Sakınca. Mahzurluk. Dezavantaj.
İngilizce Disadvantage Türkçe anlamı, Disadvantage eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Disadvantage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Damages : Masraf. Tazminat. Fiyat. Ziyan bedeli. Zarar bedeli. Zarar ziyan tazminatı. Zarar ziyan.
Unprofitability : Verimsizlik.
Single out : Birer birer almak. Belirlemek. Ayrı tutmak. Seçmek. Aralarından seçmek. Seçmek (diğerlerinden birini). Ayırmak. Seçip ayırmak.
Endamage : Bozmak. Zayıflatmak. Yaralamak. İncitmek. Kötülük etmek.
Endamages : Bozmak. İncitmek. Kötülük etmek. Yaralamak. Zayıflatmak.
Babe in the woods : Ağzı süt kokan kimse. Masum. Süt çocuğu. Ana kuzusu. Süt kuzusu. Acemi çaylak. Kaybolmuş. Ormandaki bebek. Muhallebi çocuğu.
Inexpediency : Faydalı olmama. Yersizlik. Gereksizlik. Yararsızlık. Münasebetsizlik. Uygunsuzluk.
Cavil : Bahane. Şikayetçi olmak. Bahane aramak. Kusur bulmak. İtiraz. Tartışmak (önemsiz şeyler üzerinde).
Inferiority : Adilik. Aşağılık. Bayağılık.
Detriments : (yurt vb) oda tamir tazminatı. Ziyan. Muhatara. Zarar ziyan. Muzır. Hasar.
Disadvantage synonyms : nuisance value, unfavourableness, unfavorable position, unfavorableness, decrements, incommodity, disabilities, inexpedience, gone, neglect, lump sum, abstract syntax tree, defects, average, deficit, endamaging, derogation, bad, drawbacks, encroach, culpae, losses, accent bar, lacking, bring damage, deprivation, by the job, accent char, objection, bane, access mechanism, by the piece, hinder.
Disadvantage zıt anlamlı kelimeler, Disadvantage kelime anlamı
Advantage : Menfaat. Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın, topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu. Getiri. Çıkar. Futbol, bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. İyilik. İstifade. Fayda. Yarar. Üstünlük sağlayan şey.
Favorableness : Taraftarlık. Yararına olma. Fayda. Cana yakınlık. Tatminkarlık. Uygunluk. İyi niyetlilik. Benzerlik. Faydalılık. Çıkar.
Profitability : Bir işletme veya yatırım projesinin kar elde etme kapasitesi veya potansiyeli. krş. rantabilite bk. kar oranı 1. Faydalılık. Fayda. Karlılık. Kazançlılık. Rantabilite. Verimlilik.
Disadvantage antonyms : expediency, expedience, asset, profitableness, reward.
Disadvantage ingilizce tanımı, definition of Disadvantage
Disadvantage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Unfavorable or prejudicial quality, condition, circumstance, or the like. Deprivation of advantage. To be detrimental to. That which hinders success, or causes loss or injury. To injure the interest of.

Bu kısımda Disadvantage kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Disadvantage ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Disadvantage anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Disadvantage ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.